| Arabadaki uyuşturucuyla ilgili bir şey var, bana doğru gelmiyor. | Open Subtitles | ثمة أمر لا أصدقه بشأن المخدرات التي عثر عليها بالسيارة |
| Oğlunuz kaçırılmadan önce göze çarpan bir şey var mıydı? | Open Subtitles | هل كان ثمة أمر بارز في اللحظات السابقة لخطف ابنك؟ |
| Bu uzun çocuklukta bilgi ve öğrenmeyle bağlantılı olan bir şey var. | TED | ثمة أمر متعلق بفترة الطفولة الطويلة يبدو مرتبطاَ بالمعرفة والتعلم. |
| Ona asla veremeyeceğiniz birşey var, çünkü siz insansınız. | Open Subtitles | ثمة أمر لن تتمكنا قط من إعطائه لأنكما بشران لا أقصد الإهانة |
| - Bilgisayar da göremiyorum. - Bir şeyler ters. | Open Subtitles | ــ لا أراه يستخدم حاسوباً ــ ثمة أمر مريب |
| Tamam,Fakat bizim istediğimiz başka bir şey var | Open Subtitles | أنت محق لكن قبل ذلك ثمة أمر نود أن نطلبه منك |
| Son zamanlarda öğrendiğim bir şey var ki bu dünyadaki herşey aslında geçici. | Open Subtitles | أظن إن كان ثمة أمر تعلمته مؤخراً هو أن لا شيء معقول في العالم |
| Aslında herkesin bilmesi gereken bir şey var. | Open Subtitles | ،في الواقع ثمة أمر يجب على الجميع معرفته |
| Böyle yavaşça oturuyorsun, aklında bir şey var. | Open Subtitles | إنَّنا نجلس بهدوء و ثمة أمر يتبادر إلى ذهنك |
| O zaman bu akşam yapmamız gereken bir şey var. | Open Subtitles | ثمة أمر علينا فعله إذن أنا وأنتِ عصر اليوم |
| Bu filmle ilgili doğru gitmeyen bir şey var... ve ben bunu bulmak istiyorum. | Open Subtitles | ثمة أمر غير مفهوم يخص الفيلم وكنت أرغب بالتوصل لمعرفته |
| Android, seninle konuşmam gereken bir şey var. | Open Subtitles | أيتها الآليّة، ثمة أمر أودأنأناقشكإيّاه.. |
| Sana söylemem gereken bir şey var. Gel. | Open Subtitles | ثمة أمر أود إخبارك به أسرع بالمجيء |
| Yapmanı istediğim bir şey var. | Open Subtitles | ثمة أمر وحيد أريدك أن تفعله من أجلى. |
| Her şeyden önce yapmam gereken bir şey var. | Open Subtitles | لكن ثمة أمر عليّ القيام به أولاً |
| Sadece tek birşey var: bu bizi geciktirmez mi? | Open Subtitles | ثمة أمر ما، ألن يؤخرنا هذا قليلاً؟ |
| Kız, seni yaşlı kadınla konuşurken gördü. Bir şeyler döndüğünü anladı. | Open Subtitles | الفتاة رأتك تتحدث مع العجوز، عرفت أن ثمة أمر ما |
| Arabada saklanan uyuşturucu hakkında doğru gelmeyen şeyler var. | Open Subtitles | ثمة أمر لا أصدقه بشأن المخدرات التي عثر عليها بالسيارة |
| Dur, dur, bir şey daha var. Sağ eli zayıf, tamam mı? | Open Subtitles | مهلاً ، مهلاً ، ثمة أمر إضافي إن يمناه ضعيفة ، حسناً؟ |
| Onu bugün neşelendirecek bir şey varsa ancak piyangodan çıkacak bir ceset olur. | Open Subtitles | إن كان ثمة أمر واحد سيسري عنه اليوم هو اكتشاف جثة في "صندوق الحظ" |
| Okula. Çözmem gereken ciddi bir mesele var. | Open Subtitles | أن أعود للمدرسة , ثمة أمر مهم على أن أهتم به |
| Emin olamadım ama... yanlış Bir şeyler vardı. | Open Subtitles | لم أستطع التأكد ولكن ثمة أمر لم يكن صائباً |