| Hala hızla hareket etmekte olan dalganın üst kısmı yuvarlanmaya başlar ve böylece dalga kırılır. | Open Subtitles | وبينما تستمر المياه أعلاها بالتحرك بسرعة تبدأ بالإلتفاف حول نفسها وهكذا تتكسر الأمواج. |
| Böyle bir hastalığı olanlarda kemikler çok kolay kırılır. | Open Subtitles | أفراد هذا المرض تتكسر عظامهم بسهولة |
| Belki, belki birkaç tabak kırılır. | Open Subtitles | ويمكن تتكسر شوية اطباق بس |
| Yangında kırılma olabilir, değil mi? Evet. | Open Subtitles | حسنا, العظام تتكسر أثناء الحريق, صحيح؟ |
| Bütün oyuncakların kırılma noktası olduğunu unutmuş gibisin! | Open Subtitles | يبدو أنك نسيت أن جميع الألعاب تتكسر ! وقد حان وقتك |
| Onları ayağım kırılana kadar tekmelemek zorunda kalsam bile umrumda değil. | Open Subtitles | لا أبالي إن كنت سأركلهم حتى تتكسر قدمي |
| Sonra keten, parmaklar kırılana kadar her gün sıkılır ayağın altından katlanır ve kendini tabanla birlikte yassılaştırır. | Open Subtitles | ...الآن، هذا الكتان يُشدّ يومياً حتى تتكسر أصابع القدم وتنطوي تحت القدم |
| - Ama o zaman kırılır. | Open Subtitles | ولكنها سوف تتكسر |
| Kemik kırılma seslerini duyabiliyordum. | Open Subtitles | "يمكنك أن تسمع عظامهم تتكسر" |