| Gözün, zeki bir tasarımcı tarafından dizayn edildiği kavramını bitirdiğinizi iddia ediyorsunuz. | Open Subtitles | أدعى إنه سيدحض الفكرة بأن العين كانت مصنوعة من قبل المصمم الذكي. |
| Bu güzel bir su şişesi -- kiminize tanıdık -- tasarımcı Ross Lovegrove tarafından yapılmış. | TED | هذه عبوة مياه جميلة ربما يعرفها بعضكم انها من صنع المصمم روس لوفيجروف |
| Bu onlardan sadece bir tanesi: Bu Mimar Frank Gehry'nin, Abu Dabi'deki Guggenheim'a öncüsü. | TED | هذه واحدة : هذا هو فرانك جيري المصمم المعماري لمتحف غوغنهايم في أبوظبي. |
| Aynı şekilde Mimar, Haybridge'i, ve Nevelson Ctracting'i. | Open Subtitles | كما هو الحال مع مبنى هايبردج، المصمم و نيفلسون كتراكتنج لدينا دافع مشترك وعدة مشتبه بهم |
| Fabrika tasarımcının içindeydi ve gerçekten tasarımcı da fabrika içinde. | TED | كان المصنع المصمم و المصمم كان حرفيا في المصنع |
| Aynen amcamın tek kişi için tasarlanmış telefonu kullanış şekli gibi. | TED | إنها تماما الطريقة التي يستخدم بها عمي الهاتف المصمم لشخص واحد. |
| Mesela buna bakıp ' Evet bu bir tasarımcı bisikleti' demezdiniz bir tasarımcı bisikleti titanyum ve molibdenumdan yapılmıştır | TED | لا يمكنك أن تنظر إلى هذه وتقول عنها دراجة مصمم دراجة المصمم مصنوعة من التيتانيوم أو الموليبدينوم |
| Ve tasarımcı ile bilim adamı arasındaki bu tür bir ilişki ben okulda iken başladı. | TED | وهذا النوع من العلاقه بين المصمم والعالم بدأ منذ كنت في المدرسه. |
| Mimar, proje mühendisi, 3 düzine şehir plancısı ve benim atladığımı bir öğrenci mi bulmuş? | Open Subtitles | يقوم طالب بكتشاف خطأ لم يره المصمم و مهندسوا المشروع وثلاث من مجموعات التفتيش المدنية، هل فاتني شيء؟ |
| Hem, kim bilir bu Mimar hayatının aşkı olabilir. | Open Subtitles | و لطيبتي , من يعلم ؟ أن ذلك المصمم يمكن ان يكون نصيبها الحقيقي |
| Mimar, direncin birçok surete dönüşebileceğini söylemişti. | Open Subtitles | قال المصمم المقاومة يمكن أن تأخذ أشكال عديدة |
| Ve bu gelişmeler vasıtasıyla, benim laboratuvarım, sanatçının, tasarımcının, bilim adamının veya iş adamının hangi rolde olduğunu sorguluyor. | TED | وخلال هذه التطورات، تساءل مختبري، ماهي القواعد والمسئوليات التي تقع على عاتق الفنان أو المصمم أوالعالِم أو رجل الأعمال؟ |
| Profosyonel madenciler, bulmacaları hızlıca çözmeleri için tasarlanmış, özel donanımlı bilgisayar sistemleri kullanıyorlar. | TED | إن عاملي المناجم، عاملي المناجم المهنيين، يستخدمون أجهزة خاصة المصمم لحل الأحجية بسرعة شديدة. |
| Tasarımcıyı arıyorum. | Open Subtitles | سأبحث عن المصمم |
| Şimdi dünyanın önde gelen biyolojik silah tasarımcısı. | Open Subtitles | انه الآن المصمم الرئيسي للاسلحة البيولوجية في العالم. |
| Projenin baş mimarı benim ve daha 30 yaşındayım. | Open Subtitles | الذى أنا المصمم الرئيسى فيه. |
| Tebrikler, kendine yetenekli bir stilist buldun. | Open Subtitles | تهانينا، يبدو أنك وجدت نفسك المصمم موهوب جدا. |
| Bu tasarım sürecinde, tasarımcı insan et ve kemiğini tasarlıyor, biyolojik vücudun kendisini, buna sinir sistemi ve teknoloji arasındaki biyodirektif iletişimi sağlayacak sentetik tasarım ekleniyor. | TED | في عملية التصميم هذه، يقوم المصمم بتصميم اللحم والعظم البشري، كما الجسم البيولوجي نفسه، بحيث تدخل فيه مواد مصنعة خصيصًا لتعزيز التواصل في الاتجاهين بين الجهاز العصبي والأطراف التي تم تركيبها. |
| George da tasarımcımız. | Open Subtitles | و "جورج" هو المصمم. |
| Kulübe gitmeden önce bize tüm bu kıyafetleri veren bir tasarımcıyla tanıştık. | Open Subtitles | ، قبل ذهابنا للنادي ، تقابلنا مع هذا المصمم . الذي أعطانا كل هذه الملابس بدون مقابل |
| Umarım mimara uğurlu gelir. Kardeşlerin ve ben ayrıntılı bir rapor bekliyoruz. | Open Subtitles | ربما تجلب لك الحظ السعيد مع المصمم أنا واخواتك نتوقع منك تقرير كامل |
| Grafik tasarımcı da logo tasarımı örneklerini gönderecek. | Open Subtitles | واو و المصمم الجغرافي وسيرسل لنا بعض الشعارات العلاجية |
| Baylar bayanlar, Bayan Asyalı Grafiker huzurlarınızda, Caitlin Bree. | Open Subtitles | سيداتي وسادتي السيده المصمم الآسيوي بنفسها كيتلن براي |