| Yangın çıkınca bilmen gereken tek şey | Open Subtitles | عندما يبدأ الحريق ، هناك درس عليك تعلمه .. |
| Yüzbaşı Murtaugh biliyorum, sırası değil ama benim hakkımda bilmen gereken bir şey var. | Open Subtitles | القائد مورتو انا اعلم انه وقت مزعج لكن هناك شيئ يجب ان تعلمه عني |
| biliyorsun, Clark, senin tarafında olmak için çok çabalıyorum, ama sen Lana'nın bildikleri ile ilgili inkar bölgesindesin. | Open Subtitles | تعرف، كلارك،أنا ألعب أفضل دفاع منطقة لكن أعتقد أنت في منطقة نكران ما تعلمه لانا |
| Senin burada bildiğini, tüneldeki ikizin de biliyor. | Open Subtitles | كل ما تعرفه هنا فإن ذاتك الأخرى التي في النفق تعلمه |
| Neyi bildiğin değil neyi kanıtlayabildiğin önemlidir. | Open Subtitles | ، لا يهم ما تعلمه الذى يهم هو ما تستطيع أن تثبته |
| Barkley'nin evini yoklasam nasıl olur karısının ne bildiğini görürüm? | Open Subtitles | كيف لي ان ادخل منزل باركلي تقصي عما تعلمه زوجته |
| İskenderiye Kütüphanesi'nin eski bir versiyonun, çoğu zaman yakma yönüyle bilinen, öğrenmek istediğimiz birşey: 1 kopyayla yetinmenize gerek yok. | TED | اذا كان هناك ما نريد تعلمه من مكتبة الاسكندرية الاولى و التي عرفت بحريقها فهو: لا تحتفظ بنسخة واحدة فقط |
| Çocuklarına böyle mi öğretiyorsun? | Open Subtitles | هل هذا هو ما تعلمه للأطفال الذين لديك ؟ |
| Bana bir şey olursa diye, bilmen gereken bir şey var. | Open Subtitles | في حالة حدوث أي شيئ هناك شيئ تحتاج لأن تعلمه |
| Burada durum çirkinleşebilir, bu yüzden bilmen gereken bir şey var. | Open Subtitles | الأمور قد تسوء سريعا هنا لذا يوجد شيئاً ما يجب أن تعلمه |
| bilmen gereken ilk şey; asla ön kapıdan girmeyeceksin. | Open Subtitles | أول شيء يجب ان تعلمه انك لا تعبر من الباب الأمامى |
| Nedenini biliyorsun. Buraya gelmeden önce zaten kararını vermiştin. | Open Subtitles | لن أقول لك المبرر فأنت تعلمه قبل أن تكلمني |
| Nedenini biliyorsun. Buraya gelmeden önce zaten kararını vermiştin. | Open Subtitles | لن أقول لك المبرر فأنت تعلمه قبل أن تكلمني |
| Bu görüşmelerin ne hakkında olduklarını biliyorsun. bilmediğin şey bunların hepsinin kaydedildiği. | Open Subtitles | أنت تعلم عما كانت تدور هذه اللقاءات ما لا تعلمه أن جميعها كان مسجلاً |
| Bu adamların ne yaptıkları hakkında gerçekte ne biliyor? | Open Subtitles | مالذي تعلمه في الحقيقة عما يفعله هؤلاء الأشخاص |
| Önemli olon ne bildiğin değil, kanıtlayabildiğin şeydir. | Open Subtitles | ، لا يهم ما تعلمه الذى يهم هو ما تستطيع أن تثبته |
| İyi bir hayatı nasıl yaşayacağımızı öğrenmek ise en zorudur. | Open Subtitles | وأصعب شيء يمكن تعلمه هو كيف يعيش المرء حياة سعيدة |
| Çocuklarına böyle mi öğretiyorsun? | Open Subtitles | هل هذا هو ما تعلمه للأطفال الذين لديك ؟ |
| Onun tek bildiği 4 yaşındayken babanın tüm ilgisinin onda olduğuydu. | Open Subtitles | كان عمرها 4 سنوات وكل ما تعلمه هو.. أنه أصبح لديها منافس على حب أبيك |
| Sana zaten bilmediğin bir şey söyleyemem artık. | Open Subtitles | لا يوجد شىء استطيع ان أخبرك به الآن لا تعلمه |
| İlk öğrenmen gereken sarkacı nasıl tutacağın. | Open Subtitles | أول ما ينبغي عليك تعلمه هو طريقة إمساك البندول |
| bilirsin, belki sadece ne istiyorsan onu istiyorsundur ve kendini istemekten alıkoyamıyorsundur. | Open Subtitles | تعلم ذلك.. تعلمه فقط.. تريد ما تريده ولا تستطيع التوقف حتى تأخذه |
| Bu dünyada öğrendiği her şeyi alıp götürdüğünüzde, çıplak kalan kalbi hala parlıyor. | TED | إن قمتم بأخذ كل شيء قد تعلمه من أي وقت مضى في هذا العالم، لا يزال قلبه الشفّاف يسطع. |
| Ona fokstrot diye bir Amerikan dansı öğretiyor. | Open Subtitles | إنها تعلمه رقصة امريكية تسمى هرولة الثعلب |
| bildiklerini diğer goriller de öğrenebilir, ama bu para istiyor. | Open Subtitles | لقد تعلمت ما يمكن للغوريللات الأخرى تعلمه ولكن ذلك يكلف مالاً |
| Anlaşılan, mercanlardan öğrenebileceğimiz çok şey var. | TED | إتضح بأنه هناك الكثير الذي يمكن تعلمه من المرجان. |