| İnsanlara sınırlama olmadan başarmaları için fırsat verdiğimiz zaman, bu onlara kişisel tatmin ve başarılı bir hayat sağlayacak. | TED | عندما نعطي الناس فرصة للنجاح بلا حدود، فإن ذلك من شأنه أن يؤدي إلى تحقيق الذات وإلى حياة مزدهرة. |
| bu ekonomiler ve şehirler için kötü olurdu. | TED | ذلك من شأنه أن يكون سيئاً على الاقتصاد والمدن |
| Evet, bu test etkili çünkü eğer cevap hayır olursa "herhangi üç çift sayı" ya da "artan herhangi üç sayı" teorileri çürür. | TED | لكن هذا الإختبار قوي لأن اذا كانت الإجابة لا، ذلك من شأنه أن يستبعد "أي ثلاثة أرقام زوجية" و "أي ثلاثة أرقام متزايدة" |
| Eğer erişip, bu tasarımları bizimle paylaşmış olsaydı, son zamanların en büyük istihbaratı olacaktı. | Open Subtitles | لو فعلت وتشاركتها معنا ذلك من شأنه أن يمثل أكبر انقلاب استخباراتي خلال عقد من الزمن |
| bu tüm anlaşmayı mahfeder. Analdın mı? | Open Subtitles | ذلك من شأنه إفساد الصفقة بأكملها، مفهوم؟ |
| bu, kararını etkiler mi bilemedim. | Open Subtitles | لم أدرى اذا ما كان ذلك من شأنه أن يؤثر عليك. |
| Evet, bu iyi olurdu, ama ben sadece kartı istiyorum. | Open Subtitles | نعم, ذلك من شأنه أن يكون لطيفاً، لكنني أريد البطاقة فحسب |
| Benim de bu akşam bacaklarına giymek için seçtiğin o şey için kibarca yorumum bu olurdu. | Open Subtitles | ذلك من شأنه أن يكون لي تعليق مهذب على اختيارك لكشف ساقيك لهذه الأمسية |
| Çünkü bu, meraklı olduğumu gösterir. Harika babalar böyle olmaz. | Open Subtitles | لأن ذلك من شأنه أن يكون تحقيق والأباء الرائعون لا يفعلون ذلك |
| bu onu daha iyi hissettirir. Yakandan düşecektir. | Open Subtitles | ذلك من شأنه تحسين شعورها بالإضافة إلى أنها سَـ تحلُ عنك |
| bu anksiyete karsiti haplari neden aldigini açikliyor. | Open Subtitles | حسناً ، ذلك من شأنه أن يفسّر الأدوية المضادّة للقلق |
| bu ya onu güçlendirecek, yada yıpratacak. | Open Subtitles | ذلك من شأنه إمَّا أن يقوِّي عُودَه وإمَّا أن يستهلكه. |
| Tipik bir süper kahraman için bu bir inanç krizi yaratirdi. | Open Subtitles | لدى بطل خارق نموذجي، ذلك من شأنه أن يؤدّي لأزمة في الإيمان. |
| Tipik bir süper kahraman için bu bir inanç krizi yaratırdı. | Open Subtitles | لدى بطل خارق نموذجي، ذلك من شأنه أن يؤدّي لأزمة في الإيمان. |
| Etrafa eşit dağılan kan açıklamalarının hayaletsiz versiyonu da bu olabilir. | Open Subtitles | ذلك من شأنه أن يوفر لكِ تفسيراً لنمط تناثر الدماء من دون عائق. |
| bu intihar olurdu, hislerim aniden körelirdi. | Open Subtitles | ذلك من شأنه أن يكون انتحاريا, فإنه قد يقتل انتصابي على الفور |
| Siz beni izlerken, bir cinayet işleseydim bu bölümünüz için oldukça kötü görünürdü, ha? | Open Subtitles | حَسنًا، لو إرتكبتُ جريمة بينما كنتم تراقبوني، ذلك من شأنه أن يبدو، سيء جدّاً لقسمك، هه؟ |
| bu eline bir cinayet gerekçesi verirdi, değil mi? | Open Subtitles | ذلك من شأنه أن يمنحك دافعاً للقتل، أليس كذلك؟ |
| Eğer rüşvet vermeseydiniz bu doğru olacaktı. | Open Subtitles | حسناً، ذلك من شأنه أن يكون صحيحاً إذا لمْ تكن هناك رشوة. |
| Çünkü bu, kendimle ilgili bazı şeyleri de açıklardı. Haksız mıyım? | Open Subtitles | لأن ذلك من شأنه أن تقول لي شيئا عن نفسي، أليس كذلك؟ |