| Ülkemde, barbarlar ve hırsızlara verilen ceza baskın eli almaktır. | Open Subtitles | الكثير من المخربين واللصوص في بلدي نأخذ منهم اليد المسيطرة |
| baskın gözü uzağa odaklamak için kullanılır ve diğer göz yakına odaklanır. | TED | تعمل بمبدأ العين المسيطرة للتركيز بعيداً والعين الأخرى للتركيز بالقرب. |
| Genelde baskın kişilik her şeyin farkındadır. | Open Subtitles | حسنا,في العادة الشخصية المسيطرة تكون مدركة لكل شئ |
| kontrolün onda olduğunu düşünsün. | Open Subtitles | لنجعلها تظل على اعتقدها بأنها هي المسيطرة |
| Şimdilik kontrolün onda olduğu izlenimini veriyorum. Eh, çok ikna edicisin. Teşekkür ederim. | Open Subtitles | الآن انا ادعها تعيش وهم انها المسيطرة علي الوضع حسنا , انت مقنع جدا شكرا لك |
| Aslında grubun birliği için dominant dişi oldukça önem arz ediyor. | TED | في الحقيقة، إن الأنثى المسيطرة مهمة جداً من أجل ترابط المجموعة. |
| Bu oyunu apaçık Elliot Richards Kontrol etti. Hava atışından beri. | Open Subtitles | منذ اللحظات الأولى , كان إليوت القوة المسيطرة في مباراة الليلة |
| Ve unutmayın, bir DHD ile, kendi üssümüzü baskın işler geçit haline getirebiliriz. | Open Subtitles | مع دي اتش دي يمكن أن نضمن أن بوابتنا هي المسيطرة |
| İki baskın erkeği çözmek kolay olmayacak. | Open Subtitles | ذكران من الشخصيات المسيطرة لن يكون التغلب عليهما سهلا |
| Otoriteyle sorunları olan, içine kapanık, ve baskın karakterlerle ilişki kuramayan kadınları Kontrol edin. | Open Subtitles | ابحثوا عن نساء منعزلات لديهم مشاكل مع السلطة و لا يستطيعون التفاعل مع الشخصيات المسيطرة |
| Belki de Triffidlerin baskın ırk olduğunu kabullenmemiz gerekecek. | Open Subtitles | ربما يجب أن نقبل بالترايفد لأنها المسيطرة |
| Yani, bunun benim baskın kişiliğim kadar etkili olmadığını biliyorum ama tıpkı-- | Open Subtitles | أعني,أعرف أنه ليس بنفس فعالية شخصيتي المسيطرة |
| Avrupalı bir gelenek ve de en doğru yöntem el değiştirerek baskın elle kendini beslemektir. | Open Subtitles | هذا هو العرف الأوروبي ، والأنسب للتبديل و من ثمّ إطعام النفس بواسطة اليد المسيطرة |
| Bildiğin gibi kontrolün bende olmasını severim. | Open Subtitles | حسنا، كما تعلمي أنا أحب أن أكون المسيطرة |
| kontrolün kendisinde olduğunu sandı. | Open Subtitles | ظنت نفسها المسيطرة |
| kontrolün sende olduğunu bilmiyordum. | Open Subtitles | لم أدرك أنكِ المسيطرة هنا |
| dominant dişi yolu bir astına verdiğinde bunu nezaketten yapmıyor. | TED | عندما تفسح الأنثى المسيطرة المجال لمرؤوس، إنه ليس من قبيل الكياسة. |
| 50 yıl kadar önce, yeni dominant medya hakkındaki tartışma şiddetleniyordu: televizyon. | TED | قبل أكثر من 50 عامًا، كان النقاش محتدمًا حول وسيلة الإعلام المسيطرة حديثًا، التلفاز. |
| Milgram'ın çalışması bireysel otoritenin insanları Kontrol etmesi hakkında. | TED | لقد ركّزت دراسة ملجروم على الفرد كمصدر للسلطة المسيطرة على الناس. |
| davranissal bakimdan Kontrol altina alinmis bir durumda. Ve davranissal tasarim, herseyi Kontrol altina aldigimiz hissi ile ilgili bir sey, | TED | ويسيطر عليه الجانب السلوكي والتصميم السلوكي يعتمد كلية على المشاعر المسيطرة |