| Kalp krizi mi? Evet, biraz göğüs ağrısı ve Hazımsızlık hissedebilirsiniz. | TED | حسنا، عندما تشعر ببعض الألم في الصدر أو عسر الهضم |
| - Burası. Hazımsızlık galiba. | Open Subtitles | إنه قليل من عسر الهضم على ما أعتقد سوف يمر |
| zengin beylerin sıkıntısıdır Hazımsızlık... yemekler, güzel yemekler! | Open Subtitles | ما هو السؤال القادم "السادة الأغنية عندهم، الأولاد: عسر الهضم! |
| O mideyle Pepto-Bismol fabrikasının (bir tür mide ilacı) kapısına dayanmadığına şaşırdım doğrusu. | Open Subtitles | ،بمعدتك هذه أنا مندهشة أنه لم يتم إصابتك بالرصاص أثناء اقتحامك مصنع أدوية عسر الهضم |
| Sakın midem falan deme. | Open Subtitles | إياك وتقول عسر الهضم |
| Ben senin gerçekte zihinsel sindirim güçlüğünün ızdarap olmaksızın bundan deneyim kazanıp yemen için gönderdim. | Open Subtitles | لهذا ارسلتك لتأكلي لاجلي وهكذا احصل على التجربه بدون معاناه من عسر الهضم |
| Doktor hazımsızlığın adama iyi geleceği düşüncesinde değilse tabii. | Open Subtitles | إلا إن كان يعتقد أن الرجل العجوز ! سيفيده عسر الهضم |
| Malesef ona hazımsızlıktandır dedim. | Open Subtitles | لقد أخبرته أنه ربما كان يعاني من عسر الهضم |
| Bende Hazımsızlık yapmaya başlıyorlar. | Open Subtitles | هم يَبْدأونَ إعْطائي عسر الهضم. |
| - Önemli değil. Yalnızca-- - Hazımsızlık. | Open Subtitles | .. ليس شيئاً خطيراً، لقد كانت تعاني من - عسر الهضم - |
| Ama benim hissiyatımın sebebi Hazımsızlık da olabilir. | Open Subtitles | قليلاً يمكن ان يكون عسر الهضم فقط |
| Belki birazcık. Hazımsızlık olduğunu düşünmüştüm. | Open Subtitles | ربما قليلاً ، إعتقدتُ هذا عسر الهضم |
| Hayır, sadece biraz Hazımsızlık, mide bulantısı, şişkinlik çekiyorum. | Open Subtitles | كلا، لدّي هذا عسر الهضم الغريب والغثيان، والشعور بالإنتفاخ! |
| - Olumsuzluğa. - Evet, olumsuzluğa neden oluyor. Ve olumsuzluk hazımsızlığa neden oluyor sonra Hazımsızlık da... | Open Subtitles | صحيح السلبية كل هذا المشاعر الداخلية ...تسبب عسر الهضم |
| Evet, mide bulantsıyla uyanırım diye oraya koyuyorum. | Open Subtitles | نعم ، اضعهم هنا في حالة عسر الهضم |
| Sadece biraz midem yanıyor. | Open Subtitles | فقط القليل من عسر الهضم |
| Hem midem de hasta. | Open Subtitles | عسر الهضم... ِ |
| ...hayati bir sindirim rahatsızlığı geçirdi. | Open Subtitles | تسبب فى حالة مميتة من عسر الهضم. |
| - Biraz sindirim güçlüğü çekmeye ne dersin? | Open Subtitles | كيف تكون صاحبه قضية عسر الهضم ، فتاة ؟ |
| Çektiğim hazımsızlığın nedeni anlaşılıyor. | Open Subtitles | هذا يفسر عسر الهضم |
| ve umarım göğsündeki sancı hazımsızlıktandır. | Open Subtitles | إني امل فقط أن ألام الصدر التي يعاني منها هذا الصباح ناتجه فقط عن عسر الهضم |