| Gerçek bu, bayım. Tam olarak böyle oldu. | Open Subtitles | هذه هي الحقيقة يا سيدي ذلك ما حدث بالضبط |
| Plan bu değildi ama böyle oldu. | Open Subtitles | أعني، تلكَ لم تكن خطتي. و لكن ذلك ما حدث. |
| böyle oldu işte. Onunla 10 dakika önce konuştum. | Open Subtitles | ذلك ما حدث, تكلمت معه قبل عشر دثائق |
| - Burada olanlar yüzünden... birini mahkemeye vermeliyim. olan bu. | Open Subtitles | ما حدث أنني يجب أن أقاضي أحدهم ذلك ما حدث |
| Banka soymaya çalıştım, sanırım olan bu. | Open Subtitles | حاولت سرقة مصرف أعتقد ذلك ما حدث |
| Belki de geçmişi düşünerek yapmışımdır. Fakat şimdi düşünüyorum da Olanlar bu şekilde. | Open Subtitles | ربّما كنتُ ألعب بشكل سيء بالعودة إلى ذلك ولكنّي أعتقد الآن أنّ ذلك ما حدث بالضبط |
| Olanlar bu şekilde açıklanabilir. | Open Subtitles | قد يفسر ذلك ما حدث. |
| Aynen böyle oldu. | Open Subtitles | ذلك ما حدث بالضبط |
| -Bildin. Aynen böyle oldu. | Open Subtitles | انت على حق ذلك ما حدث |
| Vladimir sana saldırdı, sen de kendini korudun. Aynen böyle oldu. | Open Subtitles | قام (فلاديمير) بمهاجمتك ودافعتي عن نفسك، ذلك ما حدث |
| Aynen böyle oldu. | Open Subtitles | ذلك.. ما حدث بالضبط |
| Aynen böyle oldu. | Open Subtitles | ذلك ما حدث تمــامــا |
| böyle oldu. | Open Subtitles | -حسناً، ذلك ما حدث |
| böyle oldu ama. | Open Subtitles | ذلك ما حدث |
| böyle oldu ama. | Open Subtitles | ذلك ما حدث |
| Çünkü böyle oldu. | Open Subtitles | لأن ذلك ما حدث |
| -Beni karanlıkta dışarıda yalnız bıraktın, olan bu! | Open Subtitles | أنت تركتنى وحدى هناك ذلك ما حدث |
| hayır, hayır, olan bu değildi. Onu terk etti. | Open Subtitles | لا، ليس ذلك ما حدث زوجته هجرته |