| Yüzlerce, belki de binlerce çeşit bağlantı türü ya da sinaps mevcut. | TED | هناك المئات، وربما الآلاف من الأنواع المختلفة للاتصالات، أو نقاط الوصل العصبي. |
| Böylece, yurttaşlık ve eşcinsel hakları arasındaki bu gerilim tekrar ortaya çıktı ve ben bu sefer bazı insanların bu hareketler arasında nasıl bağlantı kurduklarını yakalayacak kadar şanslıydım. | TED | فذاك الصراع بين حقوق المثليّين والحقوق المدنية بدأ أن يظهر مرة خرى، و كنت محظوظة كفاية لتمكّني من إلتقاط كيف كان الناس يقومون بنوع من الوصل ما بين الحركتين. |
| Konsepti benim şirketim geliştirdi. Yüzbaşı Tyler benim irtibat subayım olarak atandı. | Open Subtitles | شركتـنا قـامت بتطوير الجهاز ثم عرضـه على البحرية الى القائد تايلر وتم تعيينه كحلقة الوصل بين شركتنا والبحرية |
| Adama Faturayı verdim ve imzaladı. | Open Subtitles | و قد أعطيته الوصل ليوقع عليه و قام بذلك |
| Sabahleyin faturanızı veririm. | Open Subtitles | سأعطيك الوصل في الصباح |
| fiş, o depo, o Fransız herif- onlar ipucuydu. | Open Subtitles | الوصل , المستودع , الرجل الفرنسى هم الإشارات , و لكن هذه علامة , أنا لم أعثر نهائيا ً على الكتاب هذه علامة |
| Daha erken gelmem gerektiğini düşünürsen kendisi bana ulaşabilir. | Open Subtitles | يمكنها الوصل إلي إن كنتم تشعرون أني بحاجة إلى أن أكون هناك عاجلاً وليس آجلاً |
| - Karga onun gerçek dünyayla ölüler ülkesi arasındaki tek bağlantı. | Open Subtitles | فهو حلقة الوصل بين الحياة ومملكة الموتى. |
| Bu yer insanların çoğaldıkları bir bağlantı noktası. | Open Subtitles | هذا المكان عبارة عن حلقة الوصل للتناسل البشري |
| Biz gerçekten bu bağlantı çubuğunu tamir edip hemen buradan gitmeliyiz, yoksa ölü birer adam olacağız. | Open Subtitles | نحن يجب علينا حقاَ أن نصـــلح حلقة الوصل وأن نخرج من هنا وإلا أننا سنموت. |
| İkisi arasındaki bağlantı sendin. | Open Subtitles | نعم , أنت أيضاً كنت هناك لذا كن حلقة الوصل |
| Kurtarma operasyonunu direnişçilerle koordine etmek için bir irtibat subayı yollamak istiyor. | Open Subtitles | يُود أن يُرسل ضابط ليكون همزة الوصل بيننا وبين عناصر المُقاومة على الكوكب لتنسيق مُهمة الإنقاذ |
| Yeni bilgi bulursanız İrtibat Büro'yu arayın. Aksi takdirde iyi günler dilerim. | Open Subtitles | اتّصلي بصلة الوصل بالمكتب لو كان لديكِ أيّ معلوماتٍ جديدة، عدا ذلك، يوم سعيد. |
| Sendikaları idare edip bir irtibat kaynağı olabilirim. | Open Subtitles | استطيع التعامل مع النقابة ان اكون همزة الوصل |
| Faturayı vermeyi unuttum. | Open Subtitles | نسيت إعطائك الوصل |
| Faturayı alayım. | Open Subtitles | الوصل |
| Sabahleyin faturanızı veririm. | Open Subtitles | سأعطيك الوصل فى الصباح |
| Sabahleyin faturanızı veririm. | Open Subtitles | سأعطيك الوصل فى الصباح |
| - Hanson adına bir şey yok. Elimizde fiş olsaydı, bilgisayardan bakabilirdim. | Open Subtitles | اذا كان لديك الوصل كنت قد فحصت الكمبيوتر |
| Maggie şişman kıyafeti almış ona ve bende de kanıtlayacak fiş var. | Open Subtitles | (ماغي) أبتاعت لها حلّة بدانه و أنا حصلت على الوصل لإثبات هذا |
| Hey, Crispix'e ulaşabilir misin? Evet, canım. | Open Subtitles | هل يمكنك الوصل إلى رقائق الإفطار تلك؟ |
| - Bodruma ulaşabilir misiniz? | Open Subtitles | -أيمكنك الوصل إلى القبو؟ |