| Büyük sözleri, büyük olayları biliriz, neleri paylaşmayacağımızı da ve amaç kimseyi mahcup etmek de değildir. | TED | نحن نعلم الخطوط العريضة و اللحظات الرائعة، و نعلم ما لن نقوم بمشاركته، و ليست الفكرة أن نقوم بإحراج أي أحد مطلقاً. |
| Tahminimce programını iptal etmek zorunda kalırsa daha da mahcup olur. | Open Subtitles | أعتقد أنها ستشعر بإحراج أكبر إن اضطرت لإلغاء مواعيدها |
| Örgütün mahcup olmasına neden oluyorsun. | Open Subtitles | لقد تسببت بإحراج كبير للمنظمة |
| NasıI bir ebeveyn çocuğunu buraya getirip kendini böyle rezil etmesine izin verir? | Open Subtitles | أيّ نوع من الآباء هؤلاء الذين يتركون طفلهم يحضر إلى هنا ويقوم بإحراج نفسه هكذا ؟ |
| Eğer aptalca bir risk alarak ölürsen, yalnız ölmekle kalmazsın kendini utandırırsın, kendini rezil edersin. | Open Subtitles | إذا مت بسبب خطأ غبي فإنك لن تموت لوحدك ولكنك سوف تقوم بإحراج نفسك وسوف تحقر من نفسك |
| Eğer gereğinden uzun kalırsan kendini rezil etmeye başlarsın. | Open Subtitles | إن بقيت وقتاً طويلاً ستبدا بإحراج نفسك |
| Misafirlerimiz mahcup ederek mi? | Open Subtitles | كيف ، بإحراج ضيفينا؟ |
| Adam kendini rezil etmekten bıkıp usanmıyor. | Open Subtitles | ذاك الرجل لا يسأم أبدًا بإحراج نفسه. |
| Bir kaç beyazın olduğu yarışmada kendimi rezil etmeye hazır değilim. | Open Subtitles | لن أقوم بإحراج نفسي في مسابقة للبيض |
| Kendini rezil etmeden susman gerek. | Open Subtitles | الآن قبل أن تبدأ بإحراج نفسك |