| En sevdiğim grup olduklarını söylemiyorum ama üniversitedeyken kısa bir süre hepimiz bu şarkıya sarmıştık ve tamamen benim sayemdeydi. | Open Subtitles | اسمعوا, أنا لم أقل انهم فريقي المُفضل ولكن لفترة قصيرة ونحن في الجامعة كنا نحب هذه الأغنية, وكان هذا بفضلي |
| Biliyorum bu yanlış ama, işin en sevdiğim kısmı bu. | Open Subtitles | أعلم أن هذا خاطئ ولكنه الجزء المُفضل لى فى الوظيفة |
| Çay kitaplara ve şiirlere konu oldu, imparatorların favori içeceği ve sanatçılar için bir ortam oldu. | TED | كان الشاي موضوعًا رئيسيًا للكتب والشعر، والشراب المُفضل للأباطرة، وملهمًا للفنانين. |
| Ben de yoldan geçen motorcuların, herkesin en sevdiği içki dükkanının önünde elinde silahla bir korucu beklediğini görmesini istemiyorum. | Open Subtitles | على أي حال , أنا أيضًا لا أود لسواقٍ أن يفاجئنا بحضوره ويرى جوَال شاهرًا لسلاحه خارج محل الشراب المُفضل للجميع |
| En sevdiğin ve tek amcanı ve dostun avukat hatunu da kaybedersin. | Open Subtitles | ونفس الحال مع عمك الوحيد المُفضل وتلك المحامية صديقتك |
| 23. ilahi çok güzel. En sevdiğim ilahidir. | Open Subtitles | المزمور الثالث والعشرون رائع جدًا إنه المُفضل لدي |
| Asansörde mahsur kalmış en sevdiğim müşterim. | Open Subtitles | ,عميلى المُفضل العالق فى المصعد كيف الحال, يا رجل؟ |
| Ben kendi en sevdiğim rengi bile bilmiyorum. | Open Subtitles | لست أعرف حتى ماهو لوني المُفضل حسناً إذاً |
| En sevdiğim kitap ne? En sevdiğim kitabı söyle, seninle gideceğim. | Open Subtitles | أخبريني ماهو كتابي المُفضل و سأذهب معكِ , لقد كنت اتحدث عنه في السنتين الماضية |
| En sevdiğim yiyecek hardal. Ve çoğu gece çıplak uyuyorum. | Open Subtitles | طعامي المُفضل هو الخردل، و أنام مُجرّدة من الملابس معظم اللّيالي. |
| En sevdiğim yiyecek hardal. Ve çoğu gece çıplak uyuyorum. | Open Subtitles | طعامي المُفضل هو الخردل، و أنام مُجرّدة من الملابس معظم اللّيالي. |
| Yemek servisini de aradım, ya Çiçekçi, ve benim favori piyanistim. | Open Subtitles | لقد أتصلت بمُتعهد الحفلات و ببائع الزهور و بعازف البيانو المُفضل لدي. |
| Ama size bir sır vereyim. Benim favori topluluğum sizlersiniz. | Open Subtitles | لكنني سأطلعكم على سر، أنتم المُجتمع المُفضل عندي |
| Dünyadaki favori insanımsın ve biz önemliyiz, biliyorsun. | Open Subtitles | إنكِ الشخصُ المُفضل لي بهذا العالمِ كله، وإننا شيءٌ مهم, أوتعلمي؟ مثل, مهما عدة المرات التي حاولنا |
| En sevdiği şey, herkesin eğlenebileceği programlar yapmaktı. | Open Subtitles | أمرها المُفضل الذي تُحبّ القيام به هُو تخطيط الأحداث ليستمتع بها الجميع. |
| Animal Planet kanalındaki en sevdiği programı yayından kaldırdılar. | Open Subtitles | لقد قاموا بإلغاء مُسلسلها المُفضل على عالم الحيوان |
| Fakat küçük çocuklar ve dahilerin sevdiği soruyu kimse sormadı: | Open Subtitles | القيام بأشياء رائعة لكن أحداً لم يسأل ذلك السؤال المُفضل للأطفال الصغار "و العباقرة على حد سواء. "لماذا؟ |
| Bu sorun o kadar lanetli ve ölümcül ki o yüzden hep en sevdiğin oldu. | Open Subtitles | . لطالما كان المُفضل لديك . لأنه كان مُرتقٍ بشكلٍ مميت |
| En sevdiğin kahvaltıyı hazırladım. Buğday ekmeğinden tost. | Open Subtitles | لقد أعددت لك إفطارك المُفضل ساندوتش بالخبز المحمص |
| Roketini almalarına üzüldüm. sevdiğin bir şeyi aldılar. Artık yok, sonsuza dek kayboldu. | Open Subtitles | آسفه بشأن صاروخك أخذوا غرضك المُفضل والآن لن يعود أبدًا |
| Spencer Strasmore burada, Miami'de kesinlikle taraftarın favorisi. | Open Subtitles | سبينسر ستراسمور لهو بالتأكيد المُفضل للمُشجعين هُنا فى ميامى |
| "Ulusal Güvenlik" onların en sevdikleri karabasanları. | Open Subtitles | "الأمن القومي" هو الكيان المرعب المُفضل. |
| O senin kızın. Onunla asla yatmam. Sen benim en iyi arkadaşımsın. | Open Subtitles | ما كُنت لأفعل هذا بها , أنت صديقي المُفضل |