| Şu anda hapishane ve tutukevlerinde 2,3 milyon insan bulunuyor. | TED | حالياً، اليوم، لدينا 2.3 مليون شخص في نظاراتنا و سجوننا. |
| Görevimiz 12 yılda, 400 milyon kişi için konut protokolleri geliştirmek. | TED | مهمتنا أن نضع بروتوكولات للإسكان لـ ٤٠٠ مليون شخص في ١٢عاماً. |
| Bayan ayakkabisi sektöründe Steve Madden'in en popüler kisi oldugunu Kuzey Amerika'daki magazalarda su an siparislerin etkisiyle fiyatlarin tavan yaptigini bildiginizi sanmiyorum. | Open Subtitles | لاأعتقد أنكم تدركون أن ستيف مادن هو أروع شخص في صناعة أحذية النساء و الطلبات تزداد في كل محل في شمال أمريكا حالياً |
| Henüz ilişkinin başlarındayken... birini kaybetmek çok garip biliyor musun? | Open Subtitles | كان امراً غريبا خسارة شخص في بداية العلاقة، كما تعلمين |
| Albay, çalılıklarda birileri var ve dışarı çıkmıyorlar. | Open Subtitles | كولونيل هناك شخص في الادغال ويرفض الخروج |
| Bu inşa edildiği anda, Afrika'da ve bütün gelişmekte olan ülkelerde herkes yapı belgelerini / çizimlerini ücretsiz olarak alıp çoğaltabilir. | TED | وبمجرد أن يتم بناءها، سيكون بمقدور أي شخص في أفريقيا أو أي دولة نامية أن يأخذ مستندات البناء وأن ينسخها مجاناً. |
| Senin konumunda birinin şahsi çıkarı için olayları büyütmesi daha önce de oldu. | Open Subtitles | تعرف ، لم يُسمع عن شخص في منصبك لتضخيم الأمور لتحقيق مكاسب شخصية |
| Sonra biz gidip, bilgiyi bulmalarına yardım ettik çünkü dünyadaki hiç kimse tek başına başaramaz. | TED | ومن ثم نساعدهم ليكتشفوا المعرفة، لأنه لا يمكن لأي شخص في هذا العالم أن ينجح بمفرده. |
| Şu an dünyada solucanlar yüzünden risk altında olan 1,7 milyar insan var. | TED | حاليًا، لا يزال هناك 1,7 مليار شخص في العالم معرضين لخطر الإصابة بالديدان. |
| Şimdi Afrika'da bu merkezlerden 3.000 tane var ve bunlar 15.000 insan çalıştırıyorlar. | TED | وهناك الآن حوالي 3000 من هذه المراكز توظّف حوالي 15ألف شخص في أفريقيا. |
| Bu ülkede 300 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor. | Open Subtitles | 300 مليون شخص في البلادِ بشكل مباشر تحت حدِّ الفقر. |
| USA'da her sene 36.000 kişi mevsimsel gripten dolayı hayatını kaybediyor. | TED | كل عام, يموت 36.000 شخص في الولايات المتحدة من الأنفلوانزا الموسمية. |
| Yerinizdeki çoğu kişi, elinden başka bir bedenin daha alınmasından mutlu olurdu. | Open Subtitles | أي شخص في مكانك يسعده أن ينزاح حمل شخص آخر عن كتفه |
| Ama sen bu sabah görmeyi beklediğim en son insansın. | Open Subtitles | و لكنك آخر شخص في العالم أتوقع رؤيته هذا الصباح |
| San Quentin'de 27 yıla mahkum olmuş çünkü 21 yaşındayken birini öldürmüş. | TED | كان مسجوناً في سان كوينتين منذ 27 عاماً لأخذه حياة شخص في سن 21 سنة. |
| {\1c00FFFF}Belli ki savcılıktan birileri seni kendi tarafına çekmeye çalışıyor. | Open Subtitles | من الواضح أنه شخص في مكتب المدعي العام و يحاول ان يقلبك ضدنا |
| New York'daki herkes Bay İyi Adamla uçabilmek için arıyordu. | Open Subtitles | كل شخص في نيويورك كان يتصل للتحدث مع السيد اللطيف |
| Bilinmeyen bir korku yüzünden hayatına birinin girmesine izin vermiyorsun. | Open Subtitles | عدم السماح شخص في الخاص بسبب الخوف من المجهول الحياة.. |
| dünyadaki en kötü insan bensem benden nefret eder ve yolunuza devam edersiniz. | TED | إذا كنتُ اسوأ شخص في العالم بإمكانك أن تكرهني وتمضي قدمًا |
| Senin durumundaki bir adam, tanımadığı kişileri genellikle etrafında barındırmaz. | Open Subtitles | شخص في مكانتكِ لا يحيـُـط نفسه بأشخاص لا يعلمون شيئاً |
| Ve birisine -- birisine dört saatlik bölünmemiş zaman dilimi verirsiniz iş yerindeki birine verilecek en iyi hediye. | TED | يمكنك ان تعطي شخص ما أربع ساعات من الوقت دون انقطاع هي أفضل هدية يمكن أن تعطيها لأي شخص في العمل. |
| Etkilendiğim biriyle aynı ofisi paylaşmaktan endişe duyuyordum, ama asıl sorun rahatsız edici iş alışkanlıkları olan biriyle bir ofise tıkılmak. | Open Subtitles | لقد كنت قلقاً بخصوص مشاركة مكتب مع شخص منجذب إليه لكن المشكلة أن تكون متورط مع شخص في عادات العمل المزعجة |
| Bu yüzden onu vurmak için devletten birisi olsun istedim. | Open Subtitles | وهذا سبب بحثي عن شخص في الحكومة لكي يُنهي الأمر |
| AIDS de aynı şekilde senede 2 milyon kişiyi öldürmemeli. | TED | لم يعد بالضرورة أن يقتل الإيدز مليوني شخص في السنة. |
| Kış tarafında bunun ne anlama geldiğini söyleyebilecek biri var. | Open Subtitles | هناك شخص في الغابة الشتوية يستطيع أن يخبرني معنى ذلك |
| Departmandaki herkesten çok daha yüksek vaka kapatma oranın var. | Open Subtitles | لديكِ أعلى مُعدّل لحلّ للقضايا من أيّ شخص في القسم. |