| Dünya sorunlarını umursayıp umursamadığın sorulduğunda, soran kişinin gözlerinin içine bakın. | Open Subtitles | عندما يسألوك, إذا كنت تكترث ,لمشاكل العالم أنظر بعمق في عيون السائل |
| Dünya sorunlarını umursayıp umursamadığın sorulduğunda, soran kişinin gözlerinin içine bakın. | Open Subtitles | عندما يسألوك, إذا كنت تكترث ,لمشاكل العالم أنظر بعمق في عيون السائل |
| Aradığını bulacaksın tek yapman gereken derine bakmak şaşkınlık heybemin içine. | Open Subtitles | عشان تعرف السر.. كل الي المفروض تعمله هو إنك تدور بعمق في شنطتي العجيبة |
| Örneğin görsel sistemin derinliklerine kurulmuş bir model beyaz ışığı renksiz parlaklık diye kodlar. | TED | مثلًا، فإنّ نموذجًا واحدًا بني بعمق في النظام البصري يرمز للضوء الأبيض على أنّه سطوع بدون لون. |
| Böylece, gözlerinin derinliklerine de görebilirsin. | Open Subtitles | تستطيع ان تنظر بعمق في اعين الرجال الاخرين. |
| Aradığın şeyi bulmak için tek yapman gereken, benim harikalar çuvalımın içine bakmaktır. | Open Subtitles | لتجد ما تبحث عنه... كل ماعليك فعله هو أن تنظر بعمق... في حقيبتي للإنبهارات. |
| Gözlerinin içine bakmış. | Open Subtitles | نظرت بعمق في عينيه |
| - Gözlerinin içine bak... | Open Subtitles | ...انظر بعمق في عيونها أنا |
| Cooper gözlerinin içine bakarak fısıldadı... | Open Subtitles | "نظر بعمق في عينيها و همس،" |
| Gelecek dünyanın derinliklerine baktım, ve çok güzeldi. | Open Subtitles | لقد نظرت بعمق في هاوية العالم التالي وهو جميل |
| Senden eski cadı hafızanın derinliklerine gitmeni istiyorum. | Open Subtitles | أودّك أن تحسني التصرّف وتبحثي بعمق في عقل الساحرة السابقة لديك. |
| Ancak şu dırdırcı vicdanın beyninin derinliklerine gömülmüş durumda, ...beynin de, bir yaratık tarafından parçalanmak üzere. | Open Subtitles | هو محفور بعمق في عقلكِ وعقلكِ على وشك أن يٌقتلع من قبِل المسوخ |