| Ama durumu iyi anlayabilmek için zamanda biraz ileri gitmeliyiz. | Open Subtitles | ولكن لفهم الأمر جيداً على الشخص أن ينتقل أماماً بالزمن |
| Kesinlikle. zamanda ileri gidip başka neler oluyor diye baktım. | Open Subtitles | بالضبط.لقد ذهبت إلى الأمام بالزمن كى أرى ماذا سيحدث أيضا. |
| - Ben onu kastetmemistim aslinda. Çoktan geriye gittim zamanda. | Open Subtitles | في الواقع، لم أكن أقصد هذا لقد سافرت بالزمن فعلاً |
| Ya da geçmişe bakabilir ve daha önce daha dik dağları fethetmiş olduğunuzu hatırlayabilirsiniz. | TED | او يمكنك ايضاً .. ان تعود بالزمن الى الوراء .. وتنظر الى الذي انجزته .. والى الجبال المنحدرة التي تسلقتها من قبل |
| Kıyafete karşı bir karar aldım çünkü figürün hiç bir kültürel içeriği veya zamanı belirli öğeler olmamasını istedim. | TED | وقررت أن أكون ضد فكرة إرتداء الملابس لأني أردت ألا يعكس الكائن الحي تبعاته الثقافية أو عوامل إرتباطه بالزمن. |
| Bu arada Sürmeli Doktorumuz arada kaynayıp şimdiki zamana bizimle geldi. | Open Subtitles | او ، والدكتور اولد سبايس قرر ان يتطفل ويرجع معنا بالزمن |
| Hayır. zamanda yolculuk büyüleri karanlık sanatların başlangıcından beri vardı ama hiç yapılmadı. | Open Subtitles | لا، كُتبت تعاويذ السفر بالزمن منذ فجر السحر الأسود لكنّها لمْ تُلقَ قطّ |
| Neden olduğunu hiç bilemedim ama, bir gün zamanda geri dönüp, | Open Subtitles | ولَم أعرف أين أو لما, يوماً ما, سأعود بالزمن إلى الوراء |
| Hayır. zamanda yolculuk büyüleri karanlık sanatların başlangıcından beri vardı ama hiç yapılmadı. | Open Subtitles | لا، كُتبت تعاويذ السفر بالزمن منذ فجر السحر الأسود لكنّها لمْ تُلقَ قطّ |
| Yani açıkça, 2025 den birisi zamanda geri gidip Lou çekeceğiz. | Open Subtitles | واضح, شخص ما 2025 سوف يعود بالزمن ويطلق النار على لو. |
| zamanda ileri gidip bu zamana dönseniz ve şu ana baksanız şöyle dersiniz: | Open Subtitles | إن كان بإمكاننا الانتقال بالزمن للأمام والإلتفات والنظر إلى هذه اللحظة، كنا سنقول، |
| Şimdi zamanda geri gidelim ve bu unutulmaz anı görelim. | TED | فهيا نطير بالزمن الى الوراء الى هذه اللحظة الفريدة. |
| Fakat şu zamanda yaşadığım için çok minnettarım ve elli yıl önce o yapacak hiçbir şeyin olmadığı zamandan ziyade. | TED | لكنني ممتن لأني أعيش بالزمن الحالي و ليس قبل 50 سنة مضت، حينما لم يوجد ما يمكن عمله. |
| Saatleri biraz geçmişe stadyumun yapıldığı zamana alırsak, hiç istek yolu göremeyiz. | TED | إذا قمنا بالرجوع بالزمن بضع سنوات إلى الوراء، عندما كان يُنشأ المعلب، لم يكن هناك أي مسار للرغبة. |
| Ve geçmişe bakarsak, 1970’li yıllarda durum nasıldı? | TED | وما الشكل الذي كانت عليه إذا رجعنا بالزمن للخلف إلى حوالي عام 1970؟لقد كان هناك المزيد من الحدبة |
| Yani hiç geçmişe gidip, bir dinozorun... neye benzediğini görmek isterseniz.. işte bir dinozor buna benziyordu. | TED | لذا ان تخيلت نفسك سوف تعود بالزمن الى ذلك الحين .. لكي ترى الديناصورات .. فهذه هي الديناصورات |
| Tanrım, eğer annemi merdivenden ittiğim zamanı geri getirebilseydim kesinlikle bir daha düşünürdüm bunu. | Open Subtitles | بلى، صدّقوني، بدون شك. إن استطعت الرجوع بالزمن عن دفع والدتي من الدرج، سأعيد التفكير. |
| Yasadığı her gün birlikte geçirdiğiniz zamanı hatırladığını söyledi. | Open Subtitles | قالت أن لا يوم مر عليها لم يتأثر بالزمن الذي قضيتموه معاَ |
| Saati geri alamayız, sadece zamanın kendisi gibi ileri yürüyebiliriz. | Open Subtitles | لا يمكننا العودة بالزمن للوراء فقط نسير للأمام مع الزمن |
| Evet dönebilirim. Sen zamanla karıştırdın. zamanda geri gidemezsin. | Open Subtitles | أنت تتحدثين عن التوقيت أنت لا تستطيع الرجوع بالزمن إلى الوراء |
| Uzay hakkında cevaplamamızın belki de hiçbir zaman mümkün olmayacağı şeyler var. Mesela zaman yolculuğu mümkün mü? | TED | مازالت هناك العديد من الأسئلة التي قد لن نتمكن من الإجابة عنها حول الفضاء، هل العودة بالزمن ممكنة؟ |
| zamanda yolculuk yapıp geçmişi düzeltmeyi, kaybettiğim birini geri getirmeyi. | Open Subtitles | العودة بالزمن لإصلاح الماضي، واستعادة شخص فقدته. |