| zararlı ürünler sattığı için şeker sanayisini dava etmek istiyoruz. | Open Subtitles | نريد مقاضاة مصنع السكّر لبيع منتجات ضارّة |
| Evet ama ne yazık ki bu işlem, stiren denilen zararlı bir kimyasal maddeyi açığa çıkarmış. | Open Subtitles | أجل، لكن للأسف، نشرت هذه العمليّة مواد كيميائيّة ضارّة تُدعى الستايرين. |
| Sonuç olarak da başka zararlı eğilimleri açığa çıkardı. | Open Subtitles | ممّا أدّى إلى نزعات ضارّة من ناحية أخرى. |
| Silahlarınız ile birlikte bir set zararsız olduğunu umduğumuz yapışan dartlar ve yurt sakinlerinden birinin adının olduğu bir zarf alacaksınız. | Open Subtitles | مع مسدسك, ستحصل على مجموعة من السهام الماصّة على أمل ألا تكون ضارّة. أيضاً, ظرف فيه اسم آخر لمقيم في المهجع, و الذي هو هدفك. |
| Sizin de izninizle biz siz aktif hâlde bozucu sinyaller yollarken geminize zararsız kutuyu ışınlamaya teşebbüs etmeye başlıyoruz. | Open Subtitles | نودّ بعد إذنكم... أن نبدأ النقل بالشعاع لحاوية غير ضارّة... إلى مركبتكم أثناء تشغيلكم التشويش |
| Tamamen zararsız. | Open Subtitles | إنّها غيرُ ضارّة |
| Rahatsızlığı giderek daha seyrek nüksediyordu ve ardı sıra gelen zararlı davranışlara yol açmıyordu. | Open Subtitles | إنتكاساته قلَّ تكرّرها و لم يجمّعهم مع سلوكات ضارّة إضافية. |
| zararlı büyüler yapmıyorlar. | Open Subtitles | هم لا يختارون عزائم ضارّة. |
| Frost ile Van Horn arasındaki yazışmalar zararsız gibi gösterilmeye çalışılmış. | Open Subtitles | )المراسلاتبين(فروست)و(فان هورن ، كانت غير ضارّة عن قصد. |
| Yüzlerce fotoğraf, hepsi de zararsız, birçoğu da adı Max olan Wheaton terrier türü tatlı köpekle. | Open Subtitles | ومئاتٍ مِن الصور الغير ضارّة. وأغلبهميقدِّم... -كلب ساحر يُدعى (ماكس ) |