| Periferal görme sorununu ekleyince liste daralıyor. | Open Subtitles | و التي تضيق أكثر حين تضيفونها لمشاكل الرؤية المحيطية |
| Kim bilir karanlıkla neler konuşuyorsun o amansız gece nöbetlerinde tüm hayatın büzülüp küçülüyormuş gibi geldiğinde. | Open Subtitles | من يعرف بما قلتهِ في الظلام في الساعات المريرة من الليل عندما تضيق بك الحياة |
| Damarlarında daralma var ama vücut sıcaklığına kıyasla ceset katılığı çok fazla. | Open Subtitles | لديه آثار من تضيق الأوعية لكن تحجر الجثة أكثر تقدماً وقد أتوقع نظراً لحرارة الجسد |
| "Nefesim daralarak uzun bir iç çekişe geçiyor alev gibi düşüncelerimi yakan kırmızı bir dudak yüzünden". | Open Subtitles | "أنفاسي تضيق جراء التنهيدة الطويلة" "للفم الأحمر الذي يحرق أفكاري كالنار". |
| Aslında, Doktor McKay arama bölgesini kayda değer küçük bir alana daraltmayı başardı. | Open Subtitles | دكتور مكاي تمكن من تضيق نطاق البحث الى منطقة صغيرة بشكل ملحوظ. |
| Eğer arterlerin daraldığını düşünüyorsan, sabit resimlere ihtiyacın var, ki bunu sensiz de yapabiliriz. | Open Subtitles | إذا كنت تظن أن الشرايين تضيق سنحتاج لصور ثابتة و يمكننا أخذها بدونك |
| Şüpheli listemizi pek daraltmıyor. | Open Subtitles | لا يساعدنا ذلك فى تضيق قائمة المشتبة بهم على الاطلاق |
| Süzebildiğimiz bir şey var mı? Yani, bir ilerleme kaydettik mi? | Open Subtitles | هل تضيق الامور لدينا اعنى هل نحرز تقدما |
| McCluskey'nin ölümünden sonra polis operasyonlarımızı baltalamaya başladı. | Open Subtitles | منذ مقتل ماكلاسكى و الشرطة تضيق الخناق على معظم عملياتنا |
| Somali'de bu kaseti bulmayı başardıysan kaderlerimiz bir çarpışma rotasında ilerliyor ve oyunun muhtemel sonuçları da hızla daralıyor demektir. | Open Subtitles | فيبدو أن مصائرنا تسلك مسارات متقاطعة و أن النتيجة المحتملة للعبة تضيق بسرعة |
| Daha da daralıyor. Ne kadar da ilginç. | Open Subtitles | إذاً، المساحات تضيق أكثر أليس هذا مثيراً؟ |
| Kim bilir karanlıkla neler konuşuyorsun o amansız gece nöbetlerinde tüm hayatın büzülüp küçülüyormuş gibi geldiğinde. | Open Subtitles | من يعرف بما قلتهِ في الظلام في الساعات المريرة من الليل عندما تضيق بك الحياة |
| Taramalarda aort kapağında daralma görüldü. | Open Subtitles | الفحوصات أظهرت تضيق في صمام الأبهر |
| "Nefesim daralarak uzun bir iç çekişe geçiyor alev gibi düşüncelerimi yakan kırmızı bir dudak yüzünden". | Open Subtitles | "أنفاسي تضيق جراء التنهيدة الطويلة" "للفم الأحمر الذي يحرق أفكاري كالنار". |
| Ancak alanı daraltmayı başardım ve yüz taraması yaptım. | Open Subtitles | لقد كُنت قادراً على تضيق النطاق "و تشغيل "التعرف على الوجه |
| Eğer arterlerin daraldığını düşünüyorsan sabit resimlere ihtiyacın var, kaldı ki bunu sensiz de yapabiliriz. | Open Subtitles | إذا كنت تظن أن الشرايين تضيق سنحتاج لصور ثابتة و يمكننا أخذها بدونك |
| At nalı aslında aramayı pek daraltmıyor. | Open Subtitles | حدوة الحصان لا تضيق التوقعات |
| Süzebildiğimiz bir şey var mı? Yani, bir ilerleme kaydettik mi? | Open Subtitles | هل تضيق الامور لدينا اعنى هل نحرز تقدما |
| McCluskey'nin ölümünden sonra polis operasyonlarımızı baltalamaya başladı. | Open Subtitles | (منذ مقتل (ماكلاسكي و الشرطة تضيق الخناق على معظم عملياتنا |
| Pilor stenozu olan bir bebeğimiz vardı da. | Open Subtitles | كان لدينا طفل يعاني من تضيق بوابي. |