| Bu Sıkıntılı zamanlarda bir adamı hain ilan etmek kolaydır. | Open Subtitles | فى هذه الأوقات المضطربة من السهل تسمية أى رجل خائن |
| Kültürümüzün şu sıralar bu kavramla az çok Sıkıntılı bir ilişkisi olduğunun farkındasınızdır. | TED | قد تكونوا لاحظتم بأن لدى ثقافتنا شيئًا من العلاقات المضطربة مع هذا المفهوم حاليًا. |
| Senin bu Sıkıntılı aurana şu an nasıl bir tepki vereceğinden emin değilim. | Open Subtitles | لست متأكدة كيف سيستجيب الى الهالة المضطربة حولك الان |
| Bu ülkenin Sorunlu insanlarına çözüm getirebilirsin. | Open Subtitles | ويمكن أن إحلال السلام عظيم لجميع الناس المضطربة من هذه الأرض. |
| Perişan olmuşların Sorunlu hayatlarını burada kolaylaştırıyorum. | Open Subtitles | هنا أقضي يومي بمساعدة ذوي المشاعر المضطربة خلال حياتهم الواقعة في المشاكل |
| Bu Sorunlu bölgeye barışı getiren kişinin sen olduğuna ikna olduk. | Open Subtitles | نحن مقتنعون أنك الشخص الذي يمكنه أخيرا أن يجلب السلام للمنطقة المضطربة |
| Bu şehri Sıkıntılı kalplerden arındırmak için geri dönmüştüm. | Open Subtitles | لقد عدتُ لهذه المدينة لأطهّر القلوب المضطربة |
| Açıkçası, Sıkıntılı falan değilim. | Open Subtitles | حسنا، من الواضح، وأنا لا المضطربة. |
| - Sıkıntılı çocuklar mı? | Open Subtitles | المضطربة أطفال؟ نعم. |
| - Sıkıntılı zamanlar. | Open Subtitles | الأوقات المضطربة. |
| Sam Amca'nın yaptığı gibi, Sorunlu taşralara gideceğiz. | Open Subtitles | تماما مثل العم سام يا أخي حيث سنجند الأحياء المضطربة |
| Ruhun ölümden sonra var olduğuna ve Sorunlu ruhların kendilerini gösterdiklerine inanıyorum. | Open Subtitles | أعتقد بأنّ الأرواح تبقى حيّة بعد الموت و الروح المضطربة قد تُظهر نفسها |
| Hem de Sorunlu çocuklarla çalışmamıza rağmen. | Open Subtitles | على الرغم من أننا نفعل العمل مع المراهقين المضطربة. |
| Porno sitelerinde gördüğüm güzel, Sorunlu İskandinav gençler gibi görünüyorsun. | Open Subtitles | أنت تبدين وكأنك واحدة من الجميلات ، المضطربة الشابات الاسكندنافية الذين رايتهم على المواقع الاباحية. |
| Onlarca yıldır bu Sorunlu kasabada ikiniz bana birçok Sorunlu çift yönlendirdiniz. | Open Subtitles | على مدى عقود في هذه المدينة المضطربة قد اشرتما الي العديد من العلاقات المتقطعة |
| Şu an burada ve Sorunlu insanların gözünde siyah lekeler bırakıyor. | Open Subtitles | فعل ذلك المهم الان انه هنا وهو يقتل الناس المضطربة ويترك بقعة سوداء في عيونهم |