| Bu mesele aydınlanana kadar seni Sınır devriyesi görevinden alıyorum. | Open Subtitles | سوف أنقلك من حرس الحدود حتي نفرغ من هذا الشيئ |
| Sınır devriyesi, sınırın bizim tarafında çoklu cinayet vakası tespit etmiş. | Open Subtitles | حرس الحدود إكتشفوا حادثة قتل جماعية في هذا الجانب من الحدود |
| Sınır devriyesi'nin bir tehdide karşı tepki süresinin saatler ve günler sürdüğü sınır bölgeleri var. | TED | وهناك مناطق حدودية حيث سرعة استجابة حرس الحدود فيها على التهديدات تبلغ من ساعات إلى أيام، |
| BG: Tamam. VV: Şimdi başlatıyorum. Umarım çalışır. | TED | حرس الحدود: حسنا. ت ت: حتى أنا ذاهب إلى بدء الأمر. |
| - Bu da doğru emniyet teşkilatlarını arayıp sınır devriyesine arama bülteni çıkarttırmak oluyor. | Open Subtitles | الاتصال بوكالات الإنقاذ القانونية و حرس الحدود, و الإحاطة بجميع النقاط |
| sınır devriyesinin dışarı çıkan bütün araçları durduğunu anlamıştır. | Open Subtitles | تعرف، أحسب أن حرس الحدود سيوقف كل السيارات الخارجة. |
| Birleşik Devletler Sınır devriyesi. | Open Subtitles | تعال هذه دورية حرس الحدود للولايات المتحدة |
| Sınır devriyesi bu kaçak işçilerle iki senedir saklambaç oynuyormuş. | Open Subtitles | حرس الحدود ظلوا يطاردون هؤلاء التُجار طوال سنتين |
| O zaman, Sınır devriyesi neden bunu bize yığdı? | Open Subtitles | إذا، لماذا قام حرس الحدود بتحويل هذه القضية إلينا؟ |
| Sınır devriyesi, DEA mobil uygulama zaten bu konuda çalışıyor. | Open Subtitles | دوريات حرس الحدود , والقوة المتحركة لمكافحة المخدرات جميعهم يهتمون بهذا الأمر |
| Sınır devriyesi ne zaman Ramirez'e yaklaşsa birileri ölüyor. | Open Subtitles | في كل مرة يقترب حرس الحدود من راميراز يبدأ الناس بالموت |
| Ülkeye giriş yaptığında Sınır devriyesi aracı... | Open Subtitles | عندما تأتي إلى البلاد دوريات حرس الحدود تقوم بتفتيش سيارتك |
| İlk kurbandan, yani Sınır devriyesi nöbetçisinden 8 km ötede. | Open Subtitles | تبعد خمسة اميال عن اول ضحية، دورية حرس الحدود. |
| Misal Sınır devriyesi. Çok şey kaçırıyorlar ama aptal değiller. | Open Subtitles | أقصد، يغفل حرس الحدود .عن الكثير، لكنهم ليسوا أغبياء |
| Teşekkürler ama eve gitmem lazım. Sınır devriyesi evime baskın emri vermesin. | Open Subtitles | شكراً، يجب أن أذهب للمنزل، لأتأكد من أن حرس الحدود لم يغزو منزلي. |
| BG: İyi haberler için teşekkürler. | TED | حرس الحدود: شكرا لك على الخبر السار. |
| BG: Harika. İyi haberi aldık. (Alkış) VV: Şöyle ... (Alkış) Şöyle bir şey var ki eğer gösterge kırmızı bölgeyi gösterseydi seni bir hastaneye yetiştirmemiz gerekecekti. | TED | حرس الحدود: عظيم. أخبار جيدة. (تصفيق) ت ت: حتى... (تصفيق) حيث أن الشيء هذا أن إذا كان المؤشر، لسوء الحظ، قد أشار إلى بقعة حمراء، سيتعين علينا أن الاندفاع لك إلى مستشفى. |
| - Bu da doğru emniyet teşkilatlarını arayıp sınır devriyesine arama bülteni çıkarttırmak oluyor. | Open Subtitles | -هذا يعني الإتصال بالوكالات القانونية وقوات حرس الحدود والتبليغ في جميع المراكز. |
| Ve uçuş ile getirilirse sınır devriyesinin dikkatini çeker. | Open Subtitles | وإذا صعد على متن طائرة فذلك سينبه حرس الحدود |
| sınır muhafızları, insanlar sınırlarımıza geldiklerinde onlara, ülkemizin dolu olduğunu ve başvuru yapamayacaklarını söylüyorlar. | TED | يُخبر حرس الحدود الناس عند ظهورهم أنه لا مجال للطلب لأنه لا يوجد مُتَسع. |
| Hava olsun sınırı koruyan Muhafızlar olsun yılanlarla veya çatışmalarla karşılaşmalar olsun. | Open Subtitles | لا الطقس ولا في حرس الحدود ولا في لقاءاتٍ مع ثعابين وحروب |
| Ve sınır devriyelerini Kanada'ya kaçmaya çalışıyor. | Open Subtitles | وقوات حرس الحدود في حال حاولت الهروب إلى (كندا) |