| Sıcak çikolata sipariş ettim diye benimle alay etmediğin için sağ ol. | Open Subtitles | شكراً لعدم السخرية مني لطلبي شوكولاته ساخنه وحاولي الدخول إلى الفيس بوك |
| - Çok teşekkür ederim. Bir çikolata daha. - Evet. | Open Subtitles | ـ شكراً جزيلاً ، شوكولاته أكثر واحدة ـ نعم ، مع السلامة |
| İyi. Başka bir şey konuşalım. çikolata ye. | Open Subtitles | جيد، دعينا نتحدّث عن شيء آخر تناولي شوكولاته |
| tamam, 2 Donat, 2 Yabanmersini muffi, 2 çikolatalı Cappucino, sen ne istersin? | Open Subtitles | اعطنى اثنين دونت بالسكر واثنين مافن بالتوت واثنين شوكولاته مخفوقه وانت ماذا تطلبين |
| tamam, 2 Donat, 2 Yabanmersini muffi, 2 çikolatalı Cappucino, sen ne istersin? | Open Subtitles | اعطنى اثنين دونت بالسكر واثنين مافن بالتوت واثنين شوكولاته مخفوقه |
| Fıstıklı çikolata, küçük çikolatalar, dört şişe şarap, yarım şişe rom ve dokuz kraker. | Open Subtitles | شوكولاته بالفستق وألواح من الشوكولاتة الصغيرة أربعة زجاجات نبيذ، نصف زجاجه شراب روم وتسعة معجنات مقرمشه |
| Bir parça çikolata ve bir yudum şarapla dağa tırmanamazsın. | Open Subtitles | لا يمكنك أن تتسلق جبل ولم تأكل سوى قطعة شوكولاته ورشفة نبيذ |
| Bazıları çiçek alır, bazılarıysa çikolata. | Open Subtitles | البعض يتلقى زهوراَ والبعض يتلقى شوكولاته |
| Büyük bardak sıcak çikolata ve ballı ekmek. | Open Subtitles | شوكولاته حارة بحجم كبير وبعض الخبز مع العسل |
| Aynı ilacı bir çikolata bağımlısına verirseniz inanılmaz bir şeyle karşılaşırsınız. | Open Subtitles | لو أعطيتك نفس المخدر في قطعة شوكولاته بخلطها فيها ستجد نفس الشيء المذهل |
| Siyah, mor, mavi, yeşil, kırmızı, pembe, çikolata ve vanilya. | Open Subtitles | أسود عنابي أزرق وردي فاتح أحمر , شوكولاته وفانيلا |
| Sanırım çok çikolata yedim. Bu kötü mü? | Open Subtitles | أكلت شوكولاته أكثر من اللازم هل ذلك سيئ؟ |
| Bu kadar çok çikolata yediğim için özür dilerim. | Open Subtitles | أكلت شوكولاته أكثر من اللازم هل ذلك سيئ؟ |
| Tatlı kurabiyeler, şeker, çikolata, robotlar, kalemler. | Open Subtitles | ، كعك ، حلوى ، شوكولاته . رجال آليون ، وأقلام |
| Sahilde sıcak çikolata yudumlamayacağımız kesin. | Open Subtitles | هذا ليس بالضبط شوكولاته حارة على الممشى الخشبي |
| Oh. o zaman senin için hep çikolatalı değil mi? | Open Subtitles | أوه. لذا هي كلها شوكولاته بالنسبة لك، أليس كذلك؟ |
| Bir bardak çikolatalı süt ve soğan çorbası istiyordum. Bir de şeyli sandviç... | Open Subtitles | من فضلك . اريدُ شوكولاته بالحليب ، وحساء البصل |
| Bir tane de çikolatalı kek. Sütlü mü yoksa bitter çikolatalı mı? | Open Subtitles | ـ و بسكويت بالشوكولاته ـ بالحليب أم شوكولاته داكنة ؟ |
| Ama Jandi. Jun Pyo sunbae'e çikolataları vermeyecek misin? | Open Subtitles | لكن جان دي , ألن تعطي شوكولاته لـ جون بيو سانبيه ؟ |
| Hesap özetlerini ele geçiren her kim ise, Allen'a bir kutu da İsviçre çikolatası göndermiş. | Open Subtitles | أياً من كان لديه البيان أرسله له فى صندوق شوكولاته سويسريه |
| İngiliz araştırmacılar bir kez gülümsemenin beyinde 2000 tane çikolataya eşdeğer seviyede uyarıya sebep olduğunu buldular. | TED | واشار الباحثون البريطانيون ان ابتسامة واحدة يمكنها ان تعادل تحفيز نفسي مريح بنفس ما يقارب اكل 2000 لوح شوكولاته |
| Sen çay yaparken, benim habersiz misafirimiz yüzünden moralim çok bozuldu, kakao yap bana da. | Open Subtitles | وبينما أنت تفعل الأمر, أنا منزعج أن لدينا ضيف منزليّ بلا سابق إنذار لذا أعدّ لي مشروب شوكولاته |
| İçinde 10 çukulata parçacığı var. | Open Subtitles | انها عشرة رقائق شوكولاته ، بالضبط عشرة |
| Senin ise sadece sıcak çikolatan var. | Open Subtitles | -فيما كل ما تملكه هو كوب شوكولاته ساخن |
| Geçen akşam bir kutu çikolatayı aldım ve bir kase dondurmanın içine batırdım. | Open Subtitles | ذات ليلة أخذت لوح شوكولاته وغطستها وسط وعاء من الآيسكريم |
| - çikolata aromalı laksatif. | Open Subtitles | - مسهلات بطعم شوكولاته. |
| Yeni bir şeyler piyasada patladığında, biter çikolatanın üstündeki deniz tuzu gibiyizdir. | Open Subtitles | عندما يأتي شيئ جديد، نطارده. كملح بحر في شوكولاته مُظلمة. |
| - çikolatalı sundae ile... | Open Subtitles | أريد آيسكريم شوكولاته |
| Olayın diğer yüzü ise onlar artık Churchill'in çikolatasından bile daha popülerler. | Open Subtitles | وعن الجانب الثاني، فقدزادتشعبيتهمالآن... عن شوكولاته (تشرشل) |
| çikolata parçalı kurabiye satışı mesela? | Open Subtitles | بيع الخبز, كعك, شوكولاته |