| Mesela, şu herifi ele alın. Eminim harika bir adamdı. | Open Subtitles | أقصد خذا هذا الرجل كمثال، سأراهن أنّه كان رجلا رائعاً. |
| Eminim orada en uzun sen kalıp en çok sen bağırmışsındır. | Open Subtitles | سأراهن انك فعلت، سأراهن انك بقيت خارجا تصرخ بصوت مرتفع |
| Görünüşlerine bakılırsa,10 dolarına Bahse girerim ki bunlar Los Angeles'dan. | Open Subtitles | من شكلهم سأراهن بـ 10 دولارات بأنهم من لوس أنجلوس |
| Kazanamayacağınıza bire yirmi Bahse girerim. | Open Subtitles | أنا سأراهن ظبي إلى نيكل انك لا تستطيع الحصول على مرور كرةَ الفريقِ الآخرِ |
| - Zar sizde Bay Morrison. - Pekala, 3.000 $ koyuyorum. | Open Subtitles | رهانك سيد موريسون حسنا, سأراهن ب 3000 دولار |
| Biliyor musun, bahse varım, buradaki en değerli parça budur. | Open Subtitles | تدري، سأراهن بأنّ هذه القطعة الأكثر ثمناً هنـا |
| bahis oynuyor olsaydım her koşulda parayı ödeyenin üstüne oynardım dostum. | Open Subtitles | ولو كنت رجل مراهنات، سأراهن علي من يدفع دون جدال |
| Eminim oldukça çekici küçük bir kızdın. | Open Subtitles | وقلتي ادعيتك كفتاة صغيرة سأراهن انك كنتِ طفلة جذابة صغيرة |
| Eminim tam orada duran kamyonetimi de görmüyorsundur. Nah tam orda işte. | Open Subtitles | سأراهن بأنك لا تستطيع رؤية شاحنتي وذلك في ذلك المكان. |
| O ajanstan bir servet kazandığına Eminim. | Open Subtitles | سأراهن أنك تجلبين ثروه بعيدا عن تلك الوكاله |
| Sadece isim. Eminim senin de vardır. | Open Subtitles | إنه مجرد اسم سأراهن أن لديك واحداً، أيضاً |
| İki aylık maaşıma Bahse girerim ki doğru değil. | Open Subtitles | معى مرتب شهرين و سأراهن بكل المبلغ على أنة لا يقدر |
| Bahse girerim bu genç kız demin üstüne su döktüğünüz kızdı. | Open Subtitles | سأراهن أنها كانت الفتاه التي سكبت عليها الماء. |
| Bahse girerim, sürpriz atın esamesi bile okunmayacak. | Open Subtitles | سأراهن على أنّ الحصـان اللغز لن يظهـر حتّى |
| 500 dolarına 10.000 koyuyorum. | Open Subtitles | سأراهن بـ 10 آلاف دولار مقبل الـ 500 دولار الخاص بك. |
| Yaşadığına 60 altın koyuyorum. Bahse girerim hala yaşıyor. | Open Subtitles | ـ ستون جُنيهات إنه على قيد الحياة ـ سأراهن بإنه على قيد الحياة |
| Biraz da bundan koyuyorum çünkü yapamazsın. | Open Subtitles | سأقول لك لم سأراهن كل هذا بسبب أنه لايمكن أن يتم |
| Kılıklarına baksana, 10 dolarına bahse varım Los Angeles"tan gelmiştir bunlar. | Open Subtitles | من شكلهم سأراهن بـ 10 دولارات بأنهم من لوس أنجلوس |
| Ve bahse varım bunun yarısı tüm bu başkan yardımcıları arasında gidip gelen belgelere harcanmış olmalı. | Open Subtitles | سأراهن بنصف مـا قُضي في العمل الكتـابي بأنّ أتحرّى عن نواب الرؤسـاء في جميع الإتجـاهـات |
| Değil burada Meclis Üyesi Bartlett bekleniyor onun sonu karşılamak için, ben bahis edeceğiz. | Open Subtitles | ليس حيث عضو مجلس محلي بارتليت متوقع لمقابلة نهايته , سأراهن على ذلك |
| Hepsini oynuyorum. | Open Subtitles | سأراهن بكل ما معى |
| Evet ve ben paramı John Hatcher'a yatırıyorum. | Open Subtitles | ذلك صحيح و انا سأراهن بأموالي انه كان جون هاتشر اعثر لي على شيء |
| Bütün parayı senin adına oynayacağım. | Open Subtitles | حسنا, فهمت, فهمت سأراهن بكل هذا على قفاك |
| Onun da aynı şeyi düşündüğüne dair her şey üzerine bahse girerdim, ama düşünmüyormuş. | Open Subtitles | كنت سأراهن بالمال بأنه ظن بنفس الشئ أيضاً, لكنه لم يفعل. |