| Kusura bakmayın efendim ama Bu konuda Başkomiser'i aramak zorunda kalabilirim. | Open Subtitles | أنا أسف يا سيدي, ولكن يجب أن أخبر الرئيس بهذا الأمر |
| Biz Bu konuda konuştuk. Artık Aziz üzerinde almak olmaz. | Open Subtitles | لقد تحدثنا بهذا الأمر لن تسخروا من عزيز بعد الآن |
| Şaşırırsınız çocukların bundan nasıl etkilendiğine. | TED | وتأثر الأطفال بهذا الأمر قد يفاجئكم حقاً. |
| Kalbimizi her seferinde yerinden oynatıyor bununla. | Open Subtitles | إنه يخيفنا للغاية في كل مرة يقوم بهذا الأمر |
| Bakın, yemin ederim, benim bu işle bir ilgim yok. | Open Subtitles | اسمعا , أقسم بالله بأنه ليست لي علاقة بهذا الأمر |
| Kızına yardım edeceğim ama ilk olarak Bu işi halletmem gerek. | Open Subtitles | سأقوم بمساعدة ابنتك ولكن يجب عليّ أن أعتني بهذا الأمر أولاً |
| bu işte başarılı olabilecek kadar uzun süredir yalan söylemiyorsun. | Open Subtitles | أنت لم تكذب بما يكفي حتى تكون جيد بهذا الأمر. |
| - Ama senin de çıkmanı istiyor. - Oh, hayır. Ben bu işe karışmak istemiyorum. | Open Subtitles | ـ لكن أيضاً حبذا أمر تواجدكِ ـ كلا، لا أريد الانخراط بهذا الأمر |
| Birkaç aydır... sırtımda bir ağrı var... Bu konuda görüşünü almak isterim. | Open Subtitles | أشعر بألم شديد في ظهري منذ شهور قليلة وأود أن أعرف رأيك بهذا الأمر |
| Bu konuda hiçbir şey yapmak istemiyorum! Çocuğu polise götürün! | Open Subtitles | لا أريد أن يكون لي شأن بهذا الأمر خذ الطفلة إلى الشرطة |
| Çünkü kafayı yersin ve Bu konuda bir sapık gibi davranırsın. | Open Subtitles | لأنِك متشوقة جداً وتتصرفين وكأنِك مجنونة بهذا الأمر |
| Ama Richard, sanırım bundan kimseye bahsetmemeliyiz. | Open Subtitles | لكنى أظن أن علينا ألا نخبر أحدهم بهذا الأمر يا ريتشارد |
| Onun bundan sıyrılmasına izin verebilirsin fakat ben yapamam. | Open Subtitles | ربما كنت راغب في أن يفلت بهذا الأمر و لكني لست كذلك |
| buna izin veremem. bununla ilgili şeyler duyuyordum ama dikkate almadım. | Open Subtitles | لقد سمعت بهذا الأمر و أنتظرت و تجاهلت الموضوع |
| Yani şimdi bununla bir ilgin olmadığını mı söylüyorsun? | Open Subtitles | إذن أنتِ تقولين أنه لا علاقة لكِ بهذا الأمر |
| Kardeşinin beynine, en büyük icadının yerini yerleştiriyor ve benden ikinizin de bu işle bir ilginiz olmadığına inanmamı istiyorsun. | Open Subtitles | ويزرع في رأس أختكِ مكان إختراعه العظيم وأنتي تتوقعين مني أن أصدق أن لا أحد منكم له علاقة بهذا الأمر ؟ |
| Yani bana yardım et, bu işle bir ilgin olmadığını anlayayım. | Open Subtitles | لذا ساعدني لأفهم أن ليس لك علاقة بهذا الأمر |
| Daha fazla ateş etmeyin. Bu işi kendi yolumla yapacağım. | Open Subtitles | لا مزيد من إطلاق النار، سأهتم بهذا الأمر على طريقتي |
| Röntgenler, fotoğraflar. Bu işi kemiklere olabildiğince dokunmadan yapcağız. | Open Subtitles | سوف نقوم بهذا الأمر بدون أن نلمس الهيكل العظمي الموجود هذا قدر الإمكان |
| bu işte başarılı olabilecek kadar uzun süredir yalan söylemiyorsun. | Open Subtitles | أنت لم تكذب بما يكفي حتى تكون جيد بهذا الأمر. |
| bu işe generali karıştırmaya hiç gerek yok. | Open Subtitles | ليس هنالك سبباً لتوريط الجنرال بهذا الأمر |
| buna artık devam edemeyiz. | TED | لا يمكننا الاستمرار بهذا الأمر بعد الآن. |
| Eğer senin de başına gelirse, bunun çılgınlık olmadığını... bilesin diye anlatıyorum bunları. | Open Subtitles | أخبرك بهذا الأمر بحيث لو حدث لك تعلمحينهاأنهليس جنوناً |
| Bunun hakkında pek endişelenmiyorum muhtemelen orda yalnış yaptığımda bana söyleyecek bazıları olacaktır hiçbir zaman bu kadar şanslı olmazsın çok sarhoş değilsin sarhoşlukmuş kimin umrunda kendinden başka kimseyi umursamıyorsun | Open Subtitles | أنا لا أهتم بهذا الأمر كثيراً ربما يتواجد القليل منهم هناك ليخبرونى عندما أرتكب خطأ ربما لا يلازمك الحظ دائماً |
| Afedersiniz efendim ama, bunda doğal olan bir şey yok. | Open Subtitles | أسمح لي، سيدي لكن لا شيء طبيعياً بهذا الأمر |
| İstersen başka bir yere gidip bu konuyu konuşmaktan mutlu olurum. | Open Subtitles | إن أردت أن نذهب إلى مكان لنتحدث بهذا الأمر سيسعدني ذلك |