| Kültür yapmak zaman alır ve karaciğerinin fazla vakti yok. | Open Subtitles | نتائج الزرع تستغرق وقتا و كبده لم يتبقى فيه الكثير |
| Sabırsız olman doğal ama bu işler zaman alır. | Open Subtitles | من الطبيعى عليك الاّ تكون صبورا ولكن, هذه الأمور تستغرق وقتا |
| Bu tip şeyler zaman alır. | Open Subtitles | حسنا ، كما تعلمين ، هذه الأمور تستغرق وقتا |
| Korkarım ki bir sürü talep var ve her yatağı yapmak zaman alıyor. Sekiz hafta mı? | Open Subtitles | أخشى بأنه الطلب كثير جدا و صناعة كل سرير تستغرق وقتا |
| Yine de yazabilirsin ama mektubunun gelmesi çok uzun sürer. | Open Subtitles | لكنك يجب أن تستمري بالكتابة لى علي الرغم من انها سوف تستغرق وقتا طويلا للوصول |
| Size söz veriyorum çok uzun sürmeyecek. | Open Subtitles | أعدكم أن هذا لن تستغرق وقتا طويلا على الإطلاق. |
| - Tamiri ne kadar sürer? - uzun sürmez. | Open Subtitles | كم ستستغرق الاصلاحات لن تستغرق وقتا طويلا |
| Milyonlarca parçanın biraraya gelmesi zaman alır. | Open Subtitles | مليون قطعة تستغرق وقتا طويلا لتجتمع |
| Bu işler zaman alır. | Open Subtitles | هذه الأمور تستغرق وقتا. |
| Ama böyle şeyler zaman alır. | Open Subtitles | لكن هذه الأمور تستغرق وقتا |
| zaman alır. | Open Subtitles | الأمور تستغرق وقتا. |
| - Yemeğin pişmesi zaman alır. | Open Subtitles | الوجبة تستغرق وقتا |
| bu şeyler zaman alır. | Open Subtitles | هذه الأمور تستغرق وقتا. |
| Bazı şeyler zaman alır. | Open Subtitles | بعض الامور تستغرق وقتا |
| Bu şeyler zaman alır. | Open Subtitles | هذه الأمور تستغرق وقتا طويلا. |
| Savaşlar zaman alır. | Open Subtitles | الحروب تستغرق وقتا طويلا |
| Bu şeyler zaman alır. | Open Subtitles | هذهِ الامور تستغرق وقتا |
| - Bazı davalar zaman alır. | Open Subtitles | -بعض القضايا تستغرق وقتا . |
| Ama anlamalısın, genç Hobbit çok uzun zaman alıyor Eski Entçe'de bir şeyler söylemek ve biz hiçbir şey söylemeyiz çok uzun zaman ayırmaya değmediği sürece. | Open Subtitles | لكن عليك أن تتفهم أيها الـ (هوبيت) الصغير تستغرق وقتا طويلا للـ (إنت) القديمة أن تقول شيئا |
| Ama anlamalısın, genç Hobbit çok uzun zaman alıyor Eski Entçe'de bir şeyler söylemek ve biz hiçbir şey söylemeyiz çok uzun zaman ayırmaya değmediği sürece. | Open Subtitles | لكن عليك أن تتفهم أيها الـ (هوبيت) الصغير تستغرق وقتا طويلا للـ (إنت) القديمة أن تقول شيئا |
| Bazı şeyler düşündüğümüzden daha uzun sürer. | Open Subtitles | نعم، بعض الأشياء تستغرق وقتا أكثر مما نظنها ستفعل |
| Yeniden programlama çok uzun sürmeyecek. | Open Subtitles | إعادة البرمجة لن تستغرق وقتا طويلا |
| Şu ufacık bedenini görüyor musun? Onu lanet bir yere saklamak uzun sürmez. | Open Subtitles | هل ترى جسمك القليل انها لن تستغرق وقتا طويلا لإخفائه سخيف؟ |