| Artık onun acı çekmesini ve benim acımı görmesini istemedim. | Open Subtitles | لم أرد لها أن تعانى و ترانى أتألم بعد ذلك |
| acı çektiğini görmekten korktuğum için seni bir kez kaybettim. | Open Subtitles | أنا خذلتك مرة لأنى كنت أخشى أن أراك تعانى |
| O zaman sizi hemen vururlardı... ..acı çekmenize gerek kalmazdı. | Open Subtitles | وقتها سيطلقون عليك النار بسرعة وانت لابد أن لا تعانى كثيراً |
| Umarım bunun acısını çıkartmak için, aileme misilleme yapmazlar. | Open Subtitles | كنت أرجو أن لا تعانى عائلتي إذا أصابنا الأذى |
| Kate McTiernan travma sonrası bir sarsıntı geçiriyor. | Open Subtitles | كل ما توصلت اليه ان اسمها كات وهى بالفعل تعانى من صدمة شديدة |
| Kimseye söyleme. Ama Nina'nın uyuşturucu problemi var. | Open Subtitles | لا تخبرى أحداً ولكن نينا تعانى من ادمان المخدرات |
| Arkadaşının acı çektiğini görmeye de bağışık değilsindir. | Open Subtitles | ربما انك غير محصن ضد رؤيه صديقتك وهى تعانى |
| acı duy abilirsin... | Open Subtitles | يمكنك ان تتمتع بالألم و تعانى بشكل لا يصدق |
| Karım dirençli görünüyor ama doktor sorunlardan bahsettiğinden beri çok acı çekiyor. | Open Subtitles | زوجتي تبدو مرنة جدا، لكنّي أعرف هي تعانى منها منذ أن الطبيب أخبرنا عن التعقيدات. |
| Gerçek; ne kadar acı çektiğini, ne kadar iyi işler yaptığını ve geçmişle barışmaya çalışmanı önemsemez. | Open Subtitles | الحقيقة هى , لا يهم كم تعانى أو كم عدد الصنائع الجيدة التى فعلتيها فى الماضى |
| Vajinasının anormal boşalmalarından acı çekiyor. | Open Subtitles | انها تعانى من بعض الالتهابات الخاصه بالنساء |
| Sizler acı çekerken insanlar sadece konuşuyor. Kızgın mısınız? | Open Subtitles | هل أنت مستاء من أن الناس يتحدثون بينما أنت تعانى |
| Hayır, ama acı çekiyordu. O acı çekerse Axis de acı çeker. | Open Subtitles | لا، لكنه يعانى وعندما فيكانوى يعانى الأكسيس تعانى |
| O haplar yüzünden hiç acı çekmediğini mi söylüyorsun? | Open Subtitles | تقصد إخبارى أنك لم تعانى أبدا من البواسير ؟ |
| Ona aşık oldum. Amacım sana acı çektirmek değildi. | Open Subtitles | لقد أغرمت بها نواياى لم تكن بغرض أن أجعلك تعانى |
| Sadece hayvanların bir sebep yokken acı çekmesini istemiyoruz? | Open Subtitles | أهو انحراف فى رغبتى ألا تعانى بعض الحيوانات لسبب مقبول؟ |
| O, salgında acı çeken bir ülkeye yardım edecek bir doktor olduğunu söylüyordu. | Open Subtitles | كان يقول أنه كالطبيب وأنه سيعالج بلد تعانى وباء ما |
| Akut lenfatik lösemiden dolayı acı çekiyor. | Open Subtitles | إنها تعانى من سرطان الدم الليمفاوي الحاد |
| acı çektiğini biliyordum ama yapabileceğim bir şey yoktu. | Open Subtitles | اعرف انها كانت تعانى لكن لم يكن هناك شيىء افعله |
| Belki hâlâ acısını çektiğin yarayı iyileştirebilir. Ateşkes. | Open Subtitles | وربّما تعالج الجرح الذى مازلت تعانى منه هُدنة |
| Sanırım postmenopozal dönemden dolayı cinnet geçiriyor. | Open Subtitles | اعتقد انها تعانى من جنون اعراض ما بعد الصدمة |
| Midesiyle biraz problemi var. | Open Subtitles | تعانى من ألم فى المعدة أصغر شىء يجعلها تمرض |
| İleri derecede şizofreniden muzdarip bir kadına lobotomi yapılacak. | Open Subtitles | عملية جراحية دقيقة في دماغ إمرأة تعانى من إنسحاب فصامى حاد |