| 'Yalnız', para nasıl da akıyor görmelisin. | Open Subtitles | أيها الوحيد ، يجب أن ترى كيف تتدفق النقود |
| Çimler yeşeriyor, ağaçlar dallarını salıyor, ve nehirler akıyor. | Open Subtitles | العشب ينمو والأشجار تمد فروعها والأنهار تتدفق |
| Benzer bir biçimde, kontrol de sahiplik ağı içinde akar ve düğümlerde birikir. | TED | فعلى نحو مشابه، السيطرة تتدفق في شبكات الملكية و تتكدس في العقد. |
| Yaşayan her şeyin arasında akıp giden bir enerji ağı ile ilgili konuşuyor. | Open Subtitles | .. تتحدث عن شبكة من الطاقة التي تتدفق في جميع الكائنات الحية |
| Tahmin edilemez olmalısın, şuuraltınla dövüşmelisin, bırak hamlelerin içsel ruhundan aksın.. | Open Subtitles | اصبح التنبؤ بها، أضرب من عقلك اللاشعوري دع حركاتك تتدفق من جوهرك الفردي |
| Küçük kasabamızın içinde akan nehrin soğuk sularında yüzmeye gittik. | TED | سبحنا معًا في مياه النهر الباردة التي تتدفق عبر مدينتنا. |
| Ve tüm bu satırlar içinde yapılanmamış bir dil akışı var. | TED | وبطبيعة الحال ، من خلال كل من هذه الخطوط تتدفق لغة غير منظمة. |
| Yaşam, zamanla korumaya alınmış bir bölgeye akıyor. | Open Subtitles | تيارات الحياة تتدفق عبر الأراضي متوقفة في الزمان |
| İşler iyi gidiyor. Para akıyor. | Open Subtitles | الكازينو يحقق نجاحاً كبيراً,كل هذة الأموال تتدفق علية |
| bütün enerji büyük mıknatısa göre akıyor. | Open Subtitles | الطاقة كلها تتدفق حسب قوة المغناطيس العملاق |
| Aynı zamanda bu vadi, bir havza özelliği taşır, yaylalardan havzaya... ...tortu taşıyan ve orada yaşayan hayvanların kemiklerini sürükleyen nehirler akar. | TED | إنه حوض، والأنهار تتدفق من المرتفعات إلى الحوض، تحمل الترسبات، وتتخللها عظام الحيوانات التي عاشت هناك. |
| Bu deltanın suyu Mobile Koy'una akar ve nihayet Meksika Körfezi'ne ulaşır. | TED | وهذا الدلتا تتدفق مياهها إلى خليج الموبايل وأخيرا إلى خليج المكسيك |
| Onların parası masalardan... parmaklıkların arkasındaki kasalarımıza... kumarhanenin en kutsal odasına akar. | Open Subtitles | و اموالهم تتدفق من الموائد إلى صناديقنا عن طريق الخزينة إلى أكثر الحجرات قدسيةً في الكازينو |
| Yaşam gücüm, resmen vücudumdan akıp sana geçiyor. | Open Subtitles | قوة حياتي تتدفق حرفياً من جسدي الى داخلكِ |
| Yaşam gücüm, resmen vücudumdan akıp sana geçiyor. | Open Subtitles | قوة حياتي تتدفق حرفياً من جسدي الى داخلكِ |
| Aşkın kanı aksın ve ışığı hızlansın. | Open Subtitles | تعويذة : اجعل الدماء إلى الحُب تتدفق وتُسرع باعادة ضياء المحبوب |
| Bu derede akan su, tıpkı insan vücudunda akan enerjiye benzer. | Open Subtitles | الماء يتدفق في هذا الجدول مثل الطاقة التي تتدفق في جسدك |
| Tecrübe ettiğimiz herhangi bir şeydekinden gram başına bir saniyede daha fazla enerji akışı olur. | TED | هناك طاقة تتدفق عبرها في الغرام في الثانية، أكثر من أي شيء قد تسنت لنا تجربته. |
| Yoksa federal vergi muafiyetinin yarısından fazlası nasıl en zengin Amerikalıların yüzde beşine akacak? | TED | و إلا كيف أن أكثر من نصف الإعفاءات الضريبية الاتحادية تتدفق إلى الخمسة بالمئة الأكثر ثراءً بين الأمريكين؟ |
| Bilmek istiyordum: Nasıl oluyordu da hayatımız boyunca damarlarımızda kan durmadan akarken, koca şehirlerimiz her gün tıkanıyordu? | TED | أردت أن أعرف: لم تتدفق الدماء في أوردتنا معظم حياتنا دون مشاكل، وتتعرض مددنا الكبرى للانسداد والازدحام بشكل يومي؟ |
| Enerji akışını sağlam tutmaya çalıştım ama giderek düştüğünü hissediyorum. | Open Subtitles | , حاولت أن أبقي طاقتها تتدفق لكن يمكنني الأحساس بأحتضارها |
| Bu, şekerlerin köklerden mantarsı iplikçiklere doğru aktığı anlamına gelir. | TED | ويعني هذا أن السكريات تتدفق من جذور الأشجار إلى الخيوط الفطرية. |
| - Yap ve gücümün sana geçişini hisset! | Open Subtitles | -أفعليها ! وأشعري بقواي تتدفق بداخلكِ! |
| Saf kozmik enerjinin akmasına izin ver. | Open Subtitles | دع الطاقة الكونية النقية تتدفق |
| Aç çiftçiler yemek bulabilmek için şehre akın ediyor. | Open Subtitles | تجويع الفلاحين تتدفق الى المدينة بحثا عن الطعام. |
| En kurak dönemini yaşayan ovalar uzak topraklardan gelen nehir yatakları sayesinde tatlı suyla buluşuyor. | Open Subtitles | على نحو مذهل، عندما تكون السهول في أقصى جفافها تتدفق المياه العذبة من أرض بعيدة داخل قيعان الأنهار الجافّة |
| nehirler aktıkça, dağlardan denizlere materyalleri taşıdıkça, bazen kum, kil ve kaya taneleri toprakta sıkışıp kalıyor. | TED | لذا عندما تتدفق الأنهار، وهي تجرف المواد من الجبال إلى البحر، تلتصق أحياناً أجزاء من الرمل، والطين والصخور في الأرضية. |