| Kardeşlerini karda görmeye gittin ve sana Fido'yu vermelerini istedin. | Open Subtitles | بعد زيارتك لإخوانك في المنطقة الثلجية طلبتَ منهم أخذ أخاك فيدو |
| Emekli olduğun gece seni eve bırakmamı istedin. | Open Subtitles | ,في الليلة التي تقاعدتَ فيها طلبتَ منّي أن أوصلك للمنزل |
| Anlıyorum. Size yardımcı olmamı istediniz çünkü ben burada çalışıyorum? | Open Subtitles | فهمت, طلبتَ مني أن أساعدك لأني أعمل هنا, أليس كذلك؟ |
| Bu sabah pis işleri yapması için onu göndermemi sen söyledin. | Open Subtitles | هذا الصباح طلبتَ منّي إرسالها لتأدية أعمالنا السيئة |
| İstediğiniz gibi, tutukluların yemekhanede toplanması emrini verdim. | Open Subtitles | جمعتُ المحتجزين في قاعة الطعام كما طلبتَ تماماً |
| Tıpkı istediğin gibi yakın bir yere park ettim dostum. | Open Subtitles | لقد أبقيتها قريبة تماما مثل ما طلبتَ مني يا رفيق. |
| İçecek olarak "kukuruki" sipariş ettiğinden olmasın? | Open Subtitles | ربما بالطريقة التي طلبتَ بها الشراب |
| Seni şeytanın elinden kurtarmam için ayin düzenlememi istemiştin. | Open Subtitles | طلبتَ مني جلسة طرد أرواح لتحريركَ من قبضة الشيطان |
| Sonra gelip gözetim ekibi istedin ama daha onu halledemeden şimdi de bunu istiyorsun. | Open Subtitles | ثم طلبتَ فرقًا للمراقبة وقبل أن أوفرها ، تأتي إليّ بهذا |
| Ağda yapmaya başlamasını mı istedin? Hayır. | Open Subtitles | هل طلبتَ منها أن تستخدم الشمع لإزالة الشعر؟ |
| Ortağın olmamı istedin. | Open Subtitles | أنتَ لم تستئجرني، طلبتَ منّي أنّ أكون شريكتكَ. |
| Kimliği belirsiz beyaz bir erkek istedin. | Open Subtitles | لقد طلبتَ منّي العثور على ذكر أبيض مجهول الهويّة |
| Yani iddiana göre sen benden babasının kanını almamı istedin ama ben yanlışlıkla ona çiçek hastalığı bulaştırdım. | Open Subtitles | لذا فنظريتكَ هي أنّكَ طلبتَ منّي سحب دم الأب، لكنّي بدون قصد حقنتُه بالجُدَري |
| Çok üzgünüm, ama benden net olmamı istediniz, ben de net olacağım. | Open Subtitles | أنا آسف للغاية، لكنكَ طلبتَ منّي أن أكون مُباشرًا معك، لذا سأفعل |
| Davanızda ikinci koltukta oturmak için bir ortak istediniz. | Open Subtitles | لقد طلبتَ شريكًا كي يكون المعاون في قضيتك |
| Test yaptırmamı sen söyledin. | Open Subtitles | أنت طلبتَ مني أن أخضع للفحص لم أكن أعرف أن هذا سيؤثر حقاً |
| İstediğiniz gibi şefin maddi durumunu kontrol ettim. | Open Subtitles | راجعتُ طلبات المالية الخاصة بالرئيس، كما طلبتَ. |
| O yüzden öldürmemi istediğin halde Kim Hye Jin'i öldürmedim. | Open Subtitles | لهذا السبب لم أقتل كيم هي جين عندما طلبتَ مني ذلك |
| Yine 3 Venus kataloğu mu sipariş ettin? | Open Subtitles | هل طلبتَ ثلاثة كتالوجات أخرى من "فينوس"؟ |
| Kraliçene, aynayı kimin verdiğini bulmamı istemiştin. | Open Subtitles | طلبتَ أن أجدَ الرجلَ الذي أعطى المرآةَ لملكتك. |
| İstediğinizi koparmak adına biraz alıştırma yapmak için patronunuz gibi davranmasını istemiştiniz. | Open Subtitles | طلبتَ منها أن تمثّل دور رئيس العمل ليكون بمقدورك أن تشحذ همّتك حتى تحصل على مبتغاك. |
| Bana gelip değişmek istediğini söylediğinde, bu tarz işleri ardında bırakmak istediğini düşünmüştüm ama görüyorum ki yanılmışım. | Open Subtitles | عِندما أتيتَني و طلبتَ تغيير دينِك ظننتُ أنكَ عنيتَ أنكَ تُريد نِسيان تِلكَ الأساليب لكني أرى الآن أني كُنتُ مُخطئاً |
| Telefonda bi konuda benden yardım isteyeceğini söylemiştin. | Open Subtitles | طلبتَ مني بالهاتف أن أساعدك بخصوص أمر ما |
| Hayır, efendim. Siz bu kitapları... internetten istemişsiniz. | Open Subtitles | كلّا، سيّدي، أنت طلبتَ هذه الكتب على الانترنت |