| Cinayet silahı hala ondaydı ve saklamak için sadece bir kaç saniyesi vardı. | Open Subtitles | كانت لا تزال تحتفظ بالمسدس سلاح الجريمة فقط كان لديها ثواني قليلة لتخبئه |
| silahı attı ve kaçtı. | Open Subtitles | القت بالمسدس واندفعت إلى مقصورتها المجاورة |
| İki kez sopa yedin, boğazlandın, silahla darbe aldın kobay fareler gibi kafayı sıyırana dek uyuşturucu verildin... | Open Subtitles | لقد ضُربت مرتين على رأسك, خُنقت, وضربت بالمسدس بغباء وحقنونى بالأبر فى ذراعى حتى غدوت مجنونا هكذا كنت اُحدث نفسى |
| Sakinleştirici silahla salak! Bu maymun bir hazine. | Open Subtitles | بالمسدس المسكّنَ، أبله ذلك القردِ يساوي ثروة |
| O da bana silah çekti. Son derece önemsiz bir olay. | Open Subtitles | بعدها قام بتهديدى بالمسدس, ولكن ليس لهذا اية أهمية الآن, |
| Köprüde silahı nehre at ve kalabalığa karış... | Open Subtitles | الجسر أرمي بالمسدس في الماء ثم اختفي في الزحام |
| silahı dosdoğru kafasına dayamış. Katil, namluyu hissetmesini istemiş. | Open Subtitles | السلاح كان ملصق تماما براسه القاتل اراده ان يحس بالمسدس |
| Yeterince soruna neden olmadın mı? silahı bana ver! | Open Subtitles | ألم تسببى متاعب بما فيه الكفايه القى بالمسدس |
| silahı at, uzaklaş, yoksa onu vururum. | Open Subtitles | القي بالمسدس, تحرك بعيدا, او اني سااقتلها. |
| Silahın seni tutmasına izin verme, silahı sen tut. | Open Subtitles | لا تدعي المسدس يتحكم بكِ تحكمي أنتِ بالمسدس |
| Yine de silahla dükkana girmesini savcıya açıklaması gerekecek. | Open Subtitles | ولكن يجب أن يبرر للشركة ماذا يفعل بالمسدس داخل المخزن |
| Kocanız, bu sabah 07:43'te iki gardiyanı silahla tehdit ederek kaçtı. | Open Subtitles | في الساعة 7: 43 صباحاً قام زوجكِ باحتجاز حارسان بالمسدس |
| Onu bizim için tamir ettiği silahla mı öldüreceksin? | Open Subtitles | نقتلها بماذا؟ بالمسدس التي ساعدتنا في اصلاحه؟ |
| Evdekilerin çoğu salondaydı ve Bay Serrecold da o zararsız denilen Edgar Lawson tarafından silahla tehdit ediliyordu. | Open Subtitles | حسنا,معظم من كانوا في البيت أ ُحتجزوا في غرفة الرسم سيد سيركولد هنا مع تهديد بالمسدس بواسطة أدجار لاوسون الغير مؤذي |
| İçeri zorla giriyor, beni silahla dövüyor, sonra da sandalyeye bağlıyorsun. | Open Subtitles | نعم,أنت تقتحم, تضربني بالمسدس توثقني إلى كرسي ومن ثم علي أن أشاهد |
| Avukatlarınız onu... tüten silah gibi hissediyorlar. | Open Subtitles | يشعر محاموك أن التعليمات أشبه بالمسدس الذي يطلق الدخان |
| Ama New York'u bir silah ve bir kürdanla temizleme düşüncesinden kurtulmanı istiyorum. | Open Subtitles | ولكنى اريد ان أتركك مع هذه الفكره الوحيده ايام تنظيف نيويورك بالمسدس والمسواك أنتهت |
| Alttaki çekmecede bir silah saklarım. Gerekirse diye, bilirsin. | Open Subtitles | أحتفظ بالمسدس في درج الملابس فقط في حالة حدوث طواريء كما تعلم |
| Hep altın mermi kullanır, bu yüzden adı "Altın silahlı Adam". | Open Subtitles | يَستعملُ دائماً رصاصة ذهبية، لِذلك سمي بالرجل بالمسدس الذهبي. |
| Lütfen adamına, silahını arkadaşıma doğrultmamasını söyle. | Open Subtitles | من فضلك أطلب من الرجل أن يتوقف عن التلويح بالمسدس في وجهه |
| Tabanca olsa da olmasa da o uçağa bineceğim. Son uçuşum olacak. | Open Subtitles | سأركب تلك الطائرة بالمسدس أو بغيرة وستكون آخر رحلة لي |
| Şoförüme emirler veriyorsunuz, bavullarımın yerini değiştiriyorsunuz ve dolu bir Tabancayla köpeğimi tehdit ediyorsunuz. | Open Subtitles | و تهدد كلبي بالمسدس الذى تحمله. أهو معبأ ؟ |
| Aynen böyle. "Üç kâğıtçının çocuğunu ilgilendirin." | Open Subtitles | لقد قال هذا "اغرى الصبى بالمسدس" |
| Onu vuran silahta özel bir mermi kullanılmış mı acaba? | Open Subtitles | هل لديك معلومات عن استخدام ذخيرة من نوع خاص بالمسدس الذي أطلق عليه النار ؟ |
| Annem sarhoş olur ve evin içinde elinde silahıyla koştururdu ve tavanda delikler açardı. | Open Subtitles | امي كانت دائما تسكر وتجري في المنزل تلوح بالمسدس ، وتضع الفتحات في السقف |
| Sana verdiğim silahtan gelen ses, 40.000 hiper wattlık lazerin sesi. | Open Subtitles | الصوت الذي تسمعه بالمسدس هو صوت 40 ألف واط من الليزر |