| Mesajım sadece Google’a değil, aynı zamanda kodların doğruluğuna inananlaradır. | TED | و توجَّه رسالتي ليس فقط إلى غوغل، بل إلى كل المؤمنين بقدرة الشيفرات حول العالم. |
| Şimdi, bir toplum sadece ne yaptığı ile değil aynı zamanda özlemlerinin kalitesi ile de ölçülür. | TED | إن مقياس مجتمع ما ليس فقط ما يقوم به هذا المجتمع بل إلى مستوى تطلعاته |
| Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere. | TED | ليس ببساطة إلى حواف الجبال بل إلى القمم المتجمدة التي تمثل وجهة الحجاج |
| Bu tür işler için çapulcular değil, melekler gerekir. | Open Subtitles | هذا النوع من الأعمال لا يحتاج إلى جامعيين بل إلى ملائكة. |
| Albuquerque'e değil Cedar Creek'e gidiyorum! | Open Subtitles | لا, سأوصلك إلى ألبوكوريكي بعد 20 دقيقة سيدي لا, لن أذهب إلى هناك بل إلى سيدار كريك في كاليفورنيا |
| Göstermelik birine değil, gerçek bir psikiyatriste ihtiyacım var. | Open Subtitles | ليس من النوع الذى يجلس فى منصة الشهود ,بل إلى طبيب جيد |
| Zubrin'e göre yetersiz olan teknoloji değil, istek. | Open Subtitles | بالنسبة لزوبرين، فإن الأمر لا يتعلق في افتقارنا إلى التكنولوجيا، بل إلى الإرادة. |
| Kızı da bu yüzden kaçırdılar. Burdick'in parası değil; herkesinkinin peşindeler. | Open Subtitles | تهمل، هذا هو سبب أخذهم للفتاة، إنهم لا يسعون إلى أموال بيورديك، بل إلى أموال الكل |
| Ancak enerji alt uzaydan olağan uzay-zamana değil, yükselmiş varlıkların bulunduğu boyuta aktarılıyor. | Open Subtitles | من الفضاء الفرعي ..إلى الزمان والمكان العادي بل إلى البُعد الذي تشغله الكائنات الراقية |
| Sadece şimdi değil. Sonsuza kadar. Tamam mı? | Open Subtitles | وليس الآن فقط، بل إلى الأبد هل أوضحت قصدي جيداً؟ |
| Evrenin neden var olduğunu öğrenmek istiyorsanız, çok büyüklere değil, çok küçüklere bakmanız gerekiyor. | Open Subtitles | وإذا كنت تريد معرفة لماذا يوجد الكون فعليك النظر ليس إلى الكبير جداً بل إلى الصغير جداً |
| Yosuna değil; gerçek ilaca ihtiyacı var. | Open Subtitles | إنّها لا تحتاج للطحلب, بل إلى دواء حقيقي |
| Onu üzen ve rahatsızlık veren yerlere götürerek değil. | Open Subtitles | لا تصحبه إلى مكان سيجعله حزيناً أو منزعجاً، بل إلى مكان يجعله سعيداً. |
| Belki o göl yosunu olabilir mi? Yosuna değil; | Open Subtitles | إنّها لا تحتاج للطحلب, بل إلى دواء حقيقي |
| Sadece buz devri gibi değil, dünya sanki 500 milyar yıl öncesi gibi buzullarla kaplandı. | Open Subtitles | ليس فقط إلى العصر الجليدي الأخير، بل .إلى كرة أرض ثلجية منذ نصف مليار عام |
| Sadece yeni gözlüğe değil, işitme cihazına da ihtiyacın var. | Open Subtitles | لا تحتاج لنظارات جديدة فحسب، بل إلى سماعات جديدة. |
| Güvenli bir eve değil ama senin denek olacağın ve doktorların bağışıklığının neden kaynaklandığını bulmak için her şeyi yapacağı bir hücreye. | Open Subtitles | ليس إلى بيت آمن، بل إلى زنزانة حيث تخضع للتجارب ويفعل بك الأطبَّاء ما شاءوا |
| İlk kez hayvan gibi değil, Tanrı'nın kulları olarak muamele görmenin şerefini sunmuş ve çektikleri tüm ızdırapların hiçlikte değil kurtuluşta nihayete ereceğini vadetmişti. | Open Subtitles | الكرامة، ولأول مرة يتم معاملتهم كخليقة الله، لا كحيوانات. والوعد بأن كل آلامهم سوف لن تؤول إلى العدم. بل إلى الخلاص. |
| Britanya'nın ve Milletler Topluluğu'nun kalbi kendisini değil, ülkesini ön plana koyan genç Prenses'in yanında. | Open Subtitles | قلوب جميع البريطانيين وشعوب الكومونولث مع الأميرة الشابة التي لم تنحَز إلى مصالحها بل إلى بلدها. |
| Önemli olan nereden geldiği değil, seni nereye götüreceği. | Open Subtitles | ليست المسألة أين كانت، بل إلى أين ستأخذك |