| Kırmızı, tamamen vaftiz olduğunuz Hristiyanlık inancının yayılması için kanınızı dökmeye hazır olduğunuzu simgeler. | Open Subtitles | أحمر كإشارة بإنك مستعد لسفك دمك مقابل زيادة رقعة الإيمان المسيحي الذي عمدتم جميعاً عليه |
| Gerçek katil yeniden saldırıyor ve siz de hatalı olduğunuzu kabul edip neden babamı serbest bırakmıyorsunuz? | Open Subtitles | لذا القاتل الحقيقي عاد مجدداً، و أنتِ لم تعترفي بإنك مخطئة و تفرجي عن أبي؟ |
| Karım aynı çatı altında olmak için ameliyat olduğunu söylerdi. | Open Subtitles | ستقول زوجتي بإنّك ستخضعين إلى عمملية جراحية لعيش معكِ مُجدداً. |
| Eğer nerede olduğunu söylersem.. ..beni bırakacağına söz veriyormusun ? | Open Subtitles | هل أحظى بوعدك إذا أخبرتك عن مكانه بإنّك ستتركني أرحل؟ |
| En son konuştuğumuzda bana birkaç bin parça sattını söylemiştiniz. | Open Subtitles | بأخر حديث لنا أخبرتنى بإنّك بعت الألاف منها |
| Ah lütfen tekrar ağlayacağını söyleme. | Open Subtitles | أوه أرجوك لآتخبريني بإنك سوف تبكين مرة أخرى |
| İyi süremediğini biliyordum ama okuyamadığından haberim yoktu. | Open Subtitles | كنت اعلم بإنك لا تجيد القيادة ولكنى لم أكن اعلم بأنك لا تجيد القراءه |
| Kocan, bara girmenin yasaklandığını söyledi. | Open Subtitles | أشار زوجكِ بإنّك رجعتِ من الحانة في حالة سُكر. |
| Ama siz kendinizin iyi bir insan olduğunuzu bildiğiniz için sizin için bu geçerli değildir. | Open Subtitles | ولكن لإنك تعلم بإنك شخصُاً جيد، فالأمرُ مُختَلِفُاً معك. |
| Yalnızlığına değer veren bir adam olduğunuzu söyleyebiliriz ve biz de, yalnız bırakılırsak çok daha iyi olur. | Open Subtitles | بوسعنا القول بإنك الرجل الذي يُقيم عزلته ونحن أيضاً من الأفضل أن نترك لوحدنا. |
| Siz bana, siz olduğunuzu kanıtlayabilir misiniz? | Open Subtitles | هل بوسعك أثبات بإنك في الأدراك الذاتي؟ |
| Ey ilahlarım. Ne kadar güçlü olduğunuzu kanıtlamanın zamanı geldi. | Open Subtitles | إنه وقت الإثبات بإنك عظيم. |
| Hayır. Ben de olduğunuzu düşünmemiştim. | Open Subtitles | لا لم افكر بإنك هكذا |
| Çok adi bir kadın olduğunu biliyorsun değil mi? | Open Subtitles | أتعلمين بإنّك امرأةٌ ذات تفكيرٍ لئيمٍ جداً؟ |
| ve burada karantinada olduğunu biliyor | Open Subtitles | و كذلك تعلم بإنّك موجود هُنا معنّا في الحجر الصحيّ. |
| Senin ne kadar kaba ve bencil olduğunu söylemek için yarın tekrar arayacağız. | Open Subtitles | وسنتصل مُجدداً غداً ونخبرها بإنّك كم وقح وأناني. |
| - Eminim ki bana balıkçı olduğunu söylemişsindir. | Open Subtitles | واثقة جداً إنّك أخبرتني بإنّك كنت صياد سمك. أجل، ربما. |
| bana asla unutamayacağını söylediğin o günü hatırla. | Open Subtitles | تذكري اليوم الذي قلتِ بإنّك لن تنسيه أبداً. |
| Bu bölgedeki en iyi uzmanın sen olduğu söylendi bana ... Öyle mi ? | Open Subtitles | لقد أدركنا جيداً بإنّك تحظى بعض الخبرة لتعامل مع ذلك الحي. |
| Sakın daha önce hiç otobüse binmediğini söyleme. | Open Subtitles | لا تخبرني بإنك لم تركب حافلة من قبل |
| Çocuk gerçek mi, onu da bilmiyorum. - Benim bahsettiğim-- - Onun bir yalancı olduğunu biliyordum. | Open Subtitles | باستثناء كارلا من الحسابات التي تعتقد بإنك ساذجة |
| Sadece seni istedi, sonra da senin nerede olduğunu bildiğini söyledi. | Open Subtitles | إنه فقط أرادك وقال إنه يعرف بإنّك هُنا. |