| Çok seyahat ettim ama böyle kaba birini hayatımda görmedim. | Open Subtitles | ..سافرتُ في كل مكان. لكنها أَبَداً لم تقابل أي شخص غير مُتَحضّر. |
| Birlikte olduğum eski kız arkadaşlarımla, ve seyahat ettiğim yerleri. | Open Subtitles | بشأن الصديقات الذي حظيتُ بهم، والأماكنُ التي سافرتُ لها |
| Milano'ya yerleştikten sonra pek çok seyahat ettim. | Open Subtitles | سافرتُ قليلاً ثمّ إستقر بي المقام في "ميلان" |
| Ben de çok seyahat ederim. | Open Subtitles | لقد سافرتُ على نطاق واسع أيضاً. |
| Kralın işi için uzun yol geldim ve kalan gümüşüm 60'dan fazla değil. | Open Subtitles | سافرتُ بعيداً لشئون الملك وتركت الفضة .. لا تُساوي أكثر من 60 وحدة |
| Bu Cücelerle, büyük tehlikeler atlatarak uzun zamandır seyahat ediyorum. | Open Subtitles | سافرتُ بعيداً برفقة هؤلاء الأقزام متجاوزين المخاطر الهائلة... |
| Diğer diyarlara din yayıcı olarak seyahat ettim. | Open Subtitles | لقد سافرتُ لأراضٍ آخرى في مهمات تبشيرية |
| Diğer diyarlara din yayıcı olarak seyahat ettim. | Open Subtitles | لقد سافرتُ لأراضٍ آخرى في مهمات تبشيرية |
| Size ulaşmak için yıldızlar okyanusunda seyahat ettim. | Open Subtitles | "سافرتُ عابرًا نجومًا كثيرة للوصول إليكم." |
| Bu ölü meşelikte çok defa seyahat ettim. | Open Subtitles | لقد سافرتُ عبّر هذه الغابه عديد المرات. |
| Ordudayken yeteri kadar seyahat ettim. | Open Subtitles | لقد سافرتُ بما يكفي حينما كنتُ في الجيش |
| Çok fazla seyahat ettim. Güney Amerika, Kuzey Amerika. | Open Subtitles | "سافرتُ كثيراً، (جنوب أميركا)، (شمال أفريقيا)، استمرّ في التنقل". |
| Jake bebekken, işim yüzünden çok seyahat ederdim. | Open Subtitles | عندما كانَ (جايك) طفلاً سافرتُ كثيراً من اجل العمل |
| Gawain'la yıllardır beraber seyahat ederim. | Open Subtitles | أنت الكاذب ياسيدي. لقد سافرتُ مع (غواين) لسنين طويلة. |
| Gawain'la yıllardır beraber seyahat ederim. | Open Subtitles | لقد سافرتُ مع (غواين) لسنين طويلة. |
| Bridget, zor bela kurtulduktan sonra 3000 km'ye yakın yol geldim. | Open Subtitles | (بريدجيت)، لقد سافرتُ للتو 2000 ميل بعد تعرّضي لضربٍ مُشبع. |