| Diyorum ki, eğer ışığa inanıyorsan karanlığa da inanmak zorundasın. | Open Subtitles | أقول أنه لو كنتِ تؤمنين بالنور فلابد أن تؤمني بالظلام |
| Kötü şeyler oldu. Fakat bunun haricinde iyi şeylerin de olacağına inanmalısın. | Open Subtitles | الأمور السيئة تحدث ولكن يجب أن تؤمني بأن هناك خير سيلأتي بعدها |
| Çünkü bir şansımız olduğuna inanmanı istedim. | Open Subtitles | لأنني أردتكِ أن تؤمني بأنه كان لدينا فرصة لعينة |
| Ve inanman gereken şey küp, dükkân ya da ben değilim. | Open Subtitles | ما يجب ان تؤمني به ليس المكعّب او المتجر او انا |
| İsa'ya inanır mısınız, Starling? | Open Subtitles | هل تؤمني بأنّ المسيح هو منقذكِ أيتها العميلة ستارلينغ؟ |
| Daha önce bana hiç inanmadın, ama şunu söylememe izin ver ince, tembel Homer biliyorsun ki öldü. | Open Subtitles | أنت لم تؤمني بي من قبل ..لكن دعيني أخبرك هومر الكسلان البسيط الذي عرفته مات |
| Eğer inanmıyorsan o kadar yoldan buraya niye geldin, o zaman? | Open Subtitles | إذا لم تؤمني بهذا فلماذا قطعتِ هذه المسافه إلى هنا الليله ؟ ؟ |
| Fakat buna yine de inanmak istiyorsan birinin sen sevmesini sağla. | Open Subtitles | ، لكن إذا أردتي أن تؤمني به فإجعلي شخص ما يحبك |
| Hayatta ihtiyacınız olan tek şey sevgi ve kendinize inanmak demişti. | Open Subtitles | إن كل ما تحتاجين له في الحياة هو الحب و أن تؤمني بنفسك |
| Hayatta ihtiyacınız olan tek şey sevgi ve kendinize inanmak demişti. | Open Subtitles | إن كل ما تحتاجين له في الحياة هو الحب و أن تؤمني بنفسك |
| Umutsuzluğa kapılma. Kendine inanmalısın. | Open Subtitles | يجب أن تؤمني بنفسك و تستجمعي شتات نفسك، و تعودين للركب |
| Bunu yapabileceğine inanmalısın. Lütfen. | Open Subtitles | عليكِ أن تؤمني أنه بامكانكِ فعل هذا أرجوكِ |
| Ama buradayken yaptığımız şeye inanmalısın. | Open Subtitles | لكن عندما تكونين هنا يجب ان تؤمني بما نفعله |
| Bana inanmanı istiyorum sadece. Eski günlerdeki gibi. | Open Subtitles | أريدكِ فقط أن تؤمني بي مثل الأيام الخوالي. |
| Bana inanmanı istiyorum sadece, eski günlerdeki gibi. | Open Subtitles | أريدكِ فقط أن تؤمني بي، مثل الأيام الخوالي. |
| Hayır, içten değil, inanman gerekiyor. | Open Subtitles | كلا، لـيس من الـقلب، بل عليكِ أن تؤمني به |
| Tüm kalbinle, kızının şu anda daha iyi bir yerde olduğuna inanman gerekiyor. | Open Subtitles | يجب أن تؤمني من صميم قلبكِ أنّ ابنتنا في مكانٍ أفضل |
| İkinci şanslara inanır mısın, Andrea? | Open Subtitles | انتي تؤمني بأعطاء الفرصه مره اخري اندريا؟ |
| Belki daha buna inanmadın. | Open Subtitles | ربّما أنتِ كذلك، وربّما لم تؤمني بنسفسكِ بعد، فحسب. |
| Şey,eğer aşka inanmıyorsan başka neye inanabilirsin ki? | Open Subtitles | إنْ لمْ تستطيعي أنْ تؤمني بالحبّ، فبمَ يمكن أنْ تؤمني؟ |
| Başına böyle bir mucize gelmişken Tanrı'ya inanmadığını nasıl söylersin? | Open Subtitles | كيف لكي الا تؤمني بالرب عندما حدثت هذه المعجزه لكي؟ |
| Görüyorum ki cinayetler arasında 48 saat olması kuralına pek inanmıyorsun. | Open Subtitles | أرى أنك لا تؤمني بالعُرف يوجد 48 ساعة بن القتل. |
| Ama bir şeye inanırsan, gerçekten inanırsan onun için savaşırsın. | Open Subtitles | ...ولكن إن كنتِ تؤمني بشيء تؤمني حقًا إذًا ستحاربين لأجله |
| İnandığın ve yaşama amacın olan her şeyi seni hiçbir zaman sevemeyecek olan bir adam için terk edecektin. | Open Subtitles | لقد تركتي كل شيء تؤمني به. كل شيء عيشتي من اجله, من اجل رجل لا يمكن ابداً ان يحبك. |
| Ve senin yanında olup, sana baktığımda bana inandığını görmek istiyorum. | Open Subtitles | واريد أن اكون قادراً على الإلتفات نحوك ومعرفه بأنك تؤمني بي |
| Nasıl oluyor da tüm bunlara inanıp sonra da Tanrı'ya hâlâ inanıyorsun? | Open Subtitles | كيف لكِ أن تؤمني بكل هذا ومازلتي مؤمنة بالله؟ |
| Bilirsin,bu şey gibi, her zaman yapabileceğine inanırsın, ve bir gün yapabilir hale gelirsin | Open Subtitles | أتعلمي, و كأنه عندما تؤمني بأنك تستطيعين القيام بشيء ثم فجأة في يوم ما تقومين به |
| Ama inanmıyor olsaydınız bile inanmak zorunda kalacaktınız. | Open Subtitles | حتى إن لم تكوني تريدين ان تؤمني به ستضطرين إلى ذلك |