| Ben de bir gün kendisine zarar verirken onun fotoğrafını çektim | TED | لذلك في أحد الأيام، التقطت صورة له وهو يقوم بإيذاء نفسه. |
| Bilmenizi istiyorum ki, masum Amerikan vatandaşlarına zarar vermek gibi bir niyetim yok. | Open Subtitles | ما أريده هو أن أقنعكِ أنني لا أملك أي رغبة بإيذاء أمريكيين أبرياء |
| Masumsa arkadaşınıza zarar vermek gibi bir isteğim yok Doktor. | Open Subtitles | لا رغبة لديّ بإيذاء صديقك إذا كان بريئاً يا دكتور |
| Kendine zarar verirdi. Sürekli kendi yüzünü yumrukluyordu. | TED | فهو يقوم بإيذاء نفسه، فكان يلكم نفسه كثيرًا في الوجه. |
| Yeni doğan bebeklerini ihmal edebilirler ve bazen en uçlarda bebeğe zarar bile verebilirler. | TED | ربما يتخلون عن مواليدهم، وفي بعض الحالات المستعصية، يقومون بإيذاء الطفل. |
| Tituba ilk başta kızlara zarar verdiğini kabul etmedi. | TED | لقد أنكرت تيتيوبا الاتهامات الموجهة لها بإيذاء الفتيات في البداية. |
| Doktorun hatırına bu pis evde çok şeye katlanırım... ama bir çocuğa zarar verilmesini kabul edemem. | Open Subtitles | سيآخذ الكثير من هذا البيت القذر لأجله لكني لن أوافق بإيذاء طفل لا؛ أنا لن أوافق |
| Evet ama kullanmadım, kimseye zarar vermedim. | Open Subtitles | أجل، ولكنّني لم استخدمه ولم أقم بإيذاء أحدهم |
| Ama geceye hükmedenlerin kimseye zarar verme niyeti yoktur. | Open Subtitles | ولكن الذين يتماشون مع الليلة لا يهتمون بإيذاء أحد |
| Benim uğruma, öğretmenlere zarar vermeye devam etmene müsaade edemem. | Open Subtitles | أنا لا أستطيع أن أترككِ تستمرّين بإيذاء المعلمين، لأجلي |
| Hangi abi bilerek kardeşine zarar verir ki? ! | Open Subtitles | أي أخ هذا الذي سيقوم بإيذاء أخوه الأصغر؟ |
| Kendine ya da başka birisine zarar vereceğini söylüyorsa onu buraya kapatabiliriz, ama sonsuza kadar tutamayız. | Open Subtitles | إن هدد بإيذاء نفسه أو غيره يمكننا احتجازه هنا لكن لا يمكننا إبقائه هنا للأبد |
| Kendini asmanın kalbe zarar verme ihtimali çok daha düşük. | Open Subtitles | لكن مع الشنق سيكون الاحتمال أقل بإيذاء القلب |
| Kendini asmanın kalbe zarar verme ihtimali çok daha düşük. | Open Subtitles | لكن مع الشنق سيكون الاحتمال أقل بإيذاء القلب |
| Jessi'yi bulamazsan, aileme zarar verecekler. | Open Subtitles | إن لم تجد جيسي , سوف يقومون بإيذاء عائلتي |
| Bu adamlardan biri, eşinizin canını yakmakla tehdit eden adama benziyor mu? | Open Subtitles | هل أي واحد من هؤلاء الرجال يذكرك بالرجل الذي هدد بإيذاء زوجتك؟ |
| Tutuklayın onları lütfen. Birisini incitmek zorunda kaldığım çok görülmemiştir. | Open Subtitles | لا يتطلب الأمر كثيراً لأقوم بإيذاء أحد ما فلا تجبريني أن أقوم بذلك |
| Peki size göre, Emily neden yemeden içmeden kesildi ve kendi kendini yaraladı? | Open Subtitles | ولماذا برأيك قامت إيميلي بإيذاء نفسها؟ ولماذ توقفت عن الأكل؟ |
| Omuzunu incitmiş ve nasıl olduğunu bana söylemedi. | Open Subtitles | لقد قام بإيذاء كتفه ولم يقُل لي كيف حدث هذا |
| Sizin gibi hoş bir hanımı kimse incitmez. | Open Subtitles | لن يقوم أحد بإيذاء سيّدة شريفة مثلك. |
| Bu aileyi mahvettin ama çocukları incitmene izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | لقد دمرت هذه العائلة , ولكنني لن أسمح لك بإيذاء الأطفال |
| Kim neden Clyde Frog'u yaralamak ister Eric? | Open Subtitles | لماذا يقوم احدهم بإيذاء الضفدع كلايد، اريك؟ |
| Banka soymayı ilk düşündüğümde kimseyi incitmeyi düşünmedim. | Open Subtitles | عندما بدأت بالتفكير في سرقة المصارف لم أفكر قط بإيذاء أي أحد |
| Sanırım sevdiğim insanları inciterek beni incitmeye çalışıyorlar | Open Subtitles | واعتقد انها تتضمنك اعتقد انهم يحاولون أذيتى، بإيذاء من احبهم |
| Bir çanta dolusu uyuşturucu parası için başka kimseyi incitmesine izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | لن أسمح له بإيذاء أي شخص آخر من أجل كيس من أموال المخدرات ، كانت منذ زمن بعيد |
| İnsanlara acı vermekten hoşlanarak büyüdüm. | Open Subtitles | قمت بتربيتي على الإستمتاع بإيذاء الناس |
| Hayır! Bir daha kimseyi incitemeyeceksin! | Open Subtitles | لا، أنت لن تقوم بإيذاء أحد مجددًا |