| GF: Şefkati, her bir vatandaşımıza saygı olarak tanımlarız, böylece onların insan potansiyeli parlıyor, gelişiyor. | TED | فرنك غيني: نعرّف التعاطف كاحترام لكل واحد من مواطنينا بحيث تزدهر إمكاناتهم البشرية. |
| Herbaharhatırlarız açan her gülle çiçek açan her ayçiçeğiyle filizlenen her zambakla. | Open Subtitles | .. نتذكر كل ربيع بالورود التي تزدهر وبكل زهرة عبادّ شمس تتفتح |
| Çatışmanın olmadığı bir yerde ticaret de gelişir. | TED | وحيثما ينحسر العنف و الصراعات تزدهر التجارة |
| Delice. Kısaca yenililik döngülerinden, gelişen şeylerden, yüksek aktivitede çalışan ve sonra kullanım dışı kalıp, yeni birşeylerle değiştirilen şeylerden bahsetmek istiyorum. | TED | جنون. التكلم بإيجاز حول دورات الإختراع, الأشياء التي تزدهر, حينما تكون فعّالة جدا و تموت حينما تستبدل بشيء آخر. |
| Nefsimizi tatmin ederken bile, malum şeytanların da gelişmesine müsaade ettik! | Open Subtitles | وحتي ونحن نلبي رغبات الشياطين بداخلنا سمحنا للشياطين الحقيقة لأن تزدهر |
| Milyar dolarlık endüstriler onun korkusuyla büyüyor, inkar edilemeyecek şekilde "o" olan bazılarımız, "o"nu saran amansız bir fırtınada dümen tutmaya mahkum ediliyoruz. | TED | تزدهر صناعات بمليارت الدولارات بسبب الخوف منها وأولئك الذين هم تلك الكلمة بلا شك يتركون للإبحار خلال عاصفة شديدة تحيط بهم |
| Evin kaparosunu yatırdım. İşler tıkırındaydı. | Open Subtitles | كانت عندي دفعة أولية ببيتي والأحوال كانت تزدهر |
| Ateşimiz toprağı yeniden canlandırıp hayatın serpilmesine izin verecek. | Open Subtitles | سوف النار لدينا تجديد الأرض والسماح الحياة تزدهر مرة أخرى. |
| Karanlık ve soğukta gelişiyorlar. | Open Subtitles | تزدهر في الظلام والبرد |
| Denizdeki bunun gibi tenha tepeler açık denizdeki boş alanlarda yaşamın gelişebileceği vahalar yaratırlar. | Open Subtitles | مثل هذه الجبال البحرية المعزولة تشكل واحة تزدهر الحياة فيها،، في قلب محيط فارغ شاسع |
| Mikroplar Jüpiter'in uydusu Europa üzerinde gelişiyor olabilir ve sıvı haldeki okyanus belki de buzlu kabuğun altında uzanıyordur. | TED | ويمكن أن تزدهر الجراثيم في قمر المشتري يوروبا، إذ ربّما تقع محيطات من الماء السائل تحت قشرة جليديّة. |
| Sevgili sivil toplulukların birçok biçimi şimdi, bu bilinçlenme çağında gelişiyor. | TED | تزدهر الآن العديد من أشكال المجتمعات المدنية المحبوبة في عصر الصحوة هذا. |
| Hâlâ çirkin bir hudut kasabası da olsa kauçuk sektörü süratle gelişiyor. | Open Subtitles | مازالت مدينة قذرة.. ..ولكن صناعة المطاط تزدهر شيئاً فشيئاً |
| "Zamansız açan çiçek erken donar." | Open Subtitles | و الزهور التى تزدهر بسرعة , هى لعبة الصقيع البارد فى النهاية |
| " Kazalar olur, olacaktır ama hayat meyvelerinden yetişen minik bir ağaç çiçek açabilir." | Open Subtitles | تقع الحوادث في البداية والنهاية" لكن من الشجرة الصغيرة "تزدهر ثمار الحياة |
| Firmalar kolayca ve hızlıca mağaza açabildikleri zaman ekonomi gelişir. | TED | تزدهر الاقتصاديات عندما يكون رجال الأعمال قادرين على فتح مشاريعهم بسرعة وبسهولة. |
| 300 milyon yıl önce, Dünya'nın bize bir sürpriz hazırladığı yerde devasa tropikal bataklıkların içinde hayat gelişir. | Open Subtitles | قبل 300 مليون عام. تزدهر الحياة في مستنقعات شاسعة حارة حيث تطهو الأرض مفاجأة. |
| Oedipus bağı, beslendikçe gelişen bir şey değil mi Lex? | Open Subtitles | العلاقة الأوديبية تزدهر عندما تعزز صحيح ياليكس |
| Yalnızca burada yaşayabiliyorlar çünkü bacaların etrafında gelişen bakterilerle besleniyorlar. | Open Subtitles | بوسعهم العيش هنا لقدرتهم على التغذية على البكتيريا التي تزدهر حول المنافس. |
| Ve sen burada bir direniş kuvveti gelişmesine yardım ediyorsun. | Open Subtitles | وكنت على مساعدة خلية المقاومة تزدهر هنا. |
| Birlikte, hayatın birleşmesine ve gelişmesine izin veriyorlar. | Open Subtitles | و ربما يسمحون معاً للحياة أن تلتحم و تزدهر |
| Demek Andromeda en iyi atmosferde büyüyor. | Open Subtitles | لذا فان اندروميدا تزدهر أفضل في جوِّ |
| Evin kaparosunu yatırdım. İşler tıkırındaydı. | Open Subtitles | كانت عندي دفعة أولية ببيتي والأحوال كانت تزدهر |
| St Louis ile Kansas City'yi atladım onlar da gelişiyorlar. | Open Subtitles | (و نسيت ذكر (سانت لويس و (كانساس سيتي) ... إنها تزدهر أيضاً |
| Yerkabuğundaki değişimler, felaket ve kıyımlara neden olabilir. Fakat aynı zamanda Dünya'ya şekil verirler. İnsanların gelişebileceği bir çevre yaratırlar. | Open Subtitles | ربما تسببت الكوراث بالإنقراضات والدمار، لكنها أيضاً شكلت الأرض وأنتجت بيئة تزدهر فيها الحياة الإنسانيّة، |