| Bu Minnesota Üniversitesindeki iş arkadaşlarımla Hayal edebildiğimiz en yeni şeylerden birisi. | TED | هذا احد احدث الامور التي استطعنا تصورها مع زملاء من جامعة مينيسوتا. |
| Ve o geri sayım sıfıra ulaştığında, Hayal edilemez büyüklükte güç serbest bırakılacak. | Open Subtitles | وعندما يصل ذلك العد التنازلي إلى صفر سيُطلق العنان لسلطة لا يمكن تصورها |
| Ancak bu sayede daha önce Hayal edilemeyen ilişkiler kuruldu. | Open Subtitles | لكنّ الأمر يسمح باستكشاف حقول جديدة لم يسبق لنا تصورها |
| Biri hariç, mezarın üstündeki kürelerin her biri akla uygundu: | Open Subtitles | كل الأجرام التي يمكن تصورها :كانت فوق القبر، إلا واحداً |
| Devlet için akıl almaz güç sağlayan bir alet yapıyordum. | Open Subtitles | لقد كنتُ أبني للحكومة أداة تُعطي قوة لا يُمكن تصورها |
| Yalnızca 20 km genişliğinde. İnanılmaz derecede yoğun. | Open Subtitles | إنه بحجم 20 كيلومتر عرضاً فقط وكثيف لدرجة لا يمكن تصورها |
| Aklımda onları gerçeğe yakın Hayal edebiliyordum ve hemen hayallerimi çalıştırıp test edip geliştiriyordum. | TED | أستطيع تصورها في دماغي كما تبدو في الحقيقة، وأقوم هناك بتشغيلها و فحصها و تحسينها. |
| Sizi Hayal dahi edemeyeceğiniz bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. | TED | لذا دعوني أصحبكم في رحلة للقدرات التي يستحيل تصورها. |
| Ve bilirsiniz, mülteci kamplarına, hergün araştırma yapmak için gittiğimde Hayal dahi edemeyeceğiniz şeyler buldum. | TED | وكما تعرفون، عندما كنت في مخيم للاجئين، ذهبت يوما بعد يوم للقيام بمسحٍ، ووجدت أموراً لا يمكنكم حتى تصورها. |
| Kölelerin tarafına gelirsek, Hayal edilemez zalimlikle karşılaştılar. | TED | أما بالنسبة للعبيد أنفسهم فقد باتوا في مواجهة وحشية لا يمكن تصورها |
| 1901 fuarının mirası, Hayal edebileceğimizden daha fazla biçimde varlığını sürdürüyor. | TED | يستمر موروث معرض 1901 بطرق كثيرة لا يمكننا تصورها. |
| Ama daha iyi bir hayat nasıl olur, dersen bunu Hayal bile edemiyorum. | Open Subtitles | لكن إن سألتي ما هي أفضل حياة فلا يمكنني تصورها |
| Dünya Hayal bile edilemeyecek bir düzen içerisinde dönmeye devam ediyor. | Open Subtitles | هذا العالم يتدفق ملتزماً بقاعدة كبيرة لا يمكن تصورها |
| Hepimiz Hayal edemediğimiz şeyleri yapabiliyoruz | Open Subtitles | جميعا لدينا خاصيَة، عندما نريد القيام بها بطريقة لا يمكن تصورها. |
| Hayal merkezi dahil her türlü imkâna sahibiz. | Open Subtitles | لدينا كل وسيلة تعليمية يمكن تصورها ومن ضمنها التأمّل |
| 5.000 kilometre aşağıda ise çekirdeğin sıcaklığı akla hayale sığmaz bir biçimde 7.000 dereceye ulaşır. | Open Subtitles | على بعد 3 آلاف ميل إلى الأسفل يقع المركز، وتصل حراراته إلى 7 آلاف درجة لا يمكن تصورها. |
| Onun kadar başarıya ulaşmış, akla hayale sığmayacak kadar zengin, artık genç rakiplerinin tehdidi altında olan ve yattığı yerden bacağından çıkmış kaval kemiğine bakan bir adam. | Open Subtitles | رجل حقق الكثير مثله و الذي يتوفر على ثروة لانستطيع تصورها وهو الآن تحت تهديدات منافسيه الأصغر سنا |
| Zihin kontrolünde akla gelebilecek her yöntemi kullandığımızdan bahsetmeme gerek yok. | Open Subtitles | ناهيك ِ عن كل طريقة يمكن تصورها للسيطرة على العقل |
| Sadece benim akıl almaz şekilde acı çekmemii stiyor. | Open Subtitles | فهو يريد فقط أن أعاني بطريقة لا يمكن تصورها |
| Devlet için akıl almaz güçte bir makine yapıyordum. | Open Subtitles | لقد كنتُ أبني للحكومة أداة تُعطي قوة لا يُمكن تصورها |
| akıl almaz bir kargaşa çıkartacak doğrultuda ilerliyor. | Open Subtitles | إنه يتحرك في إتجاه سوف يجلب فوضى لا يمكن تصورها. |
| Çoğu galaksinin kalbinde inanılmaz derecede güçlü ve Hayal edilemeyecek kadar yıkıcı bir çekim gücü bulunmaktadır. | Open Subtitles | الجاذبيه تشكل المجرات وتتحكم بمستقبلها هناك قوه لايمكن تصورها |
| Gökyüzünde inanılmaz hızda uçacaklar ama tam üstümüzden geçecekler. | Open Subtitles | سوف تكون طريقهم الى السماء محلقين بسرعة لا يمكن تصورها بل انهم سوف يمرون فوق رؤوسنا |