| Kendine bir iyilik yap. Ve Onu omuzlarının üstünde tut. | Open Subtitles | أذا أردت أن تجعل نفسك أفضل احتفظ بها فى كتفك |
| Uçağın kontrolünü ele geçirip şehrin kenarındaki bir endüstriyel parka zorunlu iniş yapabildik. | Open Subtitles | تمكنا من التحكم فى الطائرة وهبطنا بها فى حديقة صناعية على حدود المدينة |
| - İzliyorum. bir zeytin alıyorum, şu bardağın içine atıyorum, ama işte burada. | Open Subtitles | أخذ زيتونة وألقى بها فى تلك الكأس ولكن ها هى |
| Onu F-4F üzerinde yetiştirdim. Bugünlerde yola çıkar. | Open Subtitles | انا عينته على طائره سوف يقلع بها فى اى يوم |
| Evet, Petrie,Onu iyi sakla. | Open Subtitles | نعم يا بيترى أنت ستحتفظ بها فى مكان آمن. نعم |
| Elimde tuttuğum şeyin bir bıçak olduğunu mu söylüyorsun? | Open Subtitles | هل تظن ان هذه سكين تلك التى اُمسك بها فى يدى ؟ |
| O satıcı sıradan bir akşam yemeğinden sonra karısını öldürüp bir sandığa tıkıp, depoya göndermiş olamaz. | Open Subtitles | هذا البائع لم يقتل زوجتة بعد العشاء ويلقى بها فى الصندوق ويضعها فى الخزانة |
| O satıcı sıradan bir akşam yemeğinden sonra karısını öldürüp bir sandığa tıkıp, depoya göndermiş olamaz. | Open Subtitles | هذا البائع لم يقتل زوجتة بعد العشاء ويلقى بها فى الصندوق ويضعها فى الخزانة |
| İnsanlar, insanlığın çoğunu yok edecek veya bolluk ve gelişmeyle birlikte yüksek yaylalara çıkartacak en cesur hayalperestin bile hayal edemeyeceği bir yöntem geliştirdi. | Open Subtitles | للأنسان طريقة فى تدمير أغلب البشرية أو رفعها إلى هضاب عالية من الأزدهار و التقدم لم تحلم بها فى أجرأ أحلامها |
| Akşam bir tane daha olacak. Yanıma alabilirim değil mi? | Open Subtitles | سأجلب حقيبة آخرى الليلة, يمكننى الإحتفاظ بها فى الطائرة , صحيح ؟ |
| Fakat bu maddenin ihlali daha önce hiç olmadığından mahkemeye karar verirken örnek olacak bir emsal bulunmamaktadır. | Open Subtitles | و لكن بما أنه لم يكن هناك انتهاك سابق لهذا النظام الأساسى ليس هناك سابقة للإسترشاد بها فى المنصة لتصدر الحكم |
| Geçmişten gelen karşılıklı bir güvensizlik sözkonusuydu. | Open Subtitles | كانت هناك قاعده عامه معمول بها فى ذلك الوقت |
| Bizim şarkılarımız da çok benzer, hep "bir, iki, üç..." şeklinde gider. | Open Subtitles | وهى تبدأ بـ 1، 2، 3، 4 على ما أعتقد كانت موسيقانا شبيهه جداً بها فى الأيقاع وفى الكلمات أيضاً |
| Hafızasında yirmi yıl öncesine ait küçük bir orta batı kasabasında yaşıyor. | Open Subtitles | فهى تَعيش فى تِلك البلدة الصغيرة التى تحتفِظ بها فى ذاكِرتها مُنذ عشرين عاماً, |
| - Evet, Onu ateşe atmıştım... tıpkı bütün çöplerime yaptığım gibi. | Open Subtitles | نعم,لقد القيت بها فى النار كما افعل مع كل قمامتى |
| Adam boğazına kadar işe boğulduğunu ve ertesi gün Onu arayacağını söyledi.. | Open Subtitles | و أجابها بأنه مشغول للغاية و بأنه سيعاود الأتصال بها فى اليوم التالي |
| Ona davranışın yüzünden, Onu buraya getirmeye utanıyorum. | Open Subtitles | لقد اصبحت محرجة جدا من احضارها، بسببك وبسبب الطريقة التى تتصرف بها فى وجودها. |
| Ailesi de Violet'i reddetti ve Onu sokağa attı. | Open Subtitles | وقد تبرأت عائلتها منها و ألقت بها فى الشارع |
| Sen eve gelmeden Onu bulmaya çalıştım ama hiç bir yerde kaydı yok. | Open Subtitles | حاولت ان اجدها قبل وصولك للبيت و لا يوجد أى قائمة مسجلة هى بها فى أى مكان |
| bir sonraki salonda Onu yakalayabiliriz. | Open Subtitles | انظرى اذا استطعتى اللحاق بها فى القاعة القادمة |