| - Sen zayıftın. Türümüzü korumak için yapmam gerekeni yaptım. | Open Subtitles | كنتِ ضعيفة، و قد فعلتُ ما توجّب عليّ لحمايةِ جنسنا. |
| Yapmam gerekeni yaptım. Suç benim değil. - Suç senin. | Open Subtitles | فعلت ما توجّب عليّ الذنب ليس عليّ، بل عليك |
| Çünkü otistik olmanın bir yönü bu, piyesler gibi sosyal seyleri öğrenmek zorundaydım | TED | لأن الأمر المتعلق بكونك متوحد هو , توجّب عليّ أن أتعلم مهارات إجتماعية مثل المشاركة في اللعب. |
| Bu yüzden o bulmadan önce arabaya gidip almak zorundaydım. | Open Subtitles | لهذا السبب توجّب عليّ الوصول للسيارة قبل أن تعثر على الحشيشة |
| Annemin yaptığını giymek zorunda kaldım. | Open Subtitles | توجّب عليّ ارتداء الزي الذي صنعته لي والدتي |
| Onu senin muhbir yapman gerekiyordu. Sen işi bok ettikten sonra devreye benim girmem gerekti. | Open Subtitles | كان من المفروض أن تجنّديه، توجّب عليّ الذهاب هناك بعدما أخفقت |
| Açamaya çalıştım ama çocukları da çıkartmam lazımdı. | Open Subtitles | حاولتٌ فتحه لكن توجّب عليّ إخراج هؤلاءِ الأطفال |
| Bir tarafın gitmesinin gerektiği netleşince yapmam gerekeni yaptım. | Open Subtitles | وعندما بات من الجليّ تحتّم رحيل أحد الجانبين... فعلتُ ما توجّب عليّ فعله |
| Ailemi korumak için yapmam gerekeni yaptım. | Open Subtitles | فعلت ما توجّب عليّ فعله لحماية عائلتي |
| Ben yapmam gerekeni yaptım. | Open Subtitles | فعلت ما توجّب عليّ فعله. |
| Yapmam gerekeni yaptım. | Open Subtitles | فعلت ما توجّب عليّ فعله. |
| Yapmam gerekeni yaptım. | Open Subtitles | فعلت ما توجّب عليّ فعله. |
| ! - Camelot'ta yapmam gerekeni! | Open Subtitles | -ما توجّب عليّ فعله في "كاميلوت " |
| O an için öyle yapmak zorundaydım. | Open Subtitles | لقد ارتجلت، توجّب عليّ أن أرتجل لم نكن نصل إلى نتيجة |
| Ayrıca kostümümün üstüne montumu giymek zorundaydım. | Open Subtitles | وقد توجّب عليّ لبس معطف فوق زيي التنكّري |
| O her hafta daha da tükenirken ben ise normal ve mutlu biri gibi davranmaya çalışmak zorundaydım. | Open Subtitles | توجّب عليّ الجلوس متظاهره بان الوضع طبيعي ومبتهجة بينما هو يضيع أسبوع وراء أسبوع |
| Ölüm ilanını gördüm. Gelmek zorundaydım. | Open Subtitles | سمعتُ أخبار النّعي لذا توجّب عليّ المجيء |
| Evet, biliyorum, ama yapmak zorundaydım... | Open Subtitles | نعم، أعلم لكن توجّب عليّ فعل هذا |
| Bu nedenle ilk hayalimi bırakmak zorunda kaldım, ve ikincisi üzerine odaklandım." | TED | لذا توجّب عليّ ترك حلمي الأول، وركّزت على الثاني." |
| Sonra da ben, kampüse o Kızlar Birliği'ndeki kızlarla dönmek zorunda kaldım. | Open Subtitles | ثم توجّب عليّ الرجوع لحرم الجامعة مع بنات الأخوية - آسفة جداً - |
| - Durmak ve hayranlarla nazikçe tanışma olayı yapmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | لذا توجّب عليّ أن أتوقّف "وأفعل بأدب موضوع "مقابلة مشجّع لقد أقمت علاقة معها |
| Ne kadar çok sevdiğimi öğrenmek için ölmem gerekti ama... | Open Subtitles | أعني، توجّب عليّ أن أموت لأعرف مدى حبّي لك، ولكن... |
| Otobüsle gelmem gerekti. | Open Subtitles | توجّب عليّ ركوب الحافلة للمنزل |
| Bir şeyler denemem lazımdı. | Open Subtitles | تبا ، توجّب عليّ ِفعل شيئ ما |