| Yaptığımız ilk projelerden birisi Kopenhag'daki Liman banyolarıydı. Kamusal alanın suyun içine doğru devam etmesi gibi. | TED | واحد من أول المشروعات التي قمنا بها كان عبارة عن حوض استحمام المرفأ نوع من تواصل الملكية العامة وصولاَ للمياه |
| limana indiğimde, yüzmeye gittim ve birisi bunu bana ödünç verdi. | Open Subtitles | عندما ذهبت إلى المرفأ سبحت وأعارني إياها أحدهم |
| rıhtım kenarında bir yer değildi. Yoksa hatırlardım. | Open Subtitles | لم يكن ذلك بجانب المرفأ , كنت سأتذكر ذلك |
| Tüm personel en geç 18:45'te iskelede olmak zorundadır. | Open Subtitles | على الموظفين دون إستثناء, أن يتواجدوا على رصيف المرفأ 6: 45 دقيقة مساء |
| Ertesi gün cesedini limanda buldular. | Open Subtitles | في اليوم التالي استخرجوا جثته من المرفأ. |
| rıhtıma, yat limanına ulaştık tekneyi falan da bulduk, peki ya sonra? | Open Subtitles | وعبرنا حوض السفن نحو المرفأ ووجدنا قاربًا وكل شيء، وماذا بعد؟ |
| Bayanlar baylar, iskeleye giden son servis beş dakika sonra kalkıyor. | Open Subtitles | سيداتى وسادتى, اّخر مكوك إلى المرفأ يغادر بغد 5 دقائق |
| Parayı saat 5:00'da elden teslim etmemizi istiyor. Yarın, 21. rıhtımda. | Open Subtitles | يريد ان يصله المال باليد الخامسة مساء الغد، عند المرفأ 21 |
| Ve bu Liman banyosunun ortasına da gerçek Küçük Deniz Kızı'nı yerleştireceğiz. | TED | ووسط هذا النوع من مياه حوض استحمام المرفأ سنقوم حقيقة بوضع حورية البحر الصغيرة الحقيقية |
| Yangın başladığında sadece Liman bekçisi varmış gemide. | Open Subtitles | فقط مراقبى المرفأ هم من كانوا عليها وقت الحريق |
| Spartacus, Brundusium'un Liman bölgesinde ambarlar var... ama bütün filoyu beslemeye yeterli değil. | Open Subtitles | سبارتاكوس منطقة المرفأ في برنديزي فيها مستودعات طعام لكن لا تكفي لتزويد الأسطول كله |
| - Şimdi de ölü ve bizim hemen limana gitmemiz gerekiyor. | Open Subtitles | و الآن هي ميتة . و علينا الوصول إلى المرفأ |
| limana yeni geldik. Herşey yolunda mı? | Open Subtitles | لقد وصلنا إلى المرفأ الآن هل كل شيء بخير؟ |
| 23:00 sularında balıkçı tekneleri limana yanaştı. | Open Subtitles | عند الساعة الـ 00 : 11 ليلا قارب الصيد سيرسو على المرفأ |
| Liman vergileri, iskele ücretleri, rıhtım nakliyesi ve, Tanrı esirgesin, kılavuzluk ücreti. | Open Subtitles | تعريفات الميناء وأجور الرسو معالجة رصيف المرفأ فلتساعدنا السماء, قبطانيه |
| rıhtım güvenliği Sahil Güvenlik ve Donanma bu araçtan ve yerinden haberdarlar. | Open Subtitles | ،لقد أطلع مسؤولو المرفأ و خفر السواحل و البحرية . على هذا الموقع |
| 19:00'a kadar herkes iskelede olmalı. | Open Subtitles | على الجميع أن يتواجدوا على رصيف المرفأ قبل رحلة العودة الساعة السابعة مساءا |
| Buraya gelirken, limanda bir tekne görmüştük. | Open Subtitles | لقد رأينا قارب في المرفأ ونحن في الطائرة |
| Bir kızı öldürüp rıhtıma atmıştı. | Open Subtitles | إنه, قد قتل فتاة, وتركها على رصيف المرفأ |
| Sen iskeleye gidiver. Onları görünce şapkanı sallarsın. | Open Subtitles | إذهب إلى رصيف المرفأ وعندما تراهم لوّح بقبعتك |
| Patlama olduğunda rıhtımda olmadığımız için çok şanslıyız. Hepimiz geberirdik. | Open Subtitles | من حظنا أننا لم نتواجد على ذلك المرفأ حين انفجر و إلاّ لتعرّضنا للقتل |
| Burada sanayiyi temsil eden kocaman bir dişli var, limanı temsil eden bir gemi var, ve kocaman bir buğday sapı mayalama sanayisine hürmetini sunuyor. | TED | يوجد تروس عملاقة ترمز إلى الصناعة و سفينة تعبر عن المرفأ ساق عملاقة من القمح. تكريماً لصناعة التخمير |
| Neden önce kayıkhaneye bakıp sonra ne yapacağımıza karar vermiyoruz? | Open Subtitles | لمَ لا نذهب فحسب إلى المرفأ وحينها نقرر ما نفعل |
| Veresiye biraz ot aldım ve limanın orda kaybettik... | Open Subtitles | اشتريت بعض من المخدرات غلى ان ادفع لاحقا ومن ثم فقدناها في المرفأ |
| Gitmeye çalıştı, o da Rıhtımı havaya uçurdu. | Open Subtitles | حين حاولت الرحيل قام بتفجير المرفأ |
| Adamların gemiden ayrıldığından emin olun. | Open Subtitles | سلامة الرجال على السفينة وسأراك عند الاانطلاق من المرفأ |
| limandan önce ayrılırlarsa onlara yetişemem | Open Subtitles | لن يسعني مجارتهم بمجرد خروجهم من المرفأ. |