| Neden yapmıyoruz ki bunu? Apaçık, kimse Henüz bunu düşünmediği için. | TED | لمَ لم نفعل ذلك بعد ؟ ببساطة لأنه لم يفكر أحد بذلك بعد |
| Aslında kendisinin yerine bizi kodese attırmasının fiyatını... ödemeye gelmiş, ama o Henüz bunu bilmiyor. | Open Subtitles | عاد ليؤدي ماعليه من دين لنا عن الوقت الذي كان من العدل أن يقضيه هو بالسجن إنما لم يعرف ذلك بعد |
| Bu hasta olduğunu göstermez. Bunu henüz bilmiyoruz. | Open Subtitles | هذا لا يعني أنه مصاب بالمرض نحن لا نعلم ذلك بعد |
| Bunu daha fazla yapabileceğime emin değilim. | Open Subtitles | أنا لا أعلم فحسب إن كنت أريد أن أفعل ذلك بعد الآن |
| On ay sonra işimi bıraktım, Buna daha fazla katlanamayacağımı söyledim. | TED | وبعد 10 أشهر ، تركت عملي . وقلت لنفسي بأني لن أحتمل ذلك بعد. |
| Ve birden, bunu yapan bir makine ortaya çıktı. ve artık bir daha numara ezberlememize gerek kalmadı. | TED | وفجأة وجدت آلة تفعل ذلك، والآن لا نحتاج أن نتذكر ذلك بعد الآن. |
| Ya da onun insanları sizin ülkenizi istila ettikten sonra da öğrenebilir. | Open Subtitles | او من المحتمل أن تتعلم ذلك بعد أن يغزو الصينيون دولتك؟ |
| Artık bunu yapamam. En iyi arkadaşın dışarıda bir yerde kendini mahvediyor. | Open Subtitles | لا يمكنني عمل ذلك بعد الان صديقك المفضل في الخارج يدمر نفسه |
| Sen de bir harabede yaşıyorsun. henüz bunun farkında değilsin. | Open Subtitles | أنتَ أيضًا تعيش في الأطلال، إلّا أنّكَ لا تدرك ذلك بعد |
| Senden sonra bunun yapılmasına izin verilecek mi? | Open Subtitles | هل سيسمحون للناس بفعل ذلك بعد ما فعلته أنت ؟ |
| Ve birbirimize birkaç saniye baktık, kahkaha attık, sonra Henüz bunu yapmamamız gerektiğini hatırladık. | Open Subtitles | ونظرنا كلانا لبعضنا لمدة ثانية وضحكنا قبل أن نتذكر انه لا يفترض بنا فعل ذلك بعد |
| Güç bizim lehimize dönmüştü. Ama Henüz bunu bilmiyorduk. | Open Subtitles | ميزان القوة تغير لصالحنا, و لكننا لم ندرك ذلك بعد |
| Sinirler ölmüş olabilir ama beyin Henüz bunu algılamamıştır. | Open Subtitles | قد تكون الأعصاب ميتة, لكن العقل لمْ يعرف ذلك بعد. |
| Güzel bilim adamı, kovuldu! Ama kendisi Bunu henüz bilmiyor. | Open Subtitles | العالمة الجميلة مطرودة لكنها لا تعرف ذلك بعد |
| Önümüzdeki üç aylık dönemde bu zamanlar o şirket gelirini üçe katlayacak ama Bunu henüz bilmiyorlar. | Open Subtitles | هذه المرة في الربع القادم تستعد هذه الشركة لمضاعفة إيراداتها ثلاثة أضعاف إلاّ أنهم لا يدركون ذلك بعد. |
| İnsanlar Bunu henüz nasıl tanımlayacağını bilmiyor ama yeni bir teori var.. | Open Subtitles | الناس لم تعرف كيف تصف ذلك بعد ولكن لدي نظرية |
| Başkan'a üzgün olduğumu söyle. Bunu daha fazla yapamam. | Open Subtitles | اخبر الرئيس بأسفى لا أستطيع فعل ذلك بعد الآن |
| Seni korumak için sana yalan söyledi ama Bunu daha fazla yapamaz. | Open Subtitles | لقد كذب ليحميكِ، ولكنه لا يستطيع فعل ذلك بعد الآن |
| Derinlerde bir yerde o... Bunu daha bilmiyor. | Open Subtitles | في أعماق قلبها، كل ما بالأمر أنها لا تعرف ذلك بعد. |
| Bu şehirde bir çok pisliği yutmak zorunda kalırsınız Buna daha fazla dayanamayan birine acımamak zor. | Open Subtitles | حسنا تعرف, هذه المدينة تجعلك تتحمل الكثير من الهراء ومن الصعب الا تتعاطف مع من لن يتحمل ذلك بعد الآن |
| Çok nazlandığımı biliyorum, ama bir daha asla yapmayacağım. | Open Subtitles | اعرف أني تمنعت و لكن لن أفعل ذلك بعد الآن |
| Bu harika erkek hayatıma girdi ve sonra ve sonra da öldü! | Open Subtitles | هذا الرجل الرائع يحدث لي وبعد ذلك... وبعد ذلك بعد ذلك مات |
| Benim gibi hissettiğini biliyorum. Artık bunu gizlemene gerek yok. | Open Subtitles | أعرف بأنك تشعر بأنني كذلك ليس عليك أن تخبئ ذلك بعد الآن |
| henüz bunun cevabını bilmiyorum... ama bence Gig Limanı katili ile. | Open Subtitles | لا أعلم الأجابة على ذلك بعد لكنني أعتقد أن هذا له علاقة |
| Yaşadığınız onca şeyden sonra bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum fakat ikimizin de kendi türümüzden gereksiz ölümleri önlemesinin tek yolu bu. | Open Subtitles | أعلم كم هو صعب ذلك بعد كل ما حصل لك، لكنها الطريقة الوحيدة لنا لنتفادى الكثير من الموت عديم الفائدة، من جنسينا. |
| Ve birlikte atlattığımız onca şeyden sonra mı? | Open Subtitles | انه فعل ذلك بعد كل شيء من خداع كنت قد نجحت؟ |
| Ben doğana kadar -- Nijerya iç savaşından kısa bir süre sonraydı -- hayat çok zordu, her geçen gün zorlaşan bir mücadeleydi. | TED | وبحلول الوقت الذي ولدتُ فيه، كان ذلك بعد الحرب الأهلية النيجيرية بوقتٍ قصير، كانت الحياة صعبة، كان هناك صراع يومي. |