| O ağacı kesiyorsunuz ve yağmur ormanları bir ekosistem olarak çöküyor. | TED | إذا قطعت تلك الشجرة ، فإن الغابات الممطرة جميعا تنهار كنظام بيئي. |
| Bilgisayar sistemi çöküyor, elektrik sürekli kesiliyor da. | Open Subtitles | أنظمة الحاسب عندهم تنهار باستمرار والكهرباء تنقطع دوما |
| Yanlış nefes bile alsan, yine iflas edebilir. | Open Subtitles | أنت حتى تتنفس بشكل خاطئ هذا ممكن أن يجعلك تنهار |
| Eriyip gidiyor, sinirsel kurdeşenlerle parçalanıyor, vücudunda noktalar çıkıyordu. | Open Subtitles | تتضاءل تنهار جسديا و عصبيا تحمر و يتبقع جسدها |
| Peki, nasıl da Mısır gibi güçlü bir yer çöker? | Open Subtitles | ولكن كيف أمكن لدولة عظيمة مثل مصر أن تنهار بهذه الصورة فجأة ؟ |
| Maraton ve dehidratasyon yüzünden, kasları yıkılıyor, ve aspirin de olayı hızlandırıyor. | Open Subtitles | , بسبب السباق و الجفاف , عضلات تنهار و الحبوب تسرع العملية |
| Yoksa yine Kalbi duracak. Bradikardik durumda. | Open Subtitles | قبل أن تنهار مرة أخرى إن معدل نبضها قليل , |
| Çünkü çocuklarımız kötü bir şey yaptığında bizim hayallerimiz de yıkılır. | Open Subtitles | لأنه عندما يصير أولادنا فى طريق الخطأ تنهار معهم كل احلامنا |
| Böyle giderse, Japon tarımı bir gün aniden çökebilir. | Open Subtitles | كما الامور تسير فان الزراعة اليابانية قد تنهار فجئأة بيوم واحد |
| Hokey Adası'nı kullanmaya kalkarsa yıkılacak. | Open Subtitles | لو حاولت استخدام جزيرة الهوكي، سوف تنهار |
| Önce kriz geçirdi, şimdide böbrekleri çöküyor. Neden? | Open Subtitles | أولاً تصاب بسكتة و الآن تنهار كليتاها، لماذا؟ |
| Baskı altında. Bu yapı çöküyor. | Open Subtitles | ♪ تحت تأثير الضغوط ♪ ♪ يمكن أن تنهار الأمم ♪ |
| İmparatorluk çöküyor. Bir kadın kendi başına üstesinden gelemez. | Open Subtitles | الإمبراطورية تنهار وامرأة لوحدها لا يمكنها القيام بكل شيء |
| Bu günlerde, tabii doğa iflas edince birçok yeni yöntem ortaya çıkıyor. | Open Subtitles | بعصرنا هذا، عندما تنهار الطبيعة يوجد طرق كثيرة جدًا |
| Tüm söylediğim uygarlık ona en çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda parçalanıyor. | Open Subtitles | كل ما أقوله أن الحضارة تنهار حينما نكون في أمس الحاجة إليها |
| Ama hidrojen bombası patlamaz, şiddetle içeri doğru çöker. | Open Subtitles | لكن ليس القنبلة الهيدروجينيّة إنّها تنهار داخليّاً |
| Etrafım sokak boyunca uzanan ceset yığınıyla perişan halde ve binalar yıkılıyor. | Open Subtitles | و كان حولي دمار شامل و الشوارع عائمة بجثث الموتى، و المباني تنهار |
| Çık. Hızlı atımları var. Kalbi duracak. | Open Subtitles | تسارع ضيق مركّب سوف تنهار |
| Bunu bu şekilde düşündüğünüzde bütün duvarlar yıkılır. | TED | إذًا عندما تفكرون بالأمر، عند هذه النقطة، تنهار جميع الجدران. |
| Dev buz blokları, su tarafından uzun süre desteklenemez ve her an çökebilir. | Open Subtitles | الكُتَل العِملاقة من الثلج ليست مدعومة بالماء بعد الآن ويُمكن أن تنهار في أيِّ لحظة |
| Ama şimdi de itfaiye departmanı orada da yapamayız diyor çünkü yıkılacak mı! | Open Subtitles | ولكن الآن ادارة الاطفاء يقول أننا لا نستطيع أن نعلن هناك، لأنها سوف تنهار ؟ |
| Tüm imparatorluğun yıkılıp... yerle bir oluyor... sadece, küçük bir... kiraz yüzünden. | Open Subtitles | كم هي كامل إمبراطوريتك من الدمار تنهار كلّ هذا بسبب واحدة صغيرة من |
| Çadırım içeri doğru çöktü. Bunu da seviyorum. B.ktan bir durum ama seviyorum. | Open Subtitles | الخيمة تنهار, وأحب ذلك أشعر بالشفقة عليها ولكن احبها |
| Binanın en üstteki 10 katı yıkılmasına rağmen, bina çökmedi. | Open Subtitles | بالرغم من أن الطوابق الـ 10 العليا سقطت فالبناية نفسها لم تنهار |
| Bilgisayar belleğinin değişmez ve daimi olduğunu düşünürüz ancak oldukça kolay bozulur. | TED | نحنا نميل للتفكير بذاكرة الحاسب كما لو أنها ثابتة ومستقرة ولكنها في الحقيقة تنهار مرتبتها بشكل سريع ومنصف |
| Zotkin'le, bu kahrolası greve şehir paramparça olmadan son verebilirim. | Open Subtitles | بمساعدة زوتكين,يمكنني إنهاء هذا الإضراب اللعين قبل أن تنهار مدينتنا |
| Satürasyon düşüyor. %82 oldu. | Open Subtitles | حيويتها تنهار انها في 82 بالمئة |