| "Çoğu zaman bana yalan söylüyorsun gibi hissediyorum." | Open Subtitles | انا فقط اشعر انك تكذب علي في الغالب دائما |
| Bence yalan söylüyorsun. FBI ı arıyorum. | Open Subtitles | اعتقد انك تكذب ساستدعي الاف بي اي |
| Öyle. Bence yalan söylüyorsun. | Open Subtitles | فعلا اعتقد انك تكذب |
| Ve birazcık bile yalan söylediğini düşünürsem kız kardeşin ölür. | Open Subtitles | واذا عرفت انك تكذب ولو لبرهة سوف تموت اختك |
| Ama kendini gerçekten tanımıyorsan yalan söylediğini düşünürler. | Open Subtitles | لكن اذا لم تكن تعلم نفسك سيظنون انك تكذب |
| Ve yalan söylediğini anlarsam büyük bir sorun ile karşı karşıya kalacağız. | Open Subtitles | وان اكتشفت انك تكذب سيكون بيننا مشكلة كبيرة |
| - yalan söylüyorsun. | Open Subtitles | يبدو انك تكذب بل |
| Bak yine yalan söylüyorsun. | Open Subtitles | انك تكذب مرة أخرى. |
| yalan söylüyorsun çünkü gülümsüyorsun. | Open Subtitles | عرفت انك تكذب لانك مبتسم |
| yalan söylüyorsun! | Open Subtitles | -اعتقد انك تكذب |
| yalan söylüyorsun. | Open Subtitles | انك تكذب |
| yalan söylüyorsun. | Open Subtitles | انك تكذب |
| yalan söylüyorsun. | Open Subtitles | انك تكذب |
| yalan söylediğini anlayabiliyorum. | Open Subtitles | القياسات الحيوية الخاصة بك تقول لي انك تكذب |
| Bana yalan söylediğini anladığım aynı şekilde biliyorum. | Open Subtitles | اعلم بنفس الطريقة التى أعلم بها انك تكذب علىّ |
| Ama yalan söylediğini anlarsam buraya geri döner seni ellerimle öldürürüm. | Open Subtitles | لكن اذا اكتشف انك تكذب ساعود الى هنا وساقتلك بنفسي |
| Ses analizin bana yalan söylediğini gösteriyor, Jack. | Open Subtitles | إن تحليل صوتك يشير إلي انك "تكذب علي يا "جاك أخبرني لما أنت هنا؟ |
| - Hayır, çünkü Caitlin beni görmeye geldi. - Şimdi yalan söylediğini biliyorum. | Open Subtitles | انا سعيد لان كيتلن عادت اعلم انك تكذب |
| Bana yalan söylediğini biliyorum. Bunu sen de biliyorsun. | Open Subtitles | ادري انك تكذب علي انت تدري انك تكذب علي |
| Çünkü yalan söylediğini bildiğim halde, neredeyse hala sana inanacağım. | Open Subtitles | حتى عندما كنت أعلم انك تكذب كنت اصدقك |