| Yine de radikal bireyselcilik yalanından en çok faydalananların, baskı sistemleri olduğunu biliyoruz. | TED | مع ذلك، نعرف بأنه نظام للإضهاد والقمع يستفيد من النزعة الفردية المتطرفة. |
| Üniversitelerde radikal örgütler kurmak için öğrencilerle görüşürdü. | Open Subtitles | نشاط تجنيد الطلاب فى المنظمات المتطرفة داخل الحرم الجامعي |
| Sola meyilli işçi örgütleri yasaklandı radikal gruplar mahkemeye verildi ve gösteriler zorla dağıtıldı. | Open Subtitles | طُردت منظمات العمل اليسارية اُتهمت الجماعات المتطرفة وفُضت الإعصامات |
| Tohumlar gibi aşırı çevresel koşullara dayanabilirler. | TED | و مثل البذور فهي تتحمل الظروف البيئية المتطرفة. |
| İten etkenler temel olarak sizi radikalleşme sürecine, şiddet yanlısı aşırı gruplara katılmaya açık hâle getiren şeylerdir. | TED | وعوامل الدفع هي ما تجعلكم عرضة للتحول إلى التطرف، والانضمام إلى الجماعات المتطرفة العنيفة. |
| En iyi uyum doğrusunu bulmak için aykırı değerleri nasıl eleriz? | TED | كيف نقضي على القيم المتطرفة بحيث نحصل على الخط الملائم؟ |
| Bu uç fiziksel ve kimyasal parametreler çok özel biyolojilerin gelişmesine sebep oluyor. | TED | وهذه الطبيعة الفيزيائية والكيميائية المتطرفة تجعل من الكائنات التي تعيش فيها مميزةً جداً. |
| Ayrılıkçıların amaçlarını destekleyen çeşitli yeraltı radikal yayınlarının başlamasında, para yardımında bulunmuş. | Open Subtitles | من الأسلحة والبترول وقام بطباعة العديد من النشرات المتطرفة مدافعاً عن الحركة الانفصالية |
| Ya ziyaret ettiği radikal dinci siteler? | Open Subtitles | ماذا عن المواقع المتطرفة التي كان يزورها على الأنترنت؟ |
| radikal bir hayvan hakları grubunu araştırabiliriz. | Open Subtitles | لأن هذا العمل يمكن أن يكون من طرف أحد جماعات حقوق الحيوان المتطرفة |
| Bu radikal iklim değişimlerinde hayatta kalabilmek için atalarımızın ne kadar becerikli olması gerektiğini bir düşünün. | Open Subtitles | تخيلوا كم كان يجب على أسلافنا أن يكونوا واسعي الحيلةِ كي ينجو من هذه التغيرات المتطرفة في الطقس. |
| radikal eğilimli bir garson ...sabah işe geliyor, on dakika sonra ayrılıyor. | Open Subtitles | النادل ذو الميول المتطرفة الذي أتى لعمله هذا الصباح، ثم غادر بعد عشر دقائق. |
| O da kardeşinin radikal eğilimlerini askıya aldığını bilmeden nakit para karşılığı bu işi kabul etti. | Open Subtitles | الذي وافق على التمويل غير مدرك أن أخاك قد تخلى عن أفكاره المتطرفة |
| radikal hükümet karşıyı internet sitelerinin başından beri destekçisi. | Open Subtitles | وقد أصبح ناشطاً اساسيا على المواقع المتطرفة المناهضة للحكومة منذ ذلك الحين |
| Parayı da büyük bir ihtimalle bir nevi aşırı harekat için kullanacaklar. | Open Subtitles | على الأرجح أنهم يستخدمون الأموال لبعض الأعمال المتطرفة. |
| Lois'in aşırı estetik müdahaleyle ilgili iftira dolu makalesinde üc kere yanlış yazdığı kelime. | Open Subtitles | وهي كذلك الكلمة التي أخطأت لويس في تهجينها 3 مرات في مقالتها عن عمليات التجميل المتطرفة |
| aşırı eğilimler gösteren psikosomatik rahatsızlıklar uzmanlık alanımızdır. | Open Subtitles | نحن متخصصون في الأمراض النفسانية الجسدية المتعلقة بالميول المتطرفة |
| Bu aykırı değerler, aykırı değer olarak kalacaklar. | Open Subtitles | هؤلاء القيم المتطرفة سوف يبقون القيم المتطرفة. |
| aykırı değerleri hesaplamadı ki o da- 6.4 milyarda bir. | Open Subtitles | يضبط القيم المتطرفة و التي تأخذنا إلى واحد في 6.4 مليار |
| Ben yazarım ve uç karakterler her zaman ilgimi çeker. | Open Subtitles | فكما ترى أنا كاتبة و الشخصيات المتطرفة دائما ماتفتنني |
| Onun radikalci görüşlerini biliyor muydunuz Profesör? | Open Subtitles | -أكنت تعلم عن وجهات نظره المتطرفة يا دكتور؟ |