| Beni bu ülkeye getiren de bu tip ilham verici hikayelerdi. | Open Subtitles | فتلك القصص الملهمة هى من حملنى على المجئ إلى هذه الدولة |
| İki tane ilham verici ilk yapım günü konuşması olmaz ki. | Open Subtitles | لا يمكنك الحصول على إثنان من خطابات يوم الأخراج الأول الملهمة |
| Benim bütün bu sorulara cevabım: ilham verimsizliği. | TED | جوابي لكل هذه الأسئلة هو: عدم الكفاءة الملهمة. |
| "Yaslanmış Tanrıça" yı çizmeni kimin istediğini söyler misin? | Open Subtitles | هل يمكنك أن تخبرني من الذي طلب منك تزييف "الملهمة المتكئة"؟ |
| - "Uzanmış Tanrıça" yı ne yaptınız? | Open Subtitles | ماذا فعلت بـ "الملهمة المتكئة"؟ |
| İlham verimsizliğinin yedi yönü var. | TED | هناك سبعة جوانب من عدم الكفاءة الملهمة. |
| Ve ayrıca bu destansı hikayedir, bu neden burada olduğumuzla ve ne yaptığımız ile ilgili ilham verici hikayedir. Ve sonra tüm bu olumlu geri bildirimi alıyoruz. | TED | إضافة إلى هذه القصة الأسطورية، هذه القصة الملهمة عن سبب وجودنا هناك، وما نعمله. ثم نحصل على رد الفعل الإيجابي. |
| Ders buydu. ilham veren olay buydu. | TED | وكان هذا هو الدرس. وكانت تلك اللحظة الملهمة. |
| Eldeki görev inanca ilham vermişti. | Open Subtitles | لقد كانت المهمة الملقاة على عاتقهم هى الملهمة للفكرة |
| Bir genç kızın ümitsizce sevdiği kızından ayrılmak uğruna aldığı, karmaşık kararın yürek burkan ama ilham alınacak öyküsünü. | Open Subtitles | بالحكاية الملهمة التى تأسى لها القلوب عن القرار الصعب لفتاة شابة ابتعدت عن ابنتها التى تحبها حبا شديداً |
| Beynimde sınırlı yer var ve senin yetişemeyen göğüs hakkındaki ilham verici hikâyen 1980 Olimpiyat Hokey Takımı'nın Lake Placid'deki galibiyetini beynimin dışına itiverdi. | Open Subtitles | نعم لدّي كميّة محدوة من الفراغ في دماغي وقصّتك الملهمة قليلاً حول الثدي الذي لم يستطع أن يبرز |
| - Sen mi? Evet. İhtiyacım olan tek şey ilham verici bir müzik... | Open Subtitles | أجل ، كل ما أحتاجه هو بعض الموسيقى الملهمة |
| Bir Hıristiyan gruba ilham verici ziyarette bulunduk. | Open Subtitles | لقد كنّا نقوم ببعض الزيايرات الملهمة لبعض الطوائف الهامشية |
| Eminim öğrencilerim ilham verici birkaç kelimenizi işitmekten mutluluk duyar. | Open Subtitles | حسنًا ، أنا متأكد أن طلابي يرغبون بسماع بعض الكلمات .. الملهمة ؟ |
| Her savaşın iyi bir ilham kaynağı vardır. | Open Subtitles | إنها الملهمة لكل المعارك من تستحق القتال من اجلها |
| Kendimi ekibe tanıtırım birkaç ilham verici söz söylerim iki isim öğrenip ulaşılabilirliğimi gösteririm sonra da hayranlıklarının tadını çıkarırım. | Open Subtitles | أنا أقدم نفسي إلى الطاقم أقول بعض الكلمات الملهمة أحفظ إسمان منهم أضهر كم أنا منفتح |
| Tek umursadığı "Uzanmış Tanrıça" resmi çizmek. | Open Subtitles | كل ما يهتم به هو "رسم "الملهمة المتكئة |
| Sen de "Yaslanmış Tanrıça" yı çaldın. | Open Subtitles | "لذلك أنت سرقت "الملهمة المتكئة |
| Sen "Uzanmış Tanrıça" sın | Open Subtitles | "أنت "الملهمة المتكئة |
| "Musai'nin öpücüğü, insanoğlunun bildiği her uyuşturucu madde kadar öforik ve bağımlılık yaratıcıdır. | Open Subtitles | "إن قبلة "الملهمة" تعد مصدراً للنشوة والإدمان... "تماماً كأي عقار مخدر معروف للإنسان. |
| Yüce hanımım adına, bir ve tek Müzik Tanrıçası. | Open Subtitles | ... لأجل سيدتي العطيمة الملهمة الأولى و الوحيدة |