| Seni hayatta tutan şeyin sihir olmadığını mı düşünüyorsun? | Open Subtitles | أتعتقدين بأن هذا ليس سحراً بأنكِ حيه ؟ ؟ |
| İşte bu zamanlarda sihir öğrenmiş olmayı isterdim. | Open Subtitles | أوه، هذه الأوقاتَ أَتمنّى تَعلّمتُ سحراً. |
| büyü değil. Hava bükme. Uçurtmamın etrafındaki havayı bükerek uçmamı sağlıyor. | Open Subtitles | ليس سحراً, بل إخضاع الهواء, يمكنني من التحكم بالهواء من حولي. |
| Bu tümör için tedavi, ilaç veya büyü yok. | TED | لا يوجد لهذا الورم أي علاج سواء أكان طبيّاً أو سحراً. |
| Her yıl, mikroskop altında bu görüntüleri yakalamak benim için yılın en sihirli anları oluyor. | TED | إن التقاط مثل هذه الصور تحت المجهر سنويًا أحد أعمالي المفضلة، وأكثر الأوقات سحراً خلال العام. |
| Orada birilerinin bunu tekrar çalıştıracak sihir gücü olduğunu umut ediyorum. | Open Subtitles | على أمل أنْ يمتلك أحدهم سحراً كافياً ليجعلها تعمل ثانيةً |
| Nefisler zaten. Üstelik hiç karanlık sihir de kullanmadım. | Open Subtitles | إنّها شهيّةٌ فعلاً و لمْ تتطلّب سحراً أسودَ أيضاً |
| sihir değil ama tecrübe isteyen bir iş. | Open Subtitles | ليس سحراً, لكنه يتطلب خبرة لتقوم به صحيحاً. |
| Gerçek sihir diye inandığım şey aslında ucuz bir numara mıydı? | Open Subtitles | أوه، لذا الذي إعتقدتُ كُنْتُ سحراً حقيقياً كَانَ في الحقيقة فقط بَعْض الخدعةِ الرخيصةِ؟ |
| İnsanlar gördüklerinin gerçekten sihir olduğunu düşünmek ister, sihir gösterisi olmasını değil. | Open Subtitles | الناس يريدون أن يفكروا بأنهم يرون سحراً حقيقي وليس عرضاً سحري |
| büyü değil. Kimya. Bu kadar yavaş olmasından anlaşılabilir. | Open Subtitles | إنه ليس سحراً , إنها الكمياء بإمكانك معرفة ذلك بمدي بطء ذلك |
| Çünkü büyü olduğunu, , değil mi? | Open Subtitles | لأن هذا ، هذا كان سحراً ، ألم يكن كذلك ؟ |
| Belki de senin büyü altında olduğunu düşündüler. | Open Subtitles | ربما ظنوا بان سحراً من نوع ما قد يمسك بك |
| Sen buna büyü diyebilirsin, bense DNA Kopyalama Modülü derim. | Open Subtitles | قد تسمين هذا سحراً أنا أسميه نسخاً للحمض النووي |
| Tüm yapışkan maddeleri emip dışarı atıp, yerine daha sihirli bir iksir koyarız. | Open Subtitles | حيث نقوم بمص كل شيء و نستبدله بالإكسير الأكثر سحراً |
| Yani,Brakebills den de büyülü siyah beyaz dan renkliye geçmek gibi | Open Subtitles | أعنى أكثر سحراً من بيركبيلز كالعودة للأسود و الأبيض فى الألوان |
| Yılın sihirbazı olmadığımı biliyorum ama sihri geri çevirmek için ekstradan sihre ihtiyacın olursa... | Open Subtitles | أعرف أنّي لست المشعوذة الأفضل لهذا العام لكنْ إنْ أردتِ سحراً إضافيّاً لإبطال التعويذة فأعلميني |
| Bu dünyada Sihrin işlemiyor. Sen de sıradan bir adamsın. | Open Subtitles | لا تملك سحراً في هذا العالَم أنت هنا مجرّد رجل |
| Ama bana göre, kesinlikle en büyüleyici olanlarından biri. | Open Subtitles | لكن، بالنسبة لي، هي واحدة من اكثر تلك المواقع سحراً |
| Bu çok zor bir büyüydü çünkü bebeğin birini öldürmesi gerekiyordu. | Open Subtitles | كان سحراً صعباً للغاية، لأنها كانت بحاجة لقتل شخص |
| Gördüğünüz en çekici kadın olabilirdi. | Open Subtitles | يمكن أن تكون أكثر النساء سحراً التي لم يسبق أن رأيت مثلها |
| Ağacın iki kişiyi kraliçenin lanetinden korumaya yetecek kadar büyüsü var. | Open Subtitles | تحتوي الشجرةُ سحراً كافياً لحماية اثنين مِن لعنة الملكة. |
| Kontrol ettiğin büyüye, ve büyünün gücüne sahip olmana izin veremem. | Open Subtitles | سحراً تملكونه أنتم، والذي لا أستطيع أن أترككم تملكون قواه. |
| Karanlık Rahibeler yeni büyüler öğrendilerse, sana ihtiyacı olabilir. | Open Subtitles | لو رّاهبات الظلمة قدّ تعلمنَّ سحراً جديداً ، فستكون بحاجة لعونكَ. |
| Herşeyin gücünü gösterir size sihrini anlatır seksin | Open Subtitles | هذا الفيديو بداخله قوة عظيمة و يكمن بشريطه الممغنط سحراً, يعطيك بمشاهده قوة, لتصبح من أعظم المخلوقات الجنسية بالعالم, |