| Şunu beğendim yalnız, kusuyor mu, ağlıyor mu? | Open Subtitles | أعجبتنيّ هذه, أهيّ تتقيء أم تبكي؟ |
| Kesinlikle kusuyor. | Open Subtitles | بالتأكيد تتقيء. |
| - Bu çadırın içinde kusma. | Open Subtitles | -لا تتقيء في هذه الخيمة |
| Sakın üzerime kusma. | Open Subtitles | -يارجل لا تتقيء فوقي |
| Hapishane eroini saf olmaz, o yüzden kusuyorsun. | Open Subtitles | "هروين" الموجود في السّجن ملوث للغاية، لهذا السبب إنّك تتقيء. |
| Oturup yiyorsun ve insanları güldürmek için o kelimeleri kusuyorsun sonra! | Open Subtitles | أنت تجلس، وتأكل... ثم تتقيء تلك الكلمات لتجعل الناس يضحكون هل تعلم مدى صعوبة عملي؟ |
| Önce banyoya gidip kusman gerekiyordu. | Open Subtitles | من المفترض أن تذهب إلى . الخلاء و تتقيء قبل ذلك |
| Ve orada kusarken bile aslında beni önemsediğini söyleyebilirim. | Open Subtitles | هذا في الأساس خطأك أنت وحتى عندما كُنت تتقيء كنت أستطيع أن أرى أنك,مهتم |
| Tanrım, sevdiğim kadının midesini tamamen boşalttım. | Open Subtitles | يإلهي ، لقد جعلت المرأة التي أحبها تتقيء |
| Hâlâ kusuyor. | Open Subtitles | لا تزال تتقيء. |
| Sen, "kusma" diyorsun. | Open Subtitles | لا تتقيء |
| Yediğini neden kusuyorsun? | Open Subtitles | تتقيء فوق الطعام يا بنى |
| Önce banyoya gidip kusman gerekiyordu. | Open Subtitles | من المفترض أن تذهب إلى . الخلاء و تتقيء قبل ذلك |
| Bütün gün kusarken odaklanmak zor oluyordu. | Open Subtitles | يصعب التركيز عندما تكون تتقيء طوال اليوم |
| Bir şişe Merlot, bir bardak votka ve kusarken saçların düşmesin diye saç bandı. | Open Subtitles | أنها زجاجة من الميرلوت و فودكا و رابطة شعر عندما تتقيء |
| Eşim midesini boşalttırdı. İlaçları kustu. | Open Subtitles | زوجتي جعلتها تتقيء لقد طردت الحبوب |