| -İyi yolculuklar Bay Tunstall. -Teşekkür ederim Pepper. | Open Subtitles | اتمنى لك سفرة جيدة سيد ترنستال - شكرا لك بيبر - |
| Sana Londra'ya iyi yolculuklar ve beni merak etme tamam mı? | Open Subtitles | لَهُ لذا a سفرة عظيمة جداً إلى لندن... ولاتقلق عنيّ، موافقة؟ |
| Bu bir aile gezisi gözlerini kapa ve onları takip et. | Open Subtitles | إنها سفرة عائلية فقط يجب عليك أن تغلق عينيك و تتبعهم |
| Evet, geri dönüyorum. - Kısa bir gezi oldu. | Open Subtitles | نعم أنا أطير عائداً هذا الصباح تلك كانت سفرة قصيرة |
| Çelik burunlu bir botla yüze atılan bir tekme, ve sonra estetik cerrahi için hastaneye yapılan yolculuk. | Open Subtitles | انها ركلة في الوجهِ مَع عملِ رفصة إصبعِ قدم فولاذيِ و سفرة إلى المستشفى بدماء غزيرة للجراحةِ المستعجلة |
| Seni özleyecem ve seni seviyorum. İyi yolculuklar. | Open Subtitles | سَأَتغيّبُ عنك، وأنا أحببْك، ولَهُ a سفرة جيدة. |
| İyi yolculuklar. | Open Subtitles | تمنك تسافر سفرة مريحة. |
| Anlıyorum. İyi yolculuklar. | Open Subtitles | حسنا, سفرة سعيدة |
| Size iyi yolculuklar. Sağ ol, memnun oldum. | Open Subtitles | حسنا، له سفرة جيدة. |
| - İyi yolculuklar Tad. - Güle güle tatlım. | Open Subtitles | سفرة آمنة، تاد مع السلامة |
| İyi yolculuklar, Peder. | Open Subtitles | سفرة طيبة يا أبتي |
| Gelecek hafta bir kura çekileceğini ya bir Chevrolet Blazer, elmas kolye ve İtalya ya da Fransa gezisi kazanacağımı söylediler. | Open Subtitles | سيكون هناك سحب الإسبوع القادم و سأربح أمّا سترة صيد او عقد ماسي أو سفرة الى ايطالياأو فرنسا لا أتذكّر |
| Bu Kaliforniya gezisi benim için iyi bir eğitim fırsatı ve babamı tanıma şansı. | Open Subtitles | سفرة كاليفورنيا هذه تبدو مثل فرصة تعلم عظيمة و فرصة لي للتعرف على أبي. |
| Dinle, Ros, bir dış gezi organize etmek istiyordum | Open Subtitles | إسمعي يا روز, كنت أفكر بشأن تنظيم سفرة ميدانية |
| Diyorum ki, bu Joey için çok iyi bir gezi olabilirdi. | Open Subtitles | أعني، هذا يمكن أن تكون سفرة جيدة جداً لجوي. |
| Yani en azından rahat bir yolculuk olurdu yani tabii ki kamera önünde söyledi. | Open Subtitles | أتعرف بأنها ستكون سفرة مريحة على الأقل أنت تعرف، وبالطبع كان يقول لي أمام الكاميرا. |
| Bu öylesine bir yolculuk değil. | Open Subtitles | نعم، حَسناً، هذا لَيسَ فقط مجرد سفرة عادية؛ نحن نَهْرب |
| Tamam, neden geziye yanında bir video kamera götürüyorsun anlamıyorum. | Open Subtitles | الموافقة، أنا لا أَفْهمُ لِماذا أنت أَخْذ a آلة تصوير فيديو على a سفرة طريقِ. |
| İş gezisine gittiğinde havuzu boşaltmalıyız. | Open Subtitles | بجدية، نحن يجب أن نصرفه عندما يطلع على سفرة عمله القادمة. نعم. |
| Rur orada kötü bir ruh seyahati yaptı banyoda, ve o tuvaleti başka bir boyuta portal düşünüyor. | Open Subtitles | نوع روحِ إمتِلاك a سفرة shroomer سيئة في هناك، وهي تُفكّرُ المرحاضَ البوابة إلى البُعدِ الآخرِ. |
| Bu aile, uzun zamandır, ilk kez bir yolculuğa çıkmış. | Open Subtitles | هذه العائلة أخذت سفرة للمرة الأولى في فترة. |
| Öbür tarafa yaptığım hiçbir yolculukta bu binayı asla terk etmedim. | Open Subtitles | أي سفرة ميدانية؟ في كُلّ رحلاتِي إلى الجانبِ الآخرِ، |
| Londra'daki büyük iş gezimden dönüyorum. | Open Subtitles | أنا فقط أعود من سفرة buSlnessي الكبيرة في لندن. |
| Baban birkaç gün içinde iş gezisinden dönecek. | Open Subtitles | والدك سيكون في البيت بعد سفرة عمله بعد بضعة أيام |
| Biraz su, temiz bir bez, masa örtüleri, ne varsa işte... | Open Subtitles | كثير من الماء, قطعة قماش نظيفة, سفرة طاولة, أيا كان .. |