| Kılıç ustaları tarihinin en acınacak derecede... kolay pususu olarak değerlendilmelidir Bu. | Open Subtitles | ذلك يجب أن يُصنّف كأسهل كمين مثير للشفقة في تاريخ إمرأة السيوف |
| Bu ilacın sizi bir 48 saat daha ayakta tutması gerek. | Open Subtitles | ذلك يجب أن يبقيكِ على رجليك لمدة ثمانى واربعون ساعة أخرى |
| Bu ilacın sizi bir 48 saat daha ayakta tutması gerek. | Open Subtitles | ذلك يجب أن يبقيكِ على رجليك لمدة ثمانى واربعون ساعة أخرى |
| Bunu yapabilmek için de çalıntı parayı açığa çıkartmasını sağlamalıyız. | Open Subtitles | ولكي نفعل ذلك يجب أن نجعله يخرج ومعه المال المسروق |
| Bunu durdurmanın bir yolu olmalı en kötüye Hazırlıklı olmalısın | Open Subtitles | لابُد أن هناك طريقة لإيقاف ذلك يجب أن تستعد للأسوأ |
| Elbette, Bu duygudan bir anlam çıkarmak amacıyla Vodoun’un Bu tuhaf inancını anlamam gerekirdi. Vudu bir kara büyü inancı değil. | TED | ولكي أستوعب ذلك يجب أن أفهم شيئاً عن هذا الإيمان الخاص بالفودون، والفودو ليس جماعة سحر أسود. |
| - Teşekkürler. Bu yüzden, Bu gece ben de kendime bakıcılık yapacağım. | Open Subtitles | شكرا ومن أجل ذلك يجب أن أكون فتاة كشافه لنفسى الليلة |
| Bu olay, yüzyılda üç ya da dört kez olmalı. | Open Subtitles | ذلك يجب أن يحدث ثلاث أو أربع مرات، في قرن بأكمله |
| Fakat sana hatırlatmam gerekir ki Bu, Büro'nun erkek ve kadın ajanların görevdeyken aynı otel odasında bulunmamaları politikasına aykırı. | Open Subtitles | مع ذلك, يجب أن أذكرك, هذا يخالف سياسة البيورو.. لعميلان ذكر وأنثى متصلان بنفس غرفة الفندق أثناء مهمة. |
| Bu hoşuna gidiyor. Bir denemelisin. Küçük bir çizik. | Open Subtitles | لقد أحببتِ ذلك, يجب أن تنظمي للمسيرة مجرد خدش صغير و تبادل بَعْض العصير |
| Bu Portland'a tek gidiş biletinin sebebini açıklıyor. | Open Subtitles | ذلك يجب أن يغطي ثمن تذكرة واحدة إلى بورت لاند |
| Bu da erkeklerin neden hep bir şeyleri parçalama isteği duyduğunu açıklıyor. | Open Subtitles | ذلك يجب أن يكونوا الذي يشعر رجال العظماء إحتج لإدانة الفضلات خارج المادة. |
| Bunu, veriyi diğer araçlarla paylaşarak başardık. | TED | الآن ، لتحقيق ذلك يجب أن تتشارك المركبات البيانات فيما بينها. |
| Bunu başarmak için de akıllı aşı dizaynını akıllı üretim metodları ile birleştirmemiz gerekiyor, ve elbette, akıllı dağıtım metodlarıyla da. | TED | و لنفعل ذلك, يجب أن نضم تصميم حذق لللقاح, مع طرق تصنيع حذقة, و بالطبع. طرق توصيل ذكية. |
| Elbette trajik, ama Bunu düşünmemelisin. | Open Subtitles | لا يجب أن تطيل التفكير في ذلك يجب أن تنظر للأمر بالمنظور المناسب |
| Bana neden istemediğini söylemen gerek. | Open Subtitles | الاّن ومع ذلك يجب أن تخبريني لم لا تريدين ذلك |
| Sana kahvaltı verebilirim ama ondan sonra gitmen gerek. | Open Subtitles | سأحضّر لكَ بعض الفطور لكن بعد ذلك يجب أن تذهب |
| 4000'den fazla kişinin özel hayatlarını ihlâl etmek demek ve Bunu her kim yaptıysa mahkemeye verilmesi gerek! | Open Subtitles | إنه إنتهاك لسرية أكثر من 4,000 شخص أى من فعل ذلك يجب أن يُحاكَم بأقصى عقوبات القانون |