| ucuza alabilmek için daha pek çok kişiyi öldürecektir. | Open Subtitles | سوف يقتل شعبكم بالآلاف ليحصل عليه بثمن بخس |
| Fiyatları düşürttü. Her şeyi ucuza geri alacak. | Open Subtitles | لقد قام بخفض الأسعار ليشتر كل الأسهم ثانية بثمن بخس |
| Arkadaşımın arkadaşı sayesinde ucuza getirdiğimden bahsetmedim bile. | Open Subtitles | ـ لا داعي للإشارة إلى أنني اشتريته بثمن بخس من صـديق لِــصديق |
| Sonra Preston devreye girip hepsini ucuza alıyor. | Open Subtitles | و من ثم يتدخل بريستون و يشتري كل شيء بثمن بخس |
| Hayır. O sadece taşlarına az bir fiyat verdiğimi düşündü. | Open Subtitles | كلاّ، ظنّ فقط أنّي كنتُ أثمّن مُجوهراته بثمن بخس. |
| Ve bu hediyenin çok ucuza verilmediğinin de farkındayım. | Open Subtitles | وأنا أدرك أن هذه الهدية لن تُعطى بثمن بخس. |
| Geliyorlar. Rus polis kamyonlarını ucuza satıyorlar. | Open Subtitles | إنّهم قادمون، سيبيعون لنا شاحنة شُرطيّة روسيّة بثمن بخس. |
| Öyleyse, ucuza alabiliriz, değil mi? | Open Subtitles | إذًا، في هذه الحالة علينا شراءها بثمن بخس صحيح؟ |
| O her zaman satın alınabilecek bir adamdı ama ucuza değil. | Open Subtitles | حسناً، لطالما بدا من نوعية الرجال الذين يمكن شراءهم لكن ليس بثمن بخس |
| Biliyor musun? bu çifti biliyorum. Belki elektronikleri soyarlar ucuza satarlar. | Open Subtitles | أتعلم، أعرف هذا الزوج، يسرقان الأجهزة الإلكترونية ويبيعانها بثمن بخس. |
| Hatalı işlendiğini düşündüğü için bileziği ucuza satın almış. | Open Subtitles | والتي أشتراها بثمن بخس لأنه كان يعتقد بأنها تقليدية |
| Ama güç bildiğiniz gibi ucuza mal olmaz. | Open Subtitles | لكن القوة ، كما تعلمون جميعا لا تأتي بثمن بخس |
| ucuza bırakırım. -Haydi, biraz yardımcı ol. | Open Subtitles | اسمع, سأبيعك اياها بثمن بخس لا, لا |
| Demek istediğim de buydu. İntikam ucuza gelmiyor. | Open Subtitles | -هذا ما أقصده , لا يُشترى الإنتقام بثمن بخس |
| Buros onları çok ucuza kapatmış olabilir. | Open Subtitles | بيوروس كان ليحصل عليهم بثمن بخس. |
| Çok ucuza alındı, Majesteleri. | Open Subtitles | لقد تم شرأها بثمن بخس ، سيدتي. |
| Buros onları çok ucuza kapatmış olabilir. | Open Subtitles | بيوروس كان ليحصل عليهم بثمن بخس. |
| İyi hizmete ulaşmak ucuza gelmez, bilirsiniz. | Open Subtitles | شيء كهذا كما تعلمون لا يأتي بثمن بخس. |
| O sadece taşlarına az bir fiyat verdiğimi düşündü. | Open Subtitles | كلاّ، ظنّ فقط أنّي كنتُ أثمّن مُجوهراته بثمن بخس. |
| İyi fiyat iste Tom. Queenstown'da sıkı pazarlık ediyorlar. | Open Subtitles | حسنا لا تبيعهم بثمن بخس |