| Önemli olan elin hareketi değildir ne şekilde hareket ettiğidir. | Open Subtitles | ،الهدف من اليد ليس في حركتها ولكن في طريقة حركتها |
| hareketi, sıvıyı kokleanın uzun odacıklarına iter. | TED | تدفع حركتها السائل بداخل حجرات القوقعة الطويلة. |
| Bu, gerçek bir uçan kefal balığı ve gerçek zamanlı olarak ona bakarsanız aslında süzülme hareketi yaptığını bile göremezsiniz, çünkü çok hızlı. | TED | هذه سمكة شعاعية الزعانف حقيقية، وإذا رأيتها في الحقيقة، فلا يمكنك رؤية حركتها المروحية لأنها سريعة للغاية. |
| Anlayacağın hareket ettirmemin sebebi şişenin hareket etmesini çok istemen. | Open Subtitles | أترى، أنا حركتها بسبب أنك اردت أن تحرّك الزجاجة بشدة |
| Spektral çizgiler uzaktaki nesnelerin yalnızca içeriklerini değil bu nesnelerin bize uzaklaşıp yakınlaşma Hareketlerini de gösterir. | Open Subtitles | لم تكشف خطوط الطيف مكونات الأجسام البعيدة فقط و لكن حركتها أيضاً في إتجاهنا أو مبتعدة عنا |
| Spektral çizgiler uzaktaki nesnelerin yalnızca içeriklerini değil bu nesnelerin bize uzaklaşıp yakınlaşma Hareketlerini de gösterir. | Open Subtitles | لم تكشف الخطوط الطيفية مكونات الأجسام البعيدة فحسب بل كشف عن حركتها أيضًا نحونا، أو بعيدًا عنا |
| Aptalca hareketi sayesinde 24 saat içinde yeni bir karaciğer bulmazsak ölecek. | Open Subtitles | إذاً.. فبفضل حركتها الحمقاء ستموتُ في أربعٍ وعشرين ساعة إن لم ننقل لها كبداً جديداً |
| Çok sayıdaki bacağın, hareketi ima ettiğini anlamak mümkün. | Open Subtitles | يمكننا أن نجعل سيقانها متعددة مما يشير إلى حركتها |
| Pekala, öncelikle burada manyetik alan akımları içeride kalır, ancak süperiletken onların içeride hareket etmesinden hoşlanmazlar, çünkü onların hareketi enerji kaybına neden olur, bu süperiletkenlik durumunu bozar. | TED | حسنٌ، بدايةً توجد خطوطٌ للحقل المغناطيسي بقيت في الداخل، و لكن الموصل الفائق لا يحبذ فكرة حركتها في داخله، لأن حركة الخطوط تلك تنشر طاقةً، الأمر الذي يوقف حالة الموصلية الفائقة. |
| Son hareketi hariç. | Open Subtitles | كلها ما عدى حركتها الأخيرة |
| Bütün yaptığım elimi havaya kaldırıp hareket ettirmek oldu. | TED | إذا، كل الذي فعلته هو أني رفعت يدي ثم حركتها. |
| Elimizde hareket edebilen, özel tel halka başlığıyla desteklenen bir kateter var. Bu, alınacak iliğin içinde kalır ve hareket ettikçe, kalçanın kontürünü izler. | TED | ولدينا مقسطر قوي مرن مع حلقة سلكية خاصة تبقى في المنطقة المفتتة من النخاع وتتبع خارطة الحوض ، في حركتها |
| Bu yüzden zor hareket ediyor. Ayrıca saçlarına ve tırnaklarına zarar veriyor. | Open Subtitles | مما جعل حركتها صعبة و يضر أيضا بالشعر و الأظافر |
| Hünkâr'ım, bu kadırgaların dar olması, hareket kabiliyetini artıracak. | Open Subtitles | مولاي، بما أن تلك الناقلات ضيقة فإنها حركتها أسرع. |
| Bedenler uzay boşluğunda hareket edip birbirlerine yaklaştıkça hızları artar. | Open Subtitles | الأجسام التي تتحرك عبرَ الفضاء تٌصبح حركتها أسرع عندما تقترب من بعضها |
| Hareketlerini izle. | Open Subtitles | أمعني النظر في طريقة حركتها. |
| Hareketlerini takip et. | Open Subtitles | أمعني النظر في طريقة حركتها. |
| - Hareketlerini inceliyorum. | Open Subtitles | لماذا؟ - لا، أنا أحلل حركتها. |