| Hayır, elbette bekleyebilir. Senin yemek yemeyi çok isterim. | Open Subtitles | لا، بالتأكيد يمكن تأجيله أودّ تناول الغداء معك |
| Harika, bu hep benim için yolunda gider ya. Bakın, her neyse bu bekleyebilir. | Open Subtitles | عظيم، لطالما كان هذا جيّداً معي اسمعي، مهما كان، يمكن تأجيله |
| Ben emekli olana kadar bekleyemez mi? | Open Subtitles | ألا يمكنك تأجيله إلى بعد تقاعدي؟ |
| Bu saatler sürer, bekleyemez mi? | Open Subtitles | سيستغرق هذا ساعات ألا يمكننا تأجيله ؟ |
| İlkbaharı iptal etmek zorundayız ya da en azından ertelemek. | Open Subtitles | ونحن في طريقنا لدينا لإلغاء الربيع، أو تأجيله على أقل تقدير. |
| O rapor bu geceki adaylığın açıklanması sonrasına kadar ertelendi. Ne demek istiyorsun? | Open Subtitles | سوف يتم تأجيله إلى ما بعد إعلان مرشح الحزب الجمهوري |
| Bak bakalım gelecek haftaya erteleyebilir miyiz. | Open Subtitles | انظري اذا كنتي تستطيعن تأجيله للأسبوع القادم |
| Yarına kadar bekleyemeyecek bir şey diye düşünüyorum. | Open Subtitles | ,أعتقد أن هناك أمر ما لا يمكنك تأجيله للغد؟ |
| Seninle bir şey konuşmak istemiştim ama bekleyebilir. | Open Subtitles | أردت التحدث إليك في موضوع ما ولكن يمكن تأجيله |
| Her neyse, biraz su içene kadar bekleyebilir. | Open Subtitles | أيًّا يكُن الأمر، يمكن تأجيله ريثما أجلب لك بعض الماء. |
| - Jackie! Her neyse, yumurtalarımı içmeyi bitirene kadar bekleyebilir. | Open Subtitles | -جاكي) أيّا يكن متأكد أنه يمكن تأجيله حتى أشرب البيض) |
| Öyleyse para transferleri de bekleyebilir. | Open Subtitles | ثم أظن ان التحويل سوف يتم تأجيله ايضا |
| Bu ders bekleyebilir aslında. | Open Subtitles | في الحقيقة، هذا الدرس يمكن تأجيله |
| Hangi konuyu halletmemiz gerekiyorsa bekleyebilir. | Open Subtitles | أيًّا يكُن ما علينا حسمه، يمكن تأجيله. |
| Ama bir şey var ve bekleyemez. | Open Subtitles | ولكن هناك شيء واحد لا يمكننا تأجيله |
| Öyle söyledi ama bu mesele bekleyemez. | Open Subtitles | .لقد قال، لكن هذا يُمكن تأجيله |
| Korkarım bekleyemez. | Open Subtitles | فأنا منشغل بالصلاة لا يمكن تأجيله |
| "Çünkü bu kabul etmeyi istediğimiz, ertelemek istemediğimiz ve kazanmak istediğimiz bir meydan okuma." | Open Subtitles | لأن هذا تحدّي علينا القبول به وشيئا ليس علينا تأجيله بل علينا ان نفوز به |
| Mahkeme ile çok meşgul olduğunu biliyorum. O yüzden ertelemek istersen... | Open Subtitles | أعلم أن لديك الكثير من الضغط بسبب المحاكمة، لذا إن أردتِ تأجيله |
| Kabile şeflerinin getirdiği McDonald hamburgerleri olağanüstü hüsnükabul gördü ve toplantı ertelendi. | Open Subtitles | همبرغر المكدونالد الذي احضره الرئيس تم تقبله بشكل رائع و الاجتماع كان قد تم تأجيله |
| - 3'e erteleyebilir misin? | Open Subtitles | هل يُمكنك تأجيله حتّى الـ3: |
| - Yarına kadar bekleyemeyecek şey bu muydu? | Open Subtitles | أهذا هو الموضوع الذي لا يمكن تأجيله للصباح؟ |
| Öyle de olsa, balıklama atlayıp belirli bir süre ertelemeye karar verdiğimiz bir araştırmayı teklif etmene gerek yoktu. | Open Subtitles | هذا لا يعني أنّه يجب أنْ تقفز وتقدّم لهم بحثاً قرّرنا كلانا تأجيله إلى المستقبل المنظور. |
| Akabinde, harekâtın en az 24 saat ertelendiği bilgisi verildi. | Open Subtitles | لقد تم إخطارنا أن الغزو تم تأجيله لـ 24 ساعة على الأقل |