| Zehirli denizanası toplar ve onlara şarkı söylerdim. | TED | اعتدت التقاط القناديل اللاسعة ذات السم القاتل والغناء لهم. |
| denizanası ormanıyla savaşıyor. | Open Subtitles | لقدد دخل فى عراك فى غابه القناديل |
| Bu dev denizanaları insanı büyülüyorlar. | Open Subtitles | هذه الحشود الضخمة من القناديل إنها ساحرة |
| Çünkü bu denizanaları suyun ısısındaki değişimlere karşı son derece hassaslar. | Open Subtitles | فهذه القناديل تمتلك حساسية مفرطة للتغيرات على درجة حرارة الماء |
| Ayrilinca kücük medüzler olduklari ortaya cikiyor. | Open Subtitles | بينما تقوم بالانقسام، تبدأ في اتخاذ شكل مصغر من القناديل الشائعة، |
| Benim için güzel bir gülümsemesi ve benim gibi deniz analarını sevmesi. | Open Subtitles | بالنسبة لي، يجب ان تكون لها ضحكة جذابة، وبالتأكيد، تشاركني في القناديل. بالطبع. |
| Okyanusta sürüklenerek geçen bir hayat yalnızlık manasına gelebilir ama bu denizanası için değil. | Open Subtitles | الحياة المنقضية بالإنجراف في المحيط المفتوحقدتكونانعزالية... ... لكن ليس لتلك القناديل. |
| - Hayır, denizanası, denizanası, denizanası, hayır! | Open Subtitles | - لا، القناديل في البحر. ، القناديل، لا! |
| Bu bir altın denizanası. | Open Subtitles | إليكم القناديل الذهبية |
| Çok yüksek bir rakam gibi görünmüyor olabilir ama denizanaları için bu bir felaket demektir. | Open Subtitles | قد يبدو معدلاً بسيطاً لكن لهذه القناديل كانت كارثية |
| Çünkü denizanaları ve köpekbalıklarının arkadaşlıktan uzak durması gerektiğini okumuştum. | Open Subtitles | لأنني قرأت أن الصداقه تُبعد القناديل والقروش |
| Köpekbalıkları, denizyıldızları, kedi balığı, denizanaları. | Open Subtitles | حسنا ، هناك أسماك القرش والثعابين أشعة الراي اللساع ، القناديل... |
| Ilkbaharin sonlarinda, bebek medüzler tamamen büyümüs olurlar. | Open Subtitles | في أواخر الربيع، تكون القناديل الصغيرة قد بلغت تماماً. |
| - Deniz analarını gerçekten geçtiniz mi? | Open Subtitles | هل انت فعلا عبرت غابه القناديل |