| Üretim artışına dair iyimser varsayımlarınız olsa bile, o ince tersine dönüşü yapacak. | TED | وحتى بوجود بعض الافتراضات المتفائلة حول نمو الإنتاج، فسيؤدي ذلك إلى تحول طفيف. |
| Belki bana idealist diyeceksiniz fakat ben kendime 'iyimser işletmeci' diyorum. | TED | يمكنكم وصفي بالمثالية؛ أنا أسمي نفسي بالعاملة المتفائلة. |
| Ki bu yine üretim artışına dair iyimser varsayımlar yaparsak. | TED | وذلك مع وجود تلك الافتراضات المتفائلة حول نمو الإنتاج. |
| Bu hasta insanlara iyimser inançları yutturuyorsun ki hastaların da dışarıdakilerden farkı yok çünkü senden de hiçbir farkları yok. | Open Subtitles | تخدع المرضى ..بتلك الأفكار المتفائلة وأن لا فرق بينهم ..وبين الناس خارج المصحة لأنه لا إختلاف بينك وبينهم |
| "Şu hayallere bak dostum, yükselen ruhlara bak, heyecanlara bak." | Open Subtitles | "انظر إلى هذه الأحلام يا صديقى وتلك الأرواح الولهانة, وهذه الغيلان المتفائلة" |
| "Şu hayallere bak dostum, yükselen ruhlara bak, heyecanlara bak." | Open Subtitles | انظر إلى هذه الأحلام يا صديقى وتلك" "الأرواح الولهانة, وهذه الغيلان المتفائلة |
| İyimser olacağımı ummuyorsunuz, değil mi? | Open Subtitles | إنكما لا تأملان في أنّ أكون المتفائلة هنا، أليس كذلك؟ |
| Bu seni şaşırtabilir, ama bu kasabadaki tek iyimser sen değilsin. | Open Subtitles | ربّما يفاجئك ذلك، لكنّك لست المتفائلة الوحيدة في البلدة. |
| En iyimser planlarımızı bile aşmışsın. Hem de büyük bir farkla. | Open Subtitles | لقد تفوقت على أقصى توقعاتنا المتفائلة |
| Bayan Dodd'da, benim geleceğe olan iyimser bakışım yok. | Open Subtitles | -بدت منزعجة سيدة "دود" لا تشاركني نظرتي المتفائلة للمستقبل |
| İyi arkadaşım Charlotte'a daima aşka inanan tanıdığım en iyimser insana. | Open Subtitles | صديقتي المخلصة (تشارلوت)، المتفائلة إلى الأبد، التي تؤمن بالحب دوماً |
| Der; ailenin iyimser şahsiyeti. | Open Subtitles | قول المتفائلة بالعائلة |
| Her zaman iyimser oldun. | Open Subtitles | لطالما كنتِ أنتِ المتفائلة |
| Afganistan'ın bu iyimser bir gelecek vizyonu | Open Subtitles | تم الاحتفال بالرؤية المتفائلة |
| Bunun bir zorluk olduğunu düşünüyoruz, ama iyimser bir liderlik için, direnme yerine -- teknolojiye direnme, belki taksi endüstrisi veya tramvay endüstrisi gibi -- onu kucaklamalı ve geleceğin bir parçası olmalıyız. | TED | و كيف نفكر في هذا الموضوع هو أنه تحدي، ولكن واحدة للقيادة المتفائلة ، حيث بدلا من المقاومة -- مقاومة التكنولوجيا ، ربما مثل صناعة سيارات الاجرة ، أو صناعة العربات- علينا أن نغتنم هذه الفرصة أو أن نكون جزءا من المستقبل . |